Yavaş yavaş bebekli hayata alışıyoruz hepimiz. Evin düzeni de yerine oturuyor ufaktan. Bazı günler Özge uyuyor da uyuyor ben de evle ilgilenebiliyorum. Güzel yemekler yapıp eve biraz çeki düzen veriyorum. Bazı günler kolik ağrısı oluyor kucaktan inmiyor, uyuyamıyor o zaman tüm vaktimi onunla geçirip evi boşveriyorum. Bazen de bebek uyuduğu halde evde yemek varsa gerisini boşverip tembellik ediyorum. Salonda tozlar uçuşuyor, mutfak darmadağın duruyor, ev çıfıt çarşısı gibi görünüyor (tıpkı şu anki gibi) ama ben oturup internette vakit öldürüyorum, TV izleyip kendimi şımartacak smoothieler yapıp içiyorum, sürekli dantel dergileri inceliyorum falan. Fiziksel olarak tamamen iyileştim diyebilirim ama akıl sağlığım halen yerine gelmemiş olabilir.
Artık kendimi daha iyi hissettiğime ve şu ameliyat sonrası komplikasyonlardan da kurtulduğuma göre yarım kalan işlere geri dönebilirim. Şu yılan hikayesine dönen zayıflama macerama kaldığım yerden devam edebilirim mesela. Gerçi lohusalık bitmeden hamilelik öncesi kiloma dönmüştüm o yüzden çok şükür, bir de hamilelik kilolarıyla uğraşmak zorunda değilim. Ama halen vermem gereken şöyle en az bir 14 kilo var. Ama bugün hava güzel, günlerden cuma, hiçbir şeyin moralimi bozmasına izin vermeyeceğim anacım. O 14 kiloyu gayet güzel verebilirim, geçen yaz azıcık yediklerime dikkat ederek 40 günde 6 kilo vermiştim. Şimdi emziriyorum üstelik, yaza kadar biraz dişimi sıkarsam bikini bile giyebilirim.(!) Hayatımda bikini giymiş insan değilim, ama olsun. Hiç tarzım olmasa da şöyle sağdan soldan yağlar fışkırmadan bir bikiniye sığabileceğimi bilmek güzel olabilirdi. Hele o kiloları vereyim kendi kendime söz verdim; senelerdir "zayıflayınca giyerim" diye sakladığım her şeyden kurtulup kendime doğru dürüst birkaç parça giysi alıp gardrobuma bir çeki düzen vereceğim. Bugüne bugün artık 3 çocuk anasıyım daha bi ağırbaşlı olmam gerekir di mi ama.... Pffffttt ahahahaha.... Ne alıcam ki ben? Tabii ki üstümde daha güzel duran, yeni model bir kaç kot ve de t-shirt... Eski tişörtlerimle de şu resimdeki gibi bardak altlıkları veya nihaleler örerim artık :P

Spor ayakkabı almayı başardım bu arada. Hatta kışlıklar indirimdeyken kendime gelecek sene için güzel bir kışlık mont ta aldım. Gözleriniz yaşardı di mi? Üst baş alışverişi yapmayı sevmeyen, aldığı üç beş parça şeyi de lime lime olana dek giyen ben, hem de 3 çocukla, gittim bir alışveriş merkezinden kendime bir günde iki parça şey aldım. Başımıza taş yağacak! Ayakkabıdan emin değilim, çünkü spor ayakkabılar o kadar dayanmıyor, ama montu herhalde bir on sene giyerim artık. Şu uyuşukluktan da kurtulabilirsem, havalar güzel gittiğinde bebekle birlikte atacağım kendimi sokaklara. İçime fenalık geldi evde otur otur. Ev desen darmadağın. Bari güneş yüzü görürüz de içimiz açılır biraz.
Bahar geldi, içimiz kıpırdamaya başladı tabi. Şöyle bir silkineyim de kışın sıkıntısından, karanlığından, ağırlığından kurtulayım dedim. Eve çeki düzen vermek, camları açıp bol bol havalandırmak, toz almak, dağınıklıktan kurtulmak istedim. Malum dağınık bir evde insan ferah ve tazelenmiş hissedemiyor. Bu sabah bebiş uyurken yatak odasına bir el attım. Uzun zamandır toz alamamıştım. Başucumu temizledim. Tüm ilaç, merhem, bandaj vs hastalık ve hastane çağrıştıran ne varsa kaldırdım, düzenledim. Başucu masamın o temizlenip ferahlamış halini görünce içim açıldı resmen. Hamileyken okurum diye habire salondan yatak odasına kitap taşımışım. Sağda solda bıraktığım kitapları topladım ahanda aşağıdaki yığın çıktı ortaya. Tüm bu kitapları yatak odasına taşırken aklım neredeydi bilmiyorum, hiçbirini de bitirebilmiş değilim. Hepsini salona geri getirdim. Sırasıyla okumaya başlayacağım tekrar.

Bezsiz Bebek'i geri götürebilirim çünkü halen arada sırada geceleri uyumadan önce açıp okuyorum. Bebek büyüdükçe yeni püf noktaları öğreneceğimden eminim. Şimdilik Özge'nin kaka sinyalini öğrendim. Ne zaman kaka yapacağını anlayabiliyorum ve tuvalete tuttuğumda genellikle yapıyor kakasını. Henüz çiş sinyalini keşfedemedim. Bazen kaka yapacak sanıyorum, tuvalete tuttuğumda sadece çişini yapıp bırakıyor, bazen hiç bir şey yapmıyor. Bazense kalın kafalılığım tutuyor kaka sinyalini bile anlayamıyorum, zavallım sonunda patlayıp "Al sana! temizle bakalım şimdi" der gibi bakarak bezine dolduruyor. Çok üzülüyorum o zaman, anlayamadım derdini diye acaip vicdan azabı duyuyorum. Son günlerde de emzirirken hiç sinyal falan vermeden, emmeye bile ara vermeden yapıyor altına. Bebek büyüdükçe yeni yöntemler bulmamız, kendi çarelerimizi üretmemiz şart sanırım. Bu kaçırmalar geçici dönemler biliyorum. Fazla üstünde durmuyorum ve önümüze bakıyorum. Eminim ki pek çok bebekten çok önce bezden kurtulmuş olacak, sonuçta bu bir süreç. Çocuğa, bana ve zamana bağlı bir yol o yüzden arada bazı tümsekler olması normal.
Yoga kitaplarını da yeniden ciddi şekilde ele alacağım. Yaza kadar zayıflayacaksam yogaya da biryerlerden başlamalı artık. Tam Cem Yılmaz'lık oldum sanki; "Demek büyüyünce astronot olacaksın... Eh, sen o zaman şimdiden zıplamaya başla"