20 Temmuz 2011 Çarşamba

Sıcak, çok sıcak...

Havalar sıcak gittiğinden midir nedir, ailecek hey heylerimiz tepemizde son birkaç gündür. Küçük oğlanla birbirimizi yiyip duruyoruz. Nasıl asabi, nasıl alıngan anlatamam. Hiç bir şeye tahammülü, hoşgörüsü yok. İlle dediği olacak, ille de istediği an olacak.  Laf ta dinlemiyor. Bana resmen bağırıyor avaz avaz. Bu yaşta bu sinir! Babası kadar olunca bunu çekecek kadına Allah kolaylık versin.

Anneye babaya bağırılmaması gerektiğini, abiye her kızdığında vuramayacağını, her kızdığımız insanı dövecek olsak en başta kendisinde sağlam kemik kalmayacağını açıklamaya çalışıyorum ama anlamıyor bir türlü. Ne yapacağım bu asabi çocukla ben? Çok canım sıkılıyor bazen. Bana bağırdığı zaman ne hissettiğimi, ne kadar üzüldüğümü, biraz da duygu sömürüsü eşliğinde, anlattım geçen gün. Dilediği özürü son defa kabul ettiğimi ve 3. sınıfa geçen bir çocuk olarak artık daha olgun davranması gerektiğini ve bana bir defa daha bağıracak olursa kendisini kesinlikle affetmeyeceğimi açıkça söyledim. Bu sabah sinirlendiğinde bana "Bana bağırmayı yasakladın ama sen kendin bana bağırıyorsun ne yapıcam şimdi ben?" diye sitem etti. Düşündüm de haklı çocuk. Ama iş bazı konulara gelince öyle mızmız, öyle tembel ve üşengeç davranıyor ki beni çileden çıkartıyor. Söylediğim şeyi yapmamak için binbir çeşit bahane buluyor, bazı konularda sürekli şikayet ediyor vs. vs.. İnsan artık bir yerden sonra "bazı şeyleri de bana her gün söyletmeden yapsınlar" diye bekliyor ve tam tersi bir tutum görüp te bir şeyi yaptırabilmek için 3-4 defa söylemek zorunda kalınca istemeden de olsa sesim yükseliyor. Ne yapsam bilemiyorum bazen. Annelik hiç bitmeyen bir okul sanki. Her gün yeni bir ders, her gün yeni bir sınav... 


Sıcak sadece çiçeklerime yaradı. Geçen ay diktiğim cam güzelim çoştu. Önce tüm tomurcukları çiçek açtı ardından tüm çiçeklerin dökülüp yemyeşil kaldığı bir dönem geçirdi. Sonra satın aldığımdan 2-3 kat fazla tomurcuk yaparak yeniden çiçek açmaya durdu. Cam güzeli güzelleştikçe hemen yanına diktiğimiz açelyaya bir haller oldu. Güzelim beyaz çiçeklerini döküp oturdu. Elbet bulacağım derdi ne ama, laf aramızda cam güzelini kıskanıyor bence.


Çocuklarla tohumdan ektiğimiz çiçekler de çimlendi, hatta epey de boy attılar. Soldaki karanfiller Ömer'in, sağdaki  mavi vapur dumanı Uğur'un seçimiydi. Heyecanla çiçek açacakları günü bekliyoruz. Çocuklardan çok ben heyecanlıyım ya neyse. Kayınvalidem çiçek seçimimizin o minik balkon saksıları için yanlış olduğunu söyledi. İkisi de uzun ömürlü bahçe bitkileriymiş. Ne yapalım, biraz büyüsünler, dallanıp budaklanıp bir çiçek açsınlar da ileride saksı değiştirmesi kolay.

Bunun dışında ördüğüm atkıyı bitirdim. Şimdi yine ne yapacağını bilmeyen, sudan çıkmış balık kıvamında ne örsem diye dolanıyorum ortada. Özgür "Bu sıcakta kafayı yedin herhalde" diyor ben örgü modellerine baktıkça. Ne yapayım yahu, öyle boş boş oturamıyorum televizyon karşısında, illa elimde beni oyalayacak bir iş olması lazım. Ama televizyon desen, zaten çocuklar evdeyken televizyonla pek yakın ilişki kuramıyoruz. Genelde çocukların tekelinde oluyor çünkü. Çocuklarla çizgi film izlemek te bir yere kadar, sonra kabak tadı veriyor. Ben çoğunlukla bilgisayar başında takılıyorum. Dizi sezonu kapanmışken önce Glee'nin 2. ve  Fringe'in  3. sezonunun son bölümlerini izleyeyim dedim. Sezon içinde izlemekten daha iyi böylesi. Art arda 2-3 bölüm izleyebiliyorsunuz böylece, 1 hafta beklemek gerekmiyor yeni bölüm için. Yaz sıcağında Glee kadar iyi giden başka bir dizi olamaz herhalde. Bilmeyenler için Glee, müzikal bir dizi. Bir Amerikan Lisesindeki ezik tiplerin kurduğu koronun yarışmalarda derece almaya çalışmasını konu alıyor. Okulun üst üste eyalet şampiyonu olmuş amigo kız takımının kaptanı Sue Sylvester ise dizinin kötü kahramanı ki kendisi benim favorim. Bayılıyorum kadına. Bu kadar tatlı bir kötü karakter daha olamaz herhalde. Dizideki tüm oyuncuların sesleri muhteşem ve öğretmenleri Will Schuester da 30 lu yaşlarında olduğundan olsa gerek, şarkı seçimleri oldukça güzel. Bayılarak izliyorum, Glee fanlarının kendilerine verdikleri ismi  (Gleek) sonuna kadar hakediyorum bence. Hiç izlemeyenler için buyurun bir tanıtım videosu da benden size günün kıyağı olsun. İzleyin diyorum başka da bişey demiyorum size..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder