6 Ocak 2014 Pazartesi

Sen ve Ben

18 Haziran 1998 - Okul Bahçesi
Dün akşam, yine tüm çocukları uyuttuktan sonra balkonda buluştuk seninle. Yine montumun fermuarını ben bir türlü beceremediğim için sen kapattın. Bahçe katında kediler mesken tutmasın diye katlayıp duvara dayadığımız sandalyelerimizi açıp oturduk geceye karşı. Birer cigara yaktık karşılıklı. Çocuklardan, herkeslerden gizli... İkimiz de 40'ına merdiven dayamış iki çocuk gibiyiz, anne babalarımızdan, çocuklarımızdan gizli sigara içiyoruz kış günü balkonda. Beraberken içmeye başladık ve sadece beraberken içiyoruz. Bazen araya seneler, bazen aylar, bazen günler giriyor. Ama ayrıyken aklımıza hiç sigara içmek gelmiyor. Gönül tiryakiliği bizimki. İki gönül yan yana olmayınca sigara bile aynı tadı vermeyecek biliyoruz.

Ne diyordum? Oturduk geceye karşı.. Soğuk, sisli, puslu, iğrenç bir hava vardı dışarıda. Kim bilir kaçıncıya nefret ettik bu şehirde yaşamaktan, kaçıncıya hayaller kurduk büyük şehirden kaçmak üzerine. Dün gece yeşillikler içinde bir arsa aldık, evi yaptık üstüne, akşamları şömineye karşı kitaplar okuduk ailece, ateş yakıp oturduk başında, bahçesinde meyve sebzemizi yetiştirdik sonra çocuklarla dalından kopardıklarımızı yedik... Sen bahçede oğlanlarla futbol oynadın, ben verandada kızla birlikte örgü ördüm... O ormanın kenarındaki arsada kaldı senin gönlün, biliyorum. Sırtını ormana yaslamış, köye bakan yamaçtaki o arsa... Dün gece, gelecekteki müstakbel şehirden kaçış yuvamız oradaydı işte, ama bu sefer ormandan gelen çakallar bizim tavuklara musallat oldu. O yüzden bir köpek almak şart oldu, ama köpek konusunda anlaşamadık. Ben dedim Kangal sen dedin Alman Kurdu... Sonra ben "Devamlı kalamayacaksak orada, köpekleri (anlaşamayınca her birinden birer tane aldık mecburen) kime bırakıcaz? Yazık. En iyisi kedi, hem buraya da getirebiliriz o zaman" Yemedin tabi, "Evin içinde hayvan olmaz Selen, buluruz elbet köyde köpeğimize bakacak birini" dedin. Sustum o zaman. Biliyorum günün birinde o arsayı alıp üstüne o evi yaptığımızda bahçesinde besleyeceğin köpeğe benden önce sen kıyamayacaksın. Arkanda bırakmamak için binbir takla atacak, bir kılıf uyduracaksın. "Dükkana da bekçilik eder hem" falan diyip getireceksin onu şehre, sonra iki arada taşıyıp duracağız hayvanı... :)

Temmuz 1999 - Fethiye
Sonra evcil hayvan muhabbetini duyan, bizim sitenin sarman kedisi geldi yanımıza. Oturdu balkonun önündeki çimenlerin üzerinde. Bizle birlikte geceyi izledi bir müddet. Konuşmalarımıza kulak kabarttı kesin. Kendini bize yamamaya çalışıyor bence, ama sen hiç yüz vermedin hayvana. Zaten muhabbetimiz de içini baymış olmalı ki gitti bir süre sonra, çünkü iş konuşuyorduk o sırada.

