19 Ocak 2011 Çarşamba

Aslında ne kadar hamaratım?

Son iki yazıma baktım da kendimi pek ahkam keser buldum. Hele de örgü battaniyelerime gelen yorumlar yüzünden şu konuya bir açıklık getireyim istedim. Yazdıklarım yüzünden beni pek gözünüzde büyütmeyin arkadaşlar. İşin özü, her ne kadar ilkokul çağından beri örgü ve tığ işi yapsam da aslında ben örgü konusunda çok ta marifetli bir insan sayılmam. Örgü örmeyi manyaklık derecesinde seven, hırslı biriyim o kadar. Ama örgüm, tığ işlerim muntazamdır, kendime hayatta bu konuda laf söyletmem. Öyle arada kaçmış ilmek, yanlış örülmüş motif ve benzeri örgü hataları bulamazsınız yaptıklarımda. Çünkü hata yaptığımda dayanamaz söker, orasını baştan örerim. Böyle de hastalıklı bir mükemmeliyetçi yanım vardır. Beni başarıya ulaştıran da odur büyük ihtimalle.

Sizin bilmediğiniz, burada yayınladığım başarılarımın yanında evimde, kimseciklere göstermediğim, örülüp sökülmüş şeylerden oluşan bir yığınım olduğudur. Bir tek Özgür bilir bu yönümü. Bakar haftalarca örüp durduğum bir şeyi almışım elime harıl harıl söküyorum bana ilişmez o zaman. Alıştı artık tuhaflıklarıma. İnanmayanlar için işte size örülüp yarım bırakılmışlardan oluşan güncel bir yığın.

Evet, yanlış görmüyorsunuz, o futbol topu büyüklüğünde bir yumak...
Mesela en sinir olduğum şey hayatta takma kollu bir şey örmeyi beceremeyişimdir. Bir türlü kol genişliğini o gövdedeki açtığım kol yerine denk getiremem. Uydurmak için arttıra arttıra örer dururum sonunda dikince bir bakarsınız kollar birer karış uzun olmuş. Ailede bir orangutan olsa onu mükemmel giydirebilirim ama ördüğüm takma kollu kazak ve hırkalar hiçbirimize yakışmıyor maalesef. İstanbul'a taşındığımızdan beridir son üç senede kendime 2 adet takma kollu hırka ördüm ve sonunda giyip üzerimde gördükten sonra birini tamamen söktüm diğerinin de kollarını söküp yeleğe çevirdim. Çünkü ikincisi tiftik yündendi daha fazla sökemedim. Aynı şekilde bir tane küçük oğlana ördüğüm hırkayı da gerekenden daha uzun kollu olduğu için söktüm tamamen.

Son 3 sene içinde kendime bir tane anvelop, şeker pembesi bir hırka daha ördüm. Modeli şahaneydi. Tamamen Burda Örgü dergisine harfiyen uyduğum için hayatımda yaptığım en güzel takma kollu hırka oldu ama gelgelelim hangi ruh hali içinde kendime şeker pembesi bir hırka örmeye karar verdiğimi hatırlayamadım ve 3 senede sadece 2 defa giyince geçenlerde bir cinnet anında onu da söktüm tamamen. Şeker pembesi ne alakaydı inanın hala bilmiyorum. Ben aslında tam bir mavi insanıyım. Mavinin tüm tonlarını severim. Hele de mora bayılırım. Bundan 2 sene önceydi ben kendime bir şeyler örmek için her yerde mor renkli yün arıyordum ama hiç bir yerde mor ipi bırak mor bir mendil bile yoktu. Uzun uğraşlar sonunda bir yerden mor ip buldum, yeleğimi ördüm giydim şansıma o sene mor patlaması oldu bir anda tüm vitrinler ve kadınlar morun çeşitli tonlarına bulanıp döküldüler ortalığa.

Sonra bir de Özgür'e ördüğüm o süveter var. İstanbul'a taşınmışız, şirketi kurmuşuz makine satacağız diye ama daha ortada bir makine yok. Özgür kapanmış eve, harıl harıl bilgisayarda çizim yapıyor. Ben de azmettim O'na bir süveter örücem diye. Ama adamı kaldıramıyorum ki bilgisayar başından ölçü alayım. Mecburen o kapanmış çizim yaparken sırtına dayamak suretiyle enini boyunu belirleyip ördüm. Tabii örerken bir kere bile denettiremediğim için, süveteri ancak tamamen bittikten sonra giydi üstüne. Yanları ve omuzları tamamen dikilmiş, hatta kol ve yaka lastikleri bile örülmüştü. Giydiğinde görmeniz lazımdı. Ben hep adamı iki büklüm bilgisayar başında sırtından ölçerek süveteri ördüğüm için, kısacık olmuş, lastiği göbeğini bile örtmedi. Çok güldü bana, dalga geçti epey bir süre. Ben de tabii oturdum tamamen söktüm ve bir daha da Özgür'e bir şey örmemeye yemin ettim.

Geçen yaz kendime çok güzel gri buklet iple bir yelek ördüm. Modeli falan süper oldu tam anlamıyla, ama gel gör ki yelek göbeğimi 2 defa dolanacak kadar bol oldu. Tamam İstanbul'a geleli beri yaklaşık 10 kilo almış olabilirim ama insan kendini bilmez mi? Gövdemi 2 defa dolanacak kadar bol bir şey giymeye de ihtiyacım yok henüz. Onu sökmedim Allah'tan, kayınvalidem çok beğendi ve de üzerine tam oldu o yüzden O'na verdim.

