Çocuklar da heyecanla bekliyorlar yeni kardeşlerini. Okullar tatile girdi, karneler alındı. Ömer'inki (mükemmeliyetçi herif) hepsi 5, ama Uğur'da 2 tane 4 var. İlk dönem hiç çalışmadı ki eşek sıpası, sadece 2 tanecik 4'le yırtması bence mucize. Hem boyundan büyük hayalleri hem de öyle rahatına düşkün, sıkıya gelemeyen bir yapısı var ki nasıl olacak ileride ne yapacak hiç bilmiyorum.
Tekvandoda yeniden kuşak imtihanı oldular. İkisi de mavi-yeşil kuşağa terfi ettiler. Bu çarşamba ilk müsabakalarına katılacaklarmış. Çok ciddi bir olay değil çünkü daha kuşak itibariyle müsabık sporcu değiller. Öylesine fasulyeden bir müsabaka yani anlayacağınız ama nasıl heyecanlılar anlatamam. Babaları onlardan daha heyecanlı, "Sabah 9 daymış müsabaka ben işe gitmeyeyim bari o gün" diye geldi dün gece. Sanki 2 değil 3 oğlum var, çok komikler ya.... Hormon topağına döndüm ama aklım hala yerinde çok şükür.
Ben de bu
Bu aralar bu kitabı okuyorum. Evren'in blogunda şu yazıyı okuduktan sonra aydınlanma yaşadım resmen. Annem anlatır dururdu "Hakkari'de memurken hiç kakalı bezini yıkamadım, hep ben tutardım sen tuvaletini lazımlığa yapardın" derdi de inanmazdım. Meğerse çok mantıklı bir şeymiş. Yotube'da en az elli tane video da izledim konuyla ilgili. (Siz de görmek isterseniz Diaper free baby veya Elimination communication diye aratın) Azimliyim bakalım, hayırlısıyla bebiş doğduğunda nasıl acıkınca, kolik ağrısı olunca hareketlerinden mimiklerinden anlıyor insan, işte tuvaleti gelince de anlamayı başaracağım inşallah. Fırsat bulursam size de anlatırım gelişmeleri.
Bu arada kitaplarıma hiç talip çıkmadı, halen kitaplıkta toz tutmakla meşguller. Bu gidişle doğum sonrası bir kütüphaneye bağışlanacaklar. İlgilenenlere duyurulur.