İş ve gelecek konusunda seninle yine bir sürü plan yaptık dün gece. Sonra da kendimize güldük. Ne zaman böyle planlar yapsak bir bakıyoruz öyle gelişmeler oluyor ve öyle sürprizler sunuyor ki hayat bize; tüm kurduğumuz planları iptal edip yeni şartlara göre sil baştan yeni bir plan yapmamız gerekiyor. O da ancak koşullar yeniden değişene kadar yürürlükte kalıyor. Mesela 1 ayda bitecek diye sipariş verdiğimiz kalıp için tam sekiz ay beklemek zorunda kalıyoruz, ya da Çin'den getirdiğimiz kalıplar çalışmıyor, o zaman ürün basamıyoruz, satış yapamıyoruz, sonra leasing ve fabrikanın taksitlerini ödeyemiyoruz gidip parasızlıktan şerefsizin biriyle ortak olmak zorunda kalıyorsun. Gün geliyor o şerefsizden bıkınca da "Eeeh yetti be al paranı başına çal" deyip ceketini alıp çıktığında, yeni bir başlangıç yapmak için tası tarağı toplayıp İstanbul'a dönelim diyebiliyoruz.. Veya bir yerlerde birisi başka birinin başına anayasa kitapçığını fırlatıyor, bir yerde bir ağaç kesiliyor veya bambaşka bir sebepten hop bir hükümet krizi çıkıyor, bir bakmışsın dolar bir gecede  fırlayıp 2 lirayı geçiyor, euro ise 3 liraya dayanıyor ve bir hafta önce yaptığımız tüm planlar alt üst olabiliyor. Bir hafta önce müşterisi hazır makinayı bitirebilmek için uğraşırken bir hafta sonra dolar ve euro fırlayınca, aynı makinayı kimse almak istemiyor. Bugüne kadarki tüm birikimi makina yapıp ortaya koymuş tam paraya çevirecekken döndük mü yine en başa? Tüm siyasetçi çocukları birer ticari deha canına yandığımın memleketinde, biri on, onu yüz yapıveriyorlar, bir tek biz senelerdir tırmalaya tırmalaya bir halt olamadık. Gerçi çok saçma hatalar da yaptık geçmişte, bazen yeni gelecek planları yaparken eski yaptığımız abuk sabuk hataları hatırlatıyoruz birbirimize. Çok güldüğümüz veya çok içimizin acıdığı şeyler oluyor. Hayat devam edip gidiyor, yarın ne olacağı hiç belli değil ama biz bir günlük bile olsa yine de bir plan dahilinde hareket etmeyi seviyoruz. Körolmayasıca mühendis yanımız, hiç kendimizi koyverip "anı yaşayalım, geleceği bırak bir saat sonrasını bile hiç düşünmeyelim" diyemiyoruz. İkimizin de arkasını kollayacak zengin bir babası ve nüfuzlu tanıdıkları yok neticede.

Komiğiz, en olmadık zamanlarda en olmadık şeylere gülebiliyoruz ama bugüne kadar kaç tane uçuk kaçık plan yaptık en çok onu düşündükçe gözümüzden yaş geliyor gülmekten. Daha 5 ay önce tepemiz atmış  herşeyi boşverip çocuklarla Bodrum'a yerleşme kararı almıştık. 1 sene önce Avrupa Yakası'nda bir ev alma planları yapıyorduk. 3 sene önce İstanbul'un karşı yakasında ne işimiz var, bizim işyerimiz bu tarafta, seviyoruz biz Anadolu Yakasını diyorduk. 8 sene önce artık hayatımız İzmir'de, iki çocuk yeter, herhalde ileride buradan bir ev alırız, çocuklar burada okula başlar diyorduk. 10 sene önce Gönen'e yerleşmiş, organize sanayideki bir arsaya kendi fabrika binamızı inşa etmiş artık hayatımız burada şekillenecek diyorduk. 13 sene önce Kanada'ya göç edelim diyorduk. 14 sene önce seninle ilk işimizi kurduk ve sonraki 1 sene boyunca kelimenin tam anlamıyla süründük... Hayatta hep, artık bir yere yerleşelim, kök salalım dedikçe oradan oraya savrulduk.

