Ömer'in dişlerinin çıkmasında biraz sorun yaşadığımızdan bahsetmiştim. Ağzında kendi kendine dökülüp değişen dişler sadece 2 tane. Diğer 4 tanesini hep dişçiye çektirdik. Çok sağlam güzel dişleri varmış. Ama çene yapısına göre dişleri büyük olduğu için, ağzında ilerleyen yıllarda daha büyük bir yer problemi olacak ve büyük ihtimalle bir kaç dişi sağlam olduğu halde çektirip telle diğerlerini düzeltmemiz gerekecek. Yoksa çekilen röntgeni kendim gördüm, arkadan gelen dişlerin hepsinin o çenede bir hizada düzgün durmasının imkanı yok. Neyse benim sorunum Ömer'le değil ama, çocukcağızım paşa paşa gitti dün dişçinin önüne oturup 2 tane süt dişini gıkını çıkartmadan çektirdi. Bir kere de ne şikayet etti ne de dişlerini incelerken gördüm çocuğu. Benim zorum Özgür'le.
Dişçiden Özgür için de randevu almıştık. Bir dişi sızlıyormuş. Günlerce söyledi durdu "dişim çok büyük sorun yaratacak, sızlıyo sürekli" Sanki onun ağzındaki dişin sorumlusu da benim. Her seferinde dedim ki "Özgür madem öyle hissediyorsun bana söylemekle düzelmiyo ki bu diş. Ver bana, götürüp yaptırayım diyecek halim de yok. Git bir dişçiye!" Yok önce benim kafamı yedi. Nihayet dün ikisini de götürdük dişçiye. Alttan gelenlere yer açılması için Ömer'in 2 dişini çekti doktor. Özgür'ün ise esas şikayetçi olduğu dişin değil, ağzının diğer tarafındaki küçük azı dişinin daha acil olduğu ortaya çıktı.
Bana "Benim işim uzunmuş 2-3 dolgu yapılacak sen bir taksi tut, gidin eve. Çocukla burda boşuna beklemeyin dedi." Ben de "Peki" dedim, aldım çocuğumu, caddeye kadar yürüdük karlı havada, bir taksi çevirip eve döndüm, aradan yarım saat ancak geçmişti ki bir baktım bu geldi eve. "Eeee? Noldu? İşin uzundu hani? Niye bu kadar erken geldin?" dedim. Neymiş efendim, duramamış daha fazla. Kanal tedavisi yaptırmak iğrenç bişeymiş te falan filan. Bunu geçen sene kaplama olan dişi apse yapıp şişince suratı sincaba dönen, ağrı yüzünden duvarları tırmalayıp gece uyuyabilmek için tek başına acil servise gidip iğne olan kadına anlatıyor bu arada. Apsenin arkasından ben de kanal tedavisi oldum, günlerce gittim geldim. Dişçinin geçici dolgunun üstüne taktığı kaplamam düştü, gittim geçici yapıştırıcıyla yapıştırttım, sonra geçici dolguyu çıkartmak gerektiğinde bu sefer kaplama dişi sökemedi. Dakikalarca uğraştıktan sonra ancak matkaba benzer darbeli bir aletle sökebildi kaplamayı falan... Neyse tüm bunları ben hiç yaşamamışım gibi, gelmiş bana dişçide yaşadıklarını anlatıyor. Önce birşey demedim ben, adam dişlerinin sağlamlığı konusunda sorun yaşamış biri değil sonuçta. İlk dolgusunu daha geçen sene yaptırdı.
O gece ilerleyen saatlerde Özgür önce Ömer'in dişlerinin ne kadar ciddi bir problem arz ettiğini benim bir türlü anlamak istemediğimi söyledi durdu. Yok efendim ben yeterince üstüne düşmüyormuşum çocuğun. Bana kalsa dişçiye gitmesine bile gerek yokmuş çocuğun. O bakar bakmaz anlamış dişin çekilmesi gerektiğini. Falan filan... Haklı çıktığı için bir kına yakmadığı kaldı. Benim ağzımda inci gibi dişlerim var çok şükür, hayatımda hiç ortodontiste gitmedim. Esas senelerce ortodontik tedavi gören kendisi, bir de kalkmış bana ahkam kesiyor. Ki bu çocuk daha 17 aylıktı ben aradım ortodontisti. "Babasında var, bu çocukta da alt çene çıkıklığı olabilir. Bana normal görünmüyor çene yapısı, ne zaman getireyim kontrole?" diye ilk soran, bir uzman fikri alan benim. Böyle de gözlem altında tutuyorum çocuğu senelerdir. Ama çene ve diş yapısı babasına çekmiş benim suçum ne? Tabii ki sen daha iyi bileceksin çocuğun dişinde sorun olduğunu, çünkü bunu bizzat yaşayan sensin. Sonuçta çocuğa kendi bozuk genlerini kakalamış, kalkmış bir de beni suçluyor.
