Ömer kesinlikle planlanmış bir çocuk değildi. Daha ilk bebekle başa çıkmayı becerememişken ikincinin gelmesi fikri bile bana çok uzaktı ama garip bir şekilde hamile olduğumu öğrenir öğrenmez "Bunu doğuracağım, çok ama çok zor olacak ama yapacağım. Bunu veren Allah kolaylığını da verir elbet." dedim. İnsan bir tane doğurmuş ve o sevgiyi, mutluluğu yaşamışken o çocuğun da eskiden karnındaki kadar ufak olduğunu, gün gelip böyle sevgi ve hayranlık dolu gözlerle kendine bakacağını bilirken kürtaj olmayı düşünemiyor bile. En azından ben yapamadım.
Ömer zaten hep sevdiğimiz bir isimdi. Anlamının da "hayat, canlılık" olduğunu öğrenince daha fazla düşünmedik. Bu şekilde hayatımıza giren bir bebeğe daha uygun bir isim de bulamazdık zaten.
Depresyonun en dibine vurduktan, deliliğin kıyısına kadar gidip döndükten sonra şimdi diyebiliyorum ki evet gerçekten çok ama çok zor oldu 18 ay arayla iki çocuk yapmak. Tahmin ettiğimden kat be kat zordu. Ama pişman değilim. Ne kadar aksi ve inat bir çocuk olsa da, zaman zaman beni çileden çıkarsa da, sinirden zıvanadan çıktığımda "bunun yerine ikiz çocuk büyütürdüm, ikisi ancak bu kadar yorardı beni" desem de iyi ki doğurmuşum Ömer'i de. Allah'a çok şükür ...
Şimdi biliyorum ki üçüncü de gelir gelmez en az diğerleri kadar çok sevilecek. Garip bir şekilde insanın kalbi ilk andan itibaren yeni gelene öncekilerin sevgisinden hiç eksiltmeden yer açmayı biliyor. O yüzden içim rahat. "Yeni geleni de bu kadar sevebilecek miyim" gibi saçma endişelerim yok artık. Sağlıklı olması dışında öyle çok büyük bir endişem de yok açıkçası. İki çocuktan sonra tecrübeli sayılırım. Bebek bakımı konusunda tereddütlerim de yok artık. Daha çok gündelik hayata yeniden nasıl uyum sağlayacağıma dair ufak endişeler taşıyorum. Mesela ; Allah izin verir de üçüncüyü de hayırlısıyla, sağlıklı bir şekilde dünyaya getirebilirsem, bebekle nasıl olacak hayat? Basit gündelik işler tahminimden daha zor mu olacak? Çocukları okula hazırlayabilecek miyim? Zamanında okula yetiştirebilecek miyim veya okul çıkışı bebekle birlikte onları nasıl okuldan alacağım? Uğur bu sene 5. sınıf olduğu için haftanın 3 günü saat 4'te çıkıyor. Minik bir bebekle önce Ömer'i 2:30 da okuldan alıp sonra 4'te Uğur'u almaya nasıl gideceğim? Hadi Ömer'i kendi çocuklarıyla birlikte eltim okuldan alsa, bir tek saat 4'te Uğur'u almaya gitmem gerekir. Yemek saatlerinde çocukları doğru dürüst doyurabilecek miyim? Vaktinde her işi yetiştirebilecek miyim? Her şeye yetecek enerjim olacak mı?
Bir yardımcı tutma fikri bana bu aşamada çok uzak, birincisi doğru dürüst bir insan bulana kadar harcayacağım zamanı ve enerjiyi kendimi organize etmeye harcarsam daha verimli olurmuş gibi geliyor. İkincisi ve en önemlisi; tam istediğim gibi birini bulamayacağıma inandığımdan evde tamamen yabancı birinin varlığını istemiyorum. Bir de onun için endişelenmek, gerilmek istemiyorum çünkü. Dolayısıyla kulağa delice gelse de her şeyin üstesinden kendim gelmeyi planlıyorum. :P
Bir de taşınma mevzusu var. Seneye bu evde oturmayacağımız, daha doğrusu oturmak istemediğimiz kesin. Bu durumda 3 aylık bebekle evi nasıl toplayıp taşınacağım? Doktor önceden 2 defa sezeryan olduğum için üstünden çok zaman geçtiği ve ben denemek istediğim halde normal doğuma pek yanaşmıyor ve çok büyük bir ihtimalle yine sezeryan yapacak. Bu durumda 3 ayda taşınacak kadar kendimi toparlamış olabilecek miyim? Haziran'da mevcut evin kontratı dolacağına göre en geç Mayıs sonunda yeni ev bulma ve taşınma işlemlerini halletmek gerekecek ki bu da okul kapanmadan taşınmamız anlamına geliyor işte beni en çok geren konu da bu.
Bu aralar en çok düşündüğüm şeyler işte bunlar. Biliyorum zamanı gelince her şey akan su gibi yolunu bulacak ama elimde değil sanki şimdiden planlarsam yeniden bebekli hayata uyum sürecini daha kolay atlatabilirmişim gibi geliyor. Sizce evham mı yapıyorum? Yoksa siz de benim gibi planlı olmaktan bir zarar gelmez diye mi düşünüyorsunuz?