Ama çok şükür becerdik mutlu olmayı biz bu hayatta. Sağlıklıyız, huzurluyuz, bir aradayız bunlar yetiyor insana aslında. 2 metrekare bir balkon, gün geliyor 2-3 dönüm bahçenin yerini tutuyor. Kocaman binaların bahçe katında bir daire, bahçeli bir evin yerini tutuyor. Apartmanların arasından görünen küçücük bir parça gri gökyüzü, yeşillikler içinde bir evin terasından izlenen, pırıl pırıl yıldızlarla süslü lacivet bir gecenin yerini tutuyor. Akşamdan akşama edilen iki saatlik sohbet, ayrı geçirilen koca bir günün yerini tutuyor. Çocuklarla evde geçirilen huzurlu bir gece, pek çok konserin, sinemanın, başbaşa çıkılan romantik yemeğin yerini tutuyor. Pek çok şey yaşadık bugüne kadar, beraber büyüdük seninle. Zaman zaman birbirimizin gırtlağını sıkacak kadar kızdık, bağırdık, çağırdık, hatta birşeyler fırlattık birbirimize ama sonunda beraber mutlu olmanın yolunu bulduk. Çok şükür Yaradan'a seni karşıma çıkardığı, hayatımızı birleştirmemize izin verdiği için.

2012 Eylül - Çatalca
Bu yazı senin içindi, biliyorum gizli saklı okuyorsun blogumu, yoksa Handan'ın oğlanın burnundan sümüğü emerek çıkardığını nereden bileceksin. Sonuçta dün gece diyordun ya "Allah ömür verirse, bundan 2 sene sonra, 5 sene sonra, 10 sene sonra neler olacak acaba? Ne umuyoruz ne verecek hayat bize?" diye işte benim tek umudum bundan önceki gibi bundan sonra da yine seninle bir hayat. Varsın maddi hiç bir şey vermesin hayat bize, şu an sahip olduklarımızdan hiçbirini alıp götürmesin yeter.  Benim biricik dert ortağım, en yakın dostum, can yoldaşım, hayat arkadaşım, çocuklarımın babası, çocukluk aşkım... Sen var ya sen, sen anlarsın, akıllı adamsın :)

18 yorum:

  1. Şuraya bir nazar boncuğu asar mısın Selencim...

    Hep birlikte, hep mutlu olun. Gerisi ufak tefek ayrıntılar:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah Handan, inşallah... Çok sağol :) Doğru söylüyorsun gerisi hep ayrıntı... Sevgiler... :)

      Sil
  2. Ay ağlattın be Selen! :P Pek duygusal bir yazı olmuş... dediğim gibi rengarenk notlar olmalı bu blogun adı... Hep böyle birlikte gülsün yüzünüz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evren :) Bu seferki böyle oldu ne yapalım :P Çok teşekkür ederiz, inşallah öyle olur :)

      Sil
  3. Selen ne güzel yazmışsın aynı bizi yazmışsın. Planlar planlar ve geldiğimiz noktada birbirimizden başka hiçbir şeyimiz yok:) belki de böylesi daha iyidir deyip duruyorum bu aralar. Sevgiyle kalın:) itü makine fakültesi değil mi orası?

    YanıtlaSil
  4. Yeliz, sağol :) Benzer düşünen insanlar hep benzer planlar yapıyor anlaşılan :D Aynen dediğin gibi bizde de senelerdir plan yapıp duruyoruz ama bir arşın yol alabilmiş değiliz. Kısmet :) Allah sevdiklerimizden ayırmasın da razıyız artık bu duruma..:D

    Ve evet, orası İTÜ Makina Fakültesi :) Özgür Makina bense Tekstil okuduk orada.... Son senenin son final sınavı öncesi çekilmişti o resim. :)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Tesadüfün böylesi:))) ilker tekstil ben makina okudum aynı fakültede:)) biz 1996-2000 arası okuduk. Demek sizlerle 2 sene berabermişiz. Ay böyle bi fena oldum şimdi. Çok severdim okulumu belki ilker olduğu için bilemedim. Hala o yılları özlemle anarım
    Sevgiler mutluluğunuz daim olsun

    YanıtlaSil
  6. Hahaha Yeliz, şimdi her şey aydınlandı bak. Ben de geçenlerde facebookta bizim sınıftan Aytaç'ın hanımı Ayşe ile seni aynı fotoğraf karesinde görüp kendi kendime "Allah Allah ne alaka ki?" demiştim :D

