Bu sabah Özgür'le uyandığımızda bizim yatakta bir adet böcek bacağı bulduk. Bacak olduğunu tahminen söylüyorum, aslında tam olarak nasıl bir hayvanın neresi olduğu epey şaibeliydi. Ama neredeyse minik bir yengecin bacağı gibi kalın ve de sertti. Sıcak nedeniyle kaç gecedir cam pencere açık uyuyan insanlar olarak Özgür'le ben dehşete düştük tabi. Yatağı alt üst ettik böceğin başka bir parçasını ya da kendisini buluruz belki diye ama hiç bir şey bulamadık. Tiksintiyle bulduğumuz "uzvu" çöpe atıp unutmaya çalıştık. Özgür işten döndükten sonra, akşam yemeğinde aramızda şöyle bir konuşma geçti.
Ö- Buldun mu bacağın sahibini?
S- Yok Özgür, aradım heryeri. Nevresimleri komple değiştirdim yok hiç birşey.
Ö- Yok diyorsun da, o bacağın sahibi bu gece topallaya topallaya "sizinle yarım kalan bir hesabımız vardı" diye gelirse ayvayı yeriz bak.
S- Gelecek olsa niye bacağını bırakıp gitsin? Nerede ya gerisi hayvanın?
Ö- Bilmiyorum da epey irice bir bacaktı artık neye aitse...
S- Raid takıyoruz o kadar, nereden geldi ki öyle bir hayvan?
Ö- Pardon? Raid mi? Dalga mı geçiyorsun sen? Raid naapsın o hayvana! Görmedin mi yengeç gibi bi bacağı var...
S- Bilmiyoruz onun bacak olduğunu, belki de meyve kabuğu gibi bişeydir.... Çocuklar bişey yerken dökmüştür...
Ö- Evet sen öyle olmasını tercih edersin biliyorum, yoksa uyuyamayacaksın o yatakta bi daha...
S-.......

ayh! ürperdim be Selen..
YanıtlaSilIyyykkkk....umarım meyve kabuğudur...ama korkma...bir hesaplaşmaya girerseniz senin bacağın onun bacağını döver :-)
YanıtlaSilDeli Annem, hiç sorma halimizi valla, o bacağın sahibini yatağımda düşünmek bile istemiyorum.
YanıtlaSilNeşelihaller, umarım en büyük kozu bacağıdır diyeyim, sen anla. Yoksa zehirli iğne kanca vs gibi şeylerle boy ölçüşemem yani :D