4 seneden fazla olmuş buralara uğramayalı. Öyle uzak kalmışım ki şifremi bile unutmuşum gecenin bir yarısı hesabımı kurtarmayla uğraştım. Neler neler oldu 4 senede... Özet geçecek olursam, 2017 yazında İstanbul'dan Fethiye'nin bir dağ köyüne göçtük. Özgür iş için İstanbul'a gidip geliyor hala. Çocuklar Fethiye'de okuyorlar. Özge büyüdü, ilkokula başladı. Büyük oğlan bu sene üniversite sınavına girecek. Küçük oğlan da seneye. 2018 yazında aniden babamı kaybettik. Babam öyle aniden aramızdan göçünce, dedik hayat pamuk ipliğine bağlı, ne zaman biteceği belli değil, kardeşimle eşini de böylece ikna edip İstanbul'dan buraya getirdik. Onlar da bizimle aynı köye taşındılar. Komşuculuk oynuyoruz şimdi.
Buraya taşınalı beri pek çok yeni insanla tanıştık. Bir sürü yeni arkadaş edindik. İstanbul'dan çok daha faal bir sosyal hayatımız var artık. Tabiatı zaten söylememe bile gerek yok. İstanbul'daki balkonumuzda oturup karşı binaya bakarken hep hayalini kurduğum bir yerdeyim artık. Şimdiki evim dağlara ve ormana bakıyor. Biri psikopat, biri pamuk şeker iki kedimiz, birbirinden salak iki de köpeğimiz var. Köy hayatına alıştık. Köylülerle iyi anlaşıyoruz. Ben bildiğiniz gibi örmeye ve okumaya devam ediyorum. Gelecekle ilgili, kendi arazimizde kendi evimizi inşa etmek, küçük bir turizm ve tarım işletmesi kurmak, yetiştirdiklerimizi yemek gibi bazı planlarımız var onları gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Bilmiyorum hala blog okuyan birileri var mı, zaten eski blogger arkadaşlarımın neredeyse tamamı artık instagram arkadaşlarım da oldular, oradan iletişime devam ediyoruz ama kısa da olsa yazmak, bir ses vermek istedim. Belki birilerine ilham olur, cesaret verir... Kim bilir neye, nasıl vesile olur. Sonuçta bu isteği yüreğe düşüren de belli, Allah'ın işine akıl sır ermez değil mi?
Devamı gelir mi bilmiyorum ama okuyanlara sevgiler...





