11 Ekim 2011 Salı

Eski dostum

Beni bu kadar üzüşün..
Ne gidişinden,
Ne yokluğundan,
Ne de artik esirgediğin dostluğundan,
Sadece ama sadece,
Beni ben yapan,
Sendeki yansimamin yokluğundan...


Hayatımda yazdığım şiire benzer şeyler, bir elin parmaklarının sayısını geçmez. Bu yukarıdaki bundan seneler önce, yüreğimde çok ama çok derin bir iz bırakarak hayatımdan çıkıp giden bir dost için yazılmıştı. Yaşadığım üzüntüyü, hayal kırıklığını, acıyı, eksiklik duygusunu daha fazla içimde tutamayıp bu şekilde boşaltmıştım satırlara. Eski blogumda yayınlamıştım daha önce. Yeniden blog yazmaya başladığımda eski yazılarımı yeniden tarih sıralamasına koyup şurada yayınlamaya başlamıştım. Eski blogun son iki yazısını bu akşam yayınladım ve böylece eski blogumu hangi ruh hali ile kapatmış olduğumu yeniden hatırladım.

O zamanlar, bu eski dostumun beni, blogum vasıtasıyla takip ettiğini düşünmüştüm ve zaten son yazıya gelen yorumlardan biri de bu düşüncemi doğrular nitelikteydi. Ben de çileden çıkıp blogu komple silerek izimi kaybettirmek, kendimi O'na tamamen unutturmak istedim. Hala kırgındım, kızgındım ona. Detaylara girmek istemiyorum, çünkü ancak şu anda diyebiliyorum ki yaşananlar, hissedilenler sebeplerden daha önemli.

2004 yazından beri dünya gözüyle görmedim Onu. Onca zaman, artık O'na ihtiyacım olmadığına, zaman içinde ortak noktalarımızı yitirdiğimize ve artık birbirimizin hayatından tamamen çıktığımıza kendimi inandırmaya çalışmakla geçti. Zaman zaman rüyalarımda buluştum onunla. Aramıza hiçbir şey girmemiş gibi okul sıralarında oturduk yeniden. Geçen zamana ve yaşananlara inat, rüyalarımda gezdik, tozduk, eğlendik, dertleştik bunca sene. Ve her seferinde, ertesi sabah uyandığımda,  kendime artık onunla arkadaş olmadığımızı hatırlatmak zorunda kaldım içim sızlayarak.

2009 kışında bir bayram günü aradı beni. Telefon numarasını telefonumun hafızasından silmiştim. Ama kendi hafızamdan silmeyi başaramamışım ki cevapsız çağrılarda numarasını görünce hemen tanıdım. Bu sefer ben aradım, çünkü arayan "O" olduğu için değil gerçekten telefonun sesini duymadığım için açmadığımı bilsin istedim. Konuştuk... Garipti... Birşeyler eksikti aramızda. Sanırım ne o beklediğini buldu, ne de ben. Sadece 1 defa daha konuştuk daha sonra. "Gelirim, görüşürüz" dedi.. Görüşmedik... Aramadık bile birbirimizi bir daha. Aramızdaki herşeyin bir anda eskisi gibi olmasını zaten beklemiyordum ama onca zaman sonra yeniden birbirimizle konuşacak cesareti ve isteği bulmuşken eski yakınlığı kuramamak kötüydü, ama ne yalan söyleyeyim, ilk ayrılık kadar koymadı bana. Çünkü ben zaten onu gözden çıkarmıştım. 

"Unutmuşum" dedim. "Köprünün altından çok sular aktı" dedim. "Ortak hiç bir şeyimiz kalmamış zaten" dedim. Düşünmez oldum O'nu... "Artık küs değiliz nasılsa, Facebook'ta arkadaş bile olduk" diye içim rahatladı. Yüreğimden bir yük kalktı sanki. Çünkü insan geçmişinin koca bir parçasını, hem de sevdiği bir parçasını, koparıp atamıyor ki... Geçmişimiz olmadan biz neyiz? Kimiz? Yaşadıklarımız olmasa biz, bugünkü biz olur muyduk? Onun araması sayesinde barıştım geçmişimle, en azından içinde onun olduğu anıları yüreğimde bir sızı ve sıkıntı olmadan hatırlamayı başarır olmuştum. Ama hala içten içe kızgındım Ona, bizi bugünlere getiren kadere, darılmamızda payı olan herşeye ve herkese... "Hayat bu, bize ne getireceği, bizden ne götüreceği belli değil" dedim durdum kendimi avutmak için.

