Bu aralar benim mottom bu, çayını iç, kitabını oku, gerisini fazla düşünme. Kendi fanusumu yarattım, kitaplar, yünler ve pişirdiğim ekmekler arasında geçiyor günlerim. Geçirmeye çalışıyorum daha doğrusu. Yazmak istiyorum, hatta bazen çok heves ediyorum, yazıp yazıp taslak olarak kaydediyorum ama sonradan okuyunca beğenmiyorum. Ülke gündeminden bunaldıkça ruh halim yazdıklarıma yansıyor. Hissettiklerimi, düşüncelerimi, endişelerimi yazıp kimsenin içini karartmak istemiyorum. İstiyorum ki yine yazdıklarımı okuyanlar gülsün, çok kısa bir anlığına da olsa günlük dertleri unutsunlar. En büyük marifet şu fani dünyada insanların yüzüne bir gülücük kondurabilmek, birazcık neşe ve ümit verebilmek. Ama bilmiyorum ki nasıl olacak... Hem hala okuyan var mı ki burayı? ;)
29 Kasım 2015 Pazar
Pişt!
Bu aralar benim mottom bu, çayını iç, kitabını oku, gerisini fazla düşünme. Kendi fanusumu yarattım, kitaplar, yünler ve pişirdiğim ekmekler arasında geçiyor günlerim. Geçirmeye çalışıyorum daha doğrusu. Yazmak istiyorum, hatta bazen çok heves ediyorum, yazıp yazıp taslak olarak kaydediyorum ama sonradan okuyunca beğenmiyorum. Ülke gündeminden bunaldıkça ruh halim yazdıklarıma yansıyor. Hissettiklerimi, düşüncelerimi, endişelerimi yazıp kimsenin içini karartmak istemiyorum. İstiyorum ki yine yazdıklarımı okuyanlar gülsün, çok kısa bir anlığına da olsa günlük dertleri unutsunlar. En büyük marifet şu fani dünyada insanların yüzüne bir gülücük kondurabilmek, birazcık neşe ve ümit verebilmek. Ama bilmiyorum ki nasıl olacak... Hem hala okuyan var mı ki burayı? ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