Bunlardan başka, beyaz bir kazağı söküp reglan kollu bir hırkaya çevirdim ama ipi yetmediği için kolları ve boyu biraz kısa oldu. Ördüğüm mor yeleğin modelini beğenmediğim için söktüm kısa kollu hırkaya çevirdim ama tabii ki kollarını yine denk getiremediğim için sinirlenip bıraktım elimden. Öyle bitirilmemiş duruyor resimde gördüğünüz üzere.  Bunun dışında başlayıp bir karış ördükten sonra tekrar söktüğüm şeyler kaç taneydi hatırlamıyorum bile. Tığla sık iğneden 2 tane de çanta ördüm aynı sürede ama tabi yine biri tamamen söküldü, diğeri ise üşengeçlikten  ıvır zıvır çantası olarak kullanılıyor şu anda. Yukarıdakı yığında da futbol topu büyüklüğünde bir yumak var evet, yanlış görmüyorsunuz, o da yine son 3 sene içinde örüp söktüğüm bir şal. Renk dönüşümleri bozulmasın diye bölmeden tek yumak yaptım mecburen. Yani sonuç olarak bakarsak 2007 eylülünden beri sürekli birşeyler örmüşüm ama kullanılabilecek olanlar bir elin parmaklarını geçmiyor. Galiba tığ konusunda örgüye göre biraz daha başarılıyım.

İşte böyle, itiraf ettim rahatladım. Beni gözünüzde büyütüp çok marifetli olduğumu sanmayın arkadaşlar. Ben de gördüğünüz üzere, aslında sürekli birşeyler örüp söken bir nevi deliyim. O kadar örünce arada illa ki güzel bir iki şey çıkıyor merak etmeyin. Biraz cesaret gerek sadece insana.  Benim kadar manyak olmanıza gerek yok, siz sakin olun, kendinize güvenin yeter.

8 yorum:

  1. yine çok tatlı anlatmışsın. gülerek okudum :)

    YanıtlaSil
  2. güldürdün beni Selen, su süveter hikayesini pek bir komik buldum.tabii sen bakma güldügüme ben o kadar beceriksizimki istanbulda annemin evi bile hala beni yarim islerle dolu.icinde öyle kazak süveter falan gibi kesme artirma isi olan bir parcada yok yani.düsün artik sen benim halimi.ama pek hevesliyim su battaniye isine, birgün yapacagima inaniyorum.mükemmelliyetci yanimin sabirsiz yanima yenilmeyecegi bir vakit:))
    buarada battaniye harika görünüyor ,ellerine saglik...

    YanıtlaSil
  3. Yasemin, teşekkürler. Kirli çamaşırları döktüm ortaya ama merak etme senin battaniyeyi alnımın akıyla tamamliycam inşallah :)

    Öğle Uykusu, alınan mesaj inşallah gaza getirici bir mesajdır. :)

    Kitty, hele bir de süveteri giymiş Özgür'ü görseydin eminim daha komik gelirdi. Madem bir örgü geçmişin var (yarım bitmiş farketmez, bknz ben) ben inanıyorum azıcık azimle gayet güzel kıvırırsın sen bu işi. www.garnstudio.com 'a bir göz at istersen, çok basit modeller var. :)

    YanıtlaSil
  4. orangutana uyan kazaklara bayildim, gece gece kahkaha attim,,, cok guzel bir anlatim,,

    YanıtlaSil
  5. Yaban, teşekkür ederim :) Yazılarımla bir kişiyi bile gülümsetebildiysem ne mutlu bana. :D

    YanıtlaSil
  6. :)) yazılarınızın beni hep gülümsettiği kesin. :) şu linkteki koltuğu görünce siz aklıma geldiniz,bunu Ancak Selen hanım başarır dedim.
    Ben motif örmeyi hiç sevmem, yani aynı şeyden bir yığın yapmayı.. Bilmem koç burcu sabırsızlığı mıdır? :)
    Ama görüntü pek hoş.
    http://sannaochsania.blogspot.fr/2012/09/mormors-fatolj.html
    Şimdi zaten elişi filan yapmıyorum, fakat boş duruyorum diyemem tabi. Ama eskiden çooook örgü örer ve çok severdim. Şekillerini azıcık uydurup, genelde saçörgüsü ile süslerdim.

    Ama koltuk oymaktan nefret ederdim sizin gibi. Herşeyi düşük kollu yapardım. :)

    Şimdi kendim haşmetli bir endama sahibim, örülmüş şeyleri yakıştıramıyorum, oğlan büyüdü. Eşimde hıım ördüklerimin sonucunda aldığım tepkiler beni mutlu etmedi demek ki, ona pek örmedim. Ben bir şey yaptıysam çoşkulu beğeni isterim, eğer öyle olamzsa hıım demek ki çok beğenmedi diye vazcayarım. :))))
    Benim örgü zamanlarımda dijital foto yoktu ki, size resim yollayayım desem. Hatta bir çoğu ile fotoğraf yoktur bile. :)
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaha alemsiniz, koltuğu anca görebildim. Hep tabletten giriyordum internete, ve maalesef pek linki kopyala yapıştır olayını beceremiyorum orada. :P

      Gerçekten insan emek harcayıp birilerine bir şeyler örünce en azından hatır için, verilen emeğe saygı için örülen şeyin kullanıldığını görmek istiyor. Böyle hiç giyilmeden fırlatılıp atılınca bir kenara üzülüyorum ben ister istemez. Kullanılacağı garanti şeyler örmek en mantıklısı o yüzden. Son zamanlarda hep atkı örüyorum ben, ören memnun kullanan memnun :)

      Sil