Dün gece yine rüyamda gördüm O'nu. Yine beraber yedik, içtik, güldük, eğlendik. Sabah kalktım yine içim buruk... "Madem bitti dostluğumuz, bu rüyalar da nesi?" diye soruyor insan kendi kendine. Bunca zamandan ve yaşanandan sonra neden hala rüyalarıma giriyor? Ben de giriyor muyum acaba onun rüyalarına? Kaybettiğimiz birşeyleri rüyalarımızda yeniden bulmaya çalışmak neden?

Bu duygularla yatağıma gittim bu gece, içimden Orhan Veli okumak geldi. Uzun zaman sonra açtım Orhan Veli'nin şiir kitabını ve şu satırları buldum;

MEYHANE
Madem ki sevmiyorum artık,
O halde, her akşam
Onu düşünerek içtiğim
Meyhanenin önünden
Ne diye geçeyim?..

Bu gece anladım ki artık Ona olan özlemim kırgınlığımdan baskın hale gelmiş. O zamandan beri ağlıyorum işte...

6 yorum:

  1. Benim de var öyle bir eski dostum. Biz küsmedik de. Ama onu görmeyeli seneler oldu. Ayda bir rüyamda görürüm, içim sızlar. Rüyamda görmesem herşey daha kolay olacak...

    YanıtlaSil
  2. Yıllar duygularımızı degiştiriyor.Bir zamanlar öfkeyle andıgımız kişi birgün bir bakıyorsunki gözünden yas olmus süzülüyor özlemle.Ama rüyalar hep aynı.Cok uzun yıllar önce cok sevdiğim birini, hala rüyamda o hep sevdiğim haliyle görürüm.Kalbimin atısı bile hiç degişmemiş gibi, ne tuhaf.Rüyaların bize söylemek istediği birsey var diye düşünürüm.

    Kalbimiz birseylerin üstesinden gelmeye calısırken -mesela bir dostun yoklugu gibi- kendimizi korumak için duvarlar örer,sınırlar ceker biz farkında olmadan.Sonra birde bakarız kendinden yoksun bırakarak üzüntü veren kişi aslında baska biri olmustur kalbimiz bizi korumaya calısırken.Belki böylesi daha iyidir.
    Üzülme Selenim,rüyalarını cok ciddiye alma.Bazı eski dostlar sadece rüyalarda hala dosttur:)

    YanıtlaSil
  3. Handan, aynen öyle... Rüyamda görmesem herşey daha kolay olacak.

    Seçilcim, belki de sen haklısın. Dünden beri yorumunu her okuduğumda son cümlen kafama balyoz gibi inip beni kendime getiriyor sanki... Sağol :)

    YanıtlaSil
  4. Ne kadar guzel yazmissin, cok etkilendim okurken... Benim de var(di) oyle bir eski dostum. Facebook ve bulusamama hikayesini biz de yasadik... Tamamen sildim zannediyordum, yazini okurken gozlerim dolunca anladim ki kendimi kandirmisim. Ama sen de ne yazmissin be Selen :)

    YanıtlaSil
  5. Sağol Evren :) Ama bence sana bu kadar dokunmasının sebebi senin de böyle bir yaran olması...

    YanıtlaSil
  6. HA ha ha Selencim, sabah sabah zılgıtımı da yedim :) Kendime kızıp kapattım yorumları, sürekli yorum var mı diye bakmaktan bir hal oluyordum. Hepsi kapalı değil gerçi, bak bugün açmıştım bir yorum yeri, kızma hemen :D

    Hem sen bana kızacağına otur da yazı yaz bakiim, bitmedi mi bu mazeret izni daha?

    YanıtlaSil