4 Şubat 2015 Çarşamba

Yeni uğraşlar

Bütün Şubat tatili hastalıkla geçti. Okul kapanmadan önceki hafta Uğur'un boğazları şişmişti. Okul kapandığı hafta Ömer'in kulağı tıkandı, gittik doktora kulan enfeksiyonu geçiriyormuş. Arkasından perşembe günü bu sefer Özge ateşlendi onu da kulaktan vurmuş mikrop. Hepsi iyileşti bu sefer Pazartesi ben hastalandım, öyle pis bir şey ki ne burun akıntısı ne boğaz ağrısı direk öksürükle geldi yerleşti bünyeye. Başım kalkmadı üç gündür. Bugün anca gözüm açıldı zaten bu haftayı da yarılamışız, sizin anlayacağınız hiç bir şey anlamadım şubat tatilinden.



Ocak ayında Rüzgar Gibi Geçti'yi okudum daha önce filmini de izlememiştim. İyi ki önce kitabını okumuşum, çok güzeldi. Çoğu zaman Scarlett'a sinir olmakla geçti zaten. Son 100 sayfada salya sümük ağladığım da oldu ama kitabın sonu biraz okuyucuya bırakılmıştı o yüzden pek içime sinmedi ama genel olarak süper bir kitaptı. Filmin başından biraz izledim de baktım kitabın çok  çok hızlı bir özeti gibiydi, sevemedim filmini. Kitaptaki Rhett Butler'dan sonra ekranda Clark Gable'ı görünce ne yalan söyleyeyim olmamış dedim. Çok daha etkileyici biri canlanmıştı kafamda artık siz hayal edin kitapla film arasında nasıl bir fark var.

Rüzgar Gibi Geçti'den sonra araya bir Yasunari Kawabata kitabı sıkıştırdım. Daha önce de Kiyoto diye başka bir kitabını okuyup memnun kalmamıştım nitekim bunu da beğenmedim. Murakami de geçen sene beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Yok anacım benim Japon yazarlarla yıldızım barışmadı bir türlü.

Geçen akşam Lady Chatterly'nin Sevgilisi'ne başladım. İlk sayfalar çok güzel akıcıydı, güzelce okundu ama Lady Chatterly'nin kocası ile diğer entel arkadaşlarının felsefi muhabbetleri hele de nezla kafayla hiç çekilmedi o yüzden araya Hush Hush serisinden Fısıltı'yı aldım. Konu olarak pek aman aman sevip tercih ettiğim bir konusu yok ama kolay okunuyor, kafa yormuyor şimdilik en azından gribi iyice atlatana kadar beklentim de bu zaten.

Ekşi mayalı ekmek
Kitaplar dışında bu aralar ekmek imalatına kafayı takmış vaziyetteyim. Uzunca süre ekşi mayalı ekmek yapıcam diye uğraşıp didindikten sonra nihayet başardım dostlar. El alışkanlığı istiyormuş meğer esas püf noktası oymuş. Göründüğü kadar büyük bir zorluğu yok. Tabi bunu yakın zamana kadar kapı ağırlığı olarak ta kullanılabilecek seviyede takoz ekmekler yapan birisi söylüyor. Ekşi mayalı ekmeği ise çocuklar sevmedi. :( Sen uğraş didin onlar burun kıvırsın, hayat böyle bir şey işte. Senin büyük başarın olarak gördüğün bir şeyi birileri çıkıp illa kötüler, eleştirir. İnsanda ne heves kalır ne istek. Ama neyse en azından ekşi mayayı canlı tutabilmek adına haftada bir ekşi mayalı ekmek yapmaya devam ediyorum, Özgür ve ben bayıla bayıla yiyoruz. Çocuklara normal mayalı ekmekler yapıyorum. Zaten hazır un karışımları ile işi o kadar kolay hale getirmişler ki sen kazara paketteki unu hamur haline getirsen bile ekmek olur o derece yani.

Hazır paket unlarıyla yapılan ekmek

Neyse bu akşamlık bu kadar, kızı uyutmam gerekiyor. Kısa kesiyorum şimdilik, yakında yeni bir yazıyla yeniden dönmek ümidiyle. Zaten şu son bir kaç haftalık blog performansım benim bile gözlerimi yaşartıyor. Döndüm galiba ben.

6 yorum:

  1. ekmek yapmak o kadar gözümde büyüyor ki bir el versen bana keşke :)
    çok geçmiş olsun canım, bizde 1 aydır aralıksız hastayız :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler canım. Size de geçmiş olsun, kış hastalıklarla çok zor. Ekmek yapmak sadece biraz cesaret istiyor. Gözünü karartıp ilk kararı verdin mi gerisi kolay. O ilk karar verme aşaması işte bu gözde büyütme olayı yüzünden ekmek yapmanın kendisinden daha zor. :D Ha gayret..

      Sil
  2. Rüzgâr Gibi Geçti'nin sonunu ben de hiç sevmemiştim, insan bir nokta koymak istiyor. Devamı yazılmıştı yıllar sonra. Bir o kadar kalın :-) Oradan devam et bence:-)

    Bir de evde ekmek pişirsem halim ne olur bilmem, fırından çıktığı an bitiririm ben onu:-)

    Murakami'nin bir kitabını tatile giderken almıştım, evet güzel okudum ama hani aman aman etkilenecek bir şey yoktu, dönüşte içine not yazıp uçakta bıraktım, isteyen okusun diye:-)

    Günaydın. Şaşırdım bir an bu kadar kısa sürede yazınca bak, aferim:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gördüm o ikinci kitabı Handan. Ama onu yazan başka biri. Orjinal kitabın yazarı değil. Bir de piyasada yok artık o da, sadece nadirkitap.com'da var. Emin olamadım o yüzden alsam okusam mı diye...

      Evet evde ekmek yapmanın maalesef öyle yan etkileri var Handan :(

      Murakami'nin kitabına iyi yapmışsın. Japon yazarlardan soğudum yeminle...

      Sana da Günaydın, bir gün gecikmeli ama olsun. Performansımı geliştiriyorum bak :D

      Sil
    2. Evet yazar farklı biri. Çok da peşine düşülesi bir kitap değildi :-) Scarlett'in başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmez:-)

      Sil
  3. Benim cocuklar da sevmiyor eksi mayali ekmek... Yalniz degilsin.. Uzucu bir durum...

    YanıtlaSil