Benim büyük oğlanı bu halde görünce doğal olarak oturduğum yerden fırlayıp, panik içinde bu soruyu sordum. Ben dehşet içinde suratına bakıp evdeki olası tehlike noktalarını bulmak için kafamdan binbir çeşit senaryo geçirirken, ikisi kahkahalar atarak suratımdan okunan dehşete gülmeye başladıklarında anladım bunun şaka olduğunu. Sonrasında yüzüne yaptığı bu gerçekçi makyajı takdir ettim tabii ki. Eh ne diyeyim, uzun zaman sonra ilk defa göz farım bir işe yaramış...
Geçen gün oğlanlarla Migros'a gidebilmek için epey dil dökmem gerekti. Büyük oğlan, "Gitmek istemiyorum Anne, sen git biz evde oturalım" diye tutturdu. "Oğlum evladım, ben de bayılmıyorum bu sıcakta marketten eve poşet taşımaya ama sizi tek başınıza evde bırakacak halim yok herhalde" deyip zar zor götürdüm bunları markete. Aman ne surat astılar görmeliydiniz. Haklılar belki ama ben ne yapayım? İki fırlama oğlanı evde tek başlarına bırakmayı gözüm yemedi doğrusu. Sonrasında ikisini neşelendirmek için yapmadığım şaklabanlık kalmadı. Buna rağmen aradan epey zaman geçmiş olduğu halde büyüğü hala somurturken görünce "Ne oldu? Niye hala somurtuyorsun? " diye sordum. Aldığım cevap ne olsa beğenirsiniz? "Bütün esprilerine gülmek zorunda mıyım Anne?"
Büyüyorlar... Serpiliyorlar... Kendi fikirleri, kendi espri anlayışları, kendi karakterleri oluşmaya başlıyor. Bazen Uğur'a bakıyorum da hangi arada bu kadar büyüdüğüne aklım ermiyor. Ve bazen ben çok korkuyorum. Öyle böyle değil, ciddi ciddi paniğe kapılıyorum. İçim daralıyor. Sanki koca bir öküz gelip göğsüme oturmuş gibi hissediyorum. Göğsüm sıkışıyor, nefes alamıyorum. Büyüdüklerinde, ergenliğe girdiklerinde başıma neler gelebileceğini kestiremiyorum. Ne beklemem gerektiğini bilmiyorum. Kendimi buna nasıl hazırlayabilirim zaten onu hiç bilmiyorum. Var mı önerebileceğiniz bir kitap? Şimdiden okumaya başlayayım bari ben...