Bu, çocuk yüzünden kapışma faslı geçti, bu sefer kendi dişine sardı Özgür. Sürekli eliyle, diliyle kurcalıyor dişini. Ağrıması normal mi diye sordu ben de tecrübeli birisi olarak rahatlatmaya çalıştım. Kanal tedavisi üzerine uzuuuun uzadıya sohbetlerimiz oldu. Ama adam bıkmıyor, usanmıyor kendini dinleyip duruyor. Yok efendim dişçinin birşey yok dediği yer hala ağrıyormuş. Koyduğu geçici dolgunun bir kısmı düşmüş, içine dilini sokabiliyormuş. Bakayım dedim, dişçi normal diş formu vermek için dolgunun orta kısmını hafif çukur yapmış. "Yok normal görünüyor, kırılıp dökülen bir şey yok" dedim ama adam inat. İlla herşeyin en doğrusunu kendi biliyor. Koskoca okumuş, diplomalı dişçi bu işi bilmiyor da bu makina mühendisi adam biliyor. En nihayet canıma tak dedi. Baktım adamın ne diş muhabbeti bitiyor ne de dişçi eleştirisi "Özgür dedim, şu 8 yaşındaki çocuk kadar olamadın. İki tane dişini çektirdi dün, ne senin gibi sürekli ağzını kurcalıyor ne de lafını ediyor, yeter yahu! Ya bu işi dişçiye bırak, ya da git bir de dişçilik oku. Kendi dişini kendin tedavi edersin bundan sonra." dedim koydum noktayı.
Aaaaa! Yeter yahu! 2 defa sezaryen oldum, sayısız dolgu yaptırdım, kanal tedavisi de oldum, kaplama diş te yaptırdım, kafamdan kist te aldırdım. Hiçbirinde bu kadar canım tatlı olmadı, hiç bir doktoru da bu kadar eleştirmedim. Özgür'le bu diş muhabbeti yüzünden tartışınca bir de utanmadan bana dedi ki "Tamam tamam, sonuçta eğri bir kaburga kemiğinden olduğunu, seni düzeltmeye çalışmamak gerektiğini unutuyorum bazen, affet." İşte o zaman cinlerim tepeme çıktı resmen. "Bana bak" dedim "Esas eğri olan sensin, her sanatkar bir şaheser yaratmadan önce bir müsveddesini yapar, sen bir erkek olarak o müsveddesin işte... " Ya ne deseydim? Kendi kaşındı. Eminim böyle zamanlarda mühendis bir kadınla evlenmenin bir hata olduğunu düşünüyordur. :P

:)))bozuk gen olayına koptum çünkü aynı lafları bazen bende düşünürüm . sizin evin hallerini anlatışın tarzın çok samimi bazen çocuklarımı bazen kocamı görüyorum tek fark bende üçüz böcekler var biraz daha gürültülü ve kalabalık :)))
YanıtlaSil:) Bu adamlarin canlari cok kiymetli cok...
YanıtlaSilTria, çok sağol :) Ben iki taneyle zor başa çıkıyorum, sana üçüzlerle Allah kolaylık versin valla. Merak ta ettim şimdi maceralarınızı ama ulaşamadım profilinden bloguna.
YanıtlaSilPınar, valla çok merak ediyorum hepsi böyle mi hakikaten yoksa tek numunelik benimki mi?
Can'ı bir gün arı sokmuş, oyyyy, halini görmeliydin. Bir de arıların olduğu yerde birşeyi kalmış, bana git al diyor. Neymiş efendim, arılar onu tanıyormuş, bana birşey yapmıyormuş !!!!
YanıtlaSilBir de hasta olduğunda gıcık eder beni. İlaç al, yok, yat, yok, e kalk o zaman, yok, ya içsene şu ilacı, ilaç sevmem ben...
Hepsi aynı canım, hiç merak etme :D İyi çocuk doğurmuyorlar, mahvederlerdi bizi artık :)
Handan sorma. Çocuktan beter oluyorlar bazen. Ben iki defa sezaryen oldum hiç birinde bu senin diş muhabbetin kadar ahlayıp oflamadım dedim cevabı hazırdı valla. "Senin vücudun ona göre yaratılmış zaten" dedi pişkin pişkin. Ne desek boş...
YanıtlaSil