    Biz 93 girişliyiz, ben bir sene hazırlık okudum. Ben 98 de mezun oldum ama Özgür yok stajdı yok bitirme projesiydi diye uzattı okulu. O sizinle beraber 2000'de mezun olmuş demek. :) Biz 99'da evlendik, Özgür mezun olunca babam "Nihayet bi mühendis damadımız oldu" demişti :D

    Ne güzel günlerdi... Ben de çok sevgiyle ve özlemle hatırlıyorum o günleri, ve o yokuşu :P

    YanıtlaSil
  7. Aa evet ya ayşe ilkerin sınıf arkadaşı:) bakma ilker de askerden kaçmak için 2005'e kadar uzattı üç senelik evliydik o vakitler. Hatta bitirme tezindr sağlam katkım olmuştu. Ay böyle eski bi dosta kavuşmuş gibi hissettim hey gidi:))

    YanıtlaSil
  8. Mutluluğunuz hep daim olsun inşallah :)

    YanıtlaSil
  9. Selen.. 12 saat icinde ikinciye agladim.. Sen biliyon ilkini..ama bu sefer icim isinarak agladim.. Allah sizi ayirmasin.. Tencere, kapak hep ayni dolapta olun.. Varsin olmasin full teknoloji mutfak.. Ninemizin tel dolabi da korur o tencere kapagi.. ;)

    YanıtlaSil
  10. Kıyamam sana :( Amin canım benim, çok teşekkürler tüm güzel dileklerin için. Allah sizi de ayırmasın :) Öperim

    YanıtlaSil
  11. gönlünüze göre olsun her şey canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin. Çok teşekkürler Baharcım :)
      Sevgiler

      Sil
  12. Selen Hanım ağlanılmayacak gibi değildi yazı. Demek ki yorumlarına varıncaya kadar okuyormuş, merhaba Özgür Bey. :)) Allah'ım ağız tadınızı hiç bozmasın. Şu üstteki duaya bayıldım, tencere kapak, hep aynı dolap. Amiiin.
    Siz balkona kedicikler için kutu koyun. tamam sandalyede yatmasınlar, ama şehirde tek sığınacakları yer araba motorları olmasın. Bende size bizim Rottweiler eğer kısırlaştırılmayıp seneye yine doğurursa bir yavru vereyim inşallah.:))))
    ( bu seneki yavrular 10 gün önce bitti)
    Kangal bağlanmaya gelmez, hep çok geniş alan ve sürü ister. Benim en sevdiğim köpek alman kurdu çok yaygaracıdır ya, çok kafa şişirir.
    Rott az havlar, yerinde havlar. Reklamını da yapıvereyim. :)
    Ve soğukta yuva bulan o pisicikler size hayalinizdeki o ev için dua ederler eminim. :)
    Ciddiyim, her hayvanın ayrı bir zikri vardır, kedininki de "ya Rahim" imiş. Bunu bilen kedi, size mi dua etmiyecek?
    Benim ilk blogumdan, ilk yazının linki: (dua ile ilgili bir hikaye var)

    http://paticikler.blogspot.com.tr/2007/08/maydanoz-kizim-bu-yaznn-asl-tarihi22.html

    (Bu yorumu yolladıktan sonra pişman olacağımı bile bile yolluyorum Selen hanım, patavatsızlığımı bağışlayın lütfen olur mu?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amiiin, çok çok teşekkürler güzel dua ve dilekleriniz için. Linkteki yazıyı ancak okuyabildim, ve bayıldım çok hoşmuş, teşekkürler paylaştığınız için :) Kedilere gelince bizim sitenin kedileri torpilli aslında. Sokaktan ayrı bir dünya gibi burası duvarlar çok yüksek ve dışarıya çıkmaları imkansız gibi birşey. Çok fazla çocuklu aile var ve sürekli besliyorlar kedileri. Ufacık bir büfemiz var büfenin önünde bahçeye yayılıp güneşlenen en az 10-12 kedi oluyor hep. Bizim balkona sığınmaya ihtiyaçları yok pek sizin anlayacağınız. Arada gelip saksılarımı devirip, yeni yıkadığım balkonda çamurlu pati izleri bırakarak eğleniyorlar yaramazlar. :)

      Sevgilerimle...

      Sil