28 Haziran 2011 Salı

Çanta



Eskiden, ben daha genç bir kızken ve de henüz çoluk çocuğa karışmamışken, çantamın içi her zaman derli toplu ve düzenliydi. Lisede yatılı öğrenciydim, çantaya ihtiyacım yoktu. Üniversitede de hep sırt çantasıyla gezdim. Okul kitapları, ders notları, kalem, silgi, cüzdan, anahtar gibi zaruri şeylerin yanısıra en fazla otobüslerde okumak için bir kitap ve bir şişe su bulunurdu çantamda. Belki bazen bir paket kağıt mendil veya ruj ilave olurdu o kadar. Mezun olup çalışmaya başladığımda çantamdakilere sadece cep telefonu ilave oldu. 

Ama ne zaman evlendim çoluk çocuğa karıştım işte o zaman çantamın içi çarşamba pazarına döndü. Normal bir kadının çantasında olması gereken şeylere bir sürü  ıvır zıvır ilave oldu. Evden çıkmadan önce çanta hazırlarken aklımdan geçenler genelde şunlar oluyor;

"Koca bir paket ıslak mendil olmazsa olmaz, çünkü çocukların ne zaman nerelerini kirletecekleri belli olmuyor. 1-2 paket kağıt mendil de al oradan, her an lazım olabilir. Birinin burnu akabilir, hapşırır, üstlerine bir şeyler dökülebilir, lazım sonuçta. Çocuklar için bir kaç parça yedek kıyafet te koy dolaptan. Malum çocuk söz konusu olunca her şeye hazırlıklı ol sen.  Havanın durumuna göre çocukların şapkalarını unutma. Ne zaman su diye tutturacakları belli olmadığından bir ya da iki tane su şişesini de at çantaya. Sen sonuçta iki çocuk anasısın, biri susayınca diğeri de su istiyor öğren artık. Eh el kremi de şart. Bu ellerle mi insan içine çıkacaksın? Hadi evden çıkarken krem sürmeyi unuttun, bari çantanda bulunsun bir tane de orada burada hatır hutur ellerle insanlarla tokalaşma. Küçük oğlanın alerjik astımı var biliyorsun, acil durumlar için at onun fıs fısından da bir tane çantaya... Ne kaldı başka? Özgür'ün cüzdanı, ki bu en illet olduğum şey. Çantam var diye O'nun cüzdanını da niye ben taşımak zorundayım anlamış değilim. Ben olmadığımda nasıl taşıyorsa cüzdanını öyle taşısın işte. Ama yok, şimdi bunun için hır çıkarma. Milyon tane şey attın zaten çantaya, at onu da gitsin.  Arabayı kullanan sen değilsin ama arabanın anahtarını da koy bakalım çantana, arayıp bulacak olan sensin, çanta senin çantan ne de olsa.  Anneanne veya babaanne çocuklara çikolata mı almış, koy onu da çantaya, aman şimdi görmesinler yemekten sonra yerler..." 

Böyle böyle, benim çanta çantalıktan çıkıp bir nevi bavul halini alıyor. Zaten boyutu da seneler içinde git gide büyüdü. Bu kadar şey başka nasıl sığsın ki? Çanta sanki tuğla dolu, bir ağır bir ağır ki sormayın gitsin. Zaten her daim, ailenin hamalı olarak, her türlü alet edevatı taşımak zorunluluğundaki benim için, bu kaçınılmazdı biliyorum. Ama bunca şeyi çantasında taşıyan biri olarak artık alışveriş merkezlerinin kapısındaki güvenliğe, açıp çantamın içini göstermeye utanır hale geldim. Çantada bir ben yokum. Her türlü abuk şey benim çantamda. Çantayı gören güvenlik beni nasıl içeri salıyor anlamış değilim. Ben olsam çantasında bunca saçma şey taşıyan birisinden mutlaka şüphelenirdim.

Burada acınacak durumda olan benken, Özgür'ün çıkıp ta çantamın bu durumda olması, benim kendi tercihimmiş gibi davranması beni deli ediyor. Bazen bir şeyi arıyor, nerede olduğunu sorup ta "çantamda" cevabını alınca bana; "Ohoo hiç uğraşamam şimdi çantanda onu aramakla. Sen bul da ver bana. İnsan kendini kaybeder o çantanın içinde... cık cık cık..." demiyor mu gözüm kararıyor bazen. Ben de mi bir sorun var anlamadım gitti.  Gidip minicik bir çanta alsam kurtulur muyum acep bu utançtan?

6 yorum:

  1. Güneş kremi, sinek kovucu kremlerin ıslak mendil şekli çıkmış onlardan, mini tuvalet kâğıdı, küçük araba transformers falan , yara bantı, ağrı kesici (O kesinlikle benim için:), mini el feneri, sakız, pastil (o da benim için çok bağrındıktan sonra ihtiyacım oluyor) :D

    YanıtlaSil
  2. Handan çok güldürdün beni :), sanki benim çantanın içindekileri sayıyormuşsun gibi hissettim. Aynen bende de oluyor o transformers ya da bionicle oyuncaklarından, benim de hep çok bağırınmaktan önce sesim kısılıyor ardından gelen kuru öksürük ancak leblebi gibi yediğim pastillerle geçiyor. Bende bazen kolonya da oluyor, eh batticonla gezmemek için sıyrıklara, çiziklere kolonya sürüyoruz bazen.

    YanıtlaSil
  3. Ben sorunu şöyle aştım: İki çanta taşıyorum. Kızım için bir sırt çantası ve kendim için de minicik bir el/omuz çantası.

    YanıtlaSil
  4. İyi fikir ÇokBilmiş, hem böylece sırt çantasını kocaya da taşıtabiliriz. Artık cüzdanını mı koyar içine laptopunu mu orasına ben hiiiç karışmam. :D

    YanıtlaSil
  5. selencim, küçült çantayı, alma hiçbi şey yanına. sizinkiler de o dev çanta olmadan yaşamayı öğrensinler. ben rüyaya rağmen çoğunlukla sadece kendi çantamla çıkıyorum, minik bi şey. cüzdan, cep tel., kitabım. gün boyu dışardaysam bez alıyorum. yedek kıyafet falan almıyorum valla. böyle diyorum ama sen yapmazsın biliyorum.

    cem oyuncak, resim defteri, kalem falan derse, kendi sırt çantasını hazırlatıyorum. kendisi taşıyor.

    * seninkilere iletir misin: çocuklar sizin anneniz bir melek.

    YanıtlaSil
  6. İlahi Yasemin, sen çok yaşa e mi! :D Kendi ıvır zıvırlarını ben de taşıtıyordum bazen ne zaman ki anneanneye giderken ellerindeki lego oyuncağı, karşıdan karşıya geçerken tam caddenin ortasında parçalara ayrıldı o zaman bu işe bir son verdik. Herşeyi yine ben taşımaya başladım. Dediğin gibi hepimize birer küçük çanta ayarlayayım ben, herkes kendi ıvır zıvırını taşısın. Benim çilem de bitsin artık...

    YanıtlaSil