5 Nisan 2013 Cuma

Bahar kapıda

Yavaş yavaş bebekli hayata alışıyoruz hepimiz. Evin düzeni de yerine oturuyor ufaktan. Bazı günler Özge uyuyor da uyuyor ben de evle ilgilenebiliyorum. Güzel yemekler yapıp eve biraz çeki düzen veriyorum. Bazı günler kolik ağrısı oluyor kucaktan inmiyor, uyuyamıyor o zaman tüm vaktimi onunla geçirip evi boşveriyorum. Bazen de bebek uyuduğu halde evde yemek varsa gerisini boşverip tembellik ediyorum. Salonda tozlar uçuşuyor, mutfak darmadağın duruyor, ev çıfıt çarşısı gibi görünüyor (tıpkı şu anki gibi) ama ben oturup internette vakit öldürüyorum, TV izleyip kendimi şımartacak smoothieler yapıp içiyorum, sürekli dantel dergileri inceliyorum falan. Fiziksel olarak tamamen iyileştim diyebilirim ama akıl sağlığım halen yerine gelmemiş olabilir.

Artık kendimi daha iyi hissettiğime ve şu ameliyat sonrası komplikasyonlardan da kurtulduğuma göre yarım kalan işlere geri dönebilirim. Şu yılan hikayesine dönen zayıflama macerama kaldığım yerden devam edebilirim mesela. Gerçi lohusalık bitmeden hamilelik öncesi kiloma dönmüştüm  o yüzden çok şükür, bir de hamilelik kilolarıyla uğraşmak zorunda değilim. Ama halen vermem gereken şöyle en az bir 14 kilo var. Ama bugün hava güzel, günlerden cuma, hiçbir şeyin moralimi bozmasına izin vermeyeceğim anacım. O 14 kiloyu gayet güzel verebilirim, geçen yaz azıcık yediklerime dikkat ederek 40 günde 6 kilo vermiştim. Şimdi emziriyorum üstelik, yaza kadar biraz dişimi sıkarsam bikini bile giyebilirim.(!)  Hayatımda bikini giymiş insan değilim, ama olsun. Hiç tarzım olmasa da şöyle sağdan soldan yağlar fışkırmadan bir bikiniye sığabileceğimi bilmek güzel olabilirdi. Hele o kiloları vereyim kendi kendime söz verdim; senelerdir "zayıflayınca giyerim" diye sakladığım her şeyden kurtulup kendime doğru dürüst birkaç parça giysi alıp gardrobuma bir çeki düzen vereceğim. Bugüne bugün artık 3 çocuk anasıyım daha bi ağırbaşlı olmam gerekir di mi ama.... Pffffttt ahahahaha.... Ne alıcam ki ben? Tabii ki üstümde daha güzel duran, yeni model bir kaç kot ve de t-shirt... Eski tişörtlerimle de şu resimdeki gibi bardak altlıkları veya nihaleler örerim artık :P


Spor ayakkabı almayı başardım bu arada. Hatta kışlıklar indirimdeyken kendime gelecek sene için güzel bir kışlık mont ta aldım. Gözleriniz yaşardı di mi? Üst baş alışverişi yapmayı sevmeyen, aldığı üç beş parça şeyi de lime lime olana dek giyen ben, hem de 3 çocukla, gittim bir alışveriş merkezinden kendime bir günde iki parça şey aldım. Başımıza taş yağacak! Ayakkabıdan emin değilim, çünkü spor ayakkabılar o kadar dayanmıyor, ama montu herhalde bir on sene giyerim artık. Şu uyuşukluktan da kurtulabilirsem, havalar güzel gittiğinde bebekle birlikte atacağım kendimi sokaklara. İçime fenalık geldi evde otur otur. Ev desen darmadağın. Bari güneş yüzü görürüz de içimiz açılır biraz.

Bahar geldi, içimiz kıpırdamaya başladı tabi. Şöyle bir silkineyim de kışın sıkıntısından, karanlığından, ağırlığından kurtulayım dedim. Eve çeki düzen vermek, camları açıp bol bol havalandırmak, toz almak, dağınıklıktan kurtulmak istedim. Malum dağınık bir evde insan ferah ve tazelenmiş hissedemiyor. Bu sabah bebiş uyurken yatak odasına bir el attım. Uzun zamandır toz alamamıştım. Başucumu temizledim. Tüm ilaç, merhem, bandaj vs hastalık ve hastane çağrıştıran ne varsa kaldırdım, düzenledim. Başucu masamın o temizlenip ferahlamış halini görünce içim açıldı resmen. Hamileyken okurum diye habire salondan yatak odasına kitap taşımışım. Sağda solda bıraktığım kitapları topladım ahanda aşağıdaki yığın çıktı ortaya. Tüm bu kitapları yatak odasına taşırken aklım neredeydi bilmiyorum, hiçbirini de bitirebilmiş değilim. Hepsini salona geri getirdim. Sırasıyla okumaya başlayacağım tekrar.



Bezsiz Bebek'i geri götürebilirim çünkü halen arada sırada geceleri uyumadan önce açıp okuyorum. Bebek büyüdükçe yeni püf noktaları öğreneceğimden eminim. Şimdilik Özge'nin kaka sinyalini öğrendim. Ne zaman kaka yapacağını anlayabiliyorum ve tuvalete tuttuğumda genellikle yapıyor kakasını. Henüz çiş sinyalini keşfedemedim. Bazen kaka yapacak sanıyorum, tuvalete tuttuğumda sadece çişini yapıp bırakıyor, bazen hiç bir şey yapmıyor. Bazense kalın kafalılığım tutuyor kaka sinyalini bile anlayamıyorum, zavallım sonunda patlayıp  "Al sana! temizle bakalım şimdi" der gibi bakarak bezine dolduruyor. Çok üzülüyorum o zaman, anlayamadım derdini diye acaip vicdan azabı duyuyorum. Son günlerde de emzirirken hiç sinyal falan vermeden, emmeye bile ara vermeden yapıyor altına. Bebek büyüdükçe yeni yöntemler bulmamız, kendi çarelerimizi üretmemiz şart sanırım. Bu kaçırmalar geçici dönemler biliyorum. Fazla üstünde durmuyorum ve önümüze bakıyorum. Eminim ki pek çok bebekten çok önce bezden kurtulmuş olacak, sonuçta bu bir süreç. Çocuğa, bana ve zamana bağlı bir yol o yüzden arada bazı tümsekler olması normal.

Yoga kitaplarını da yeniden ciddi şekilde ele alacağım. Yaza kadar zayıflayacaksam yogaya da biryerlerden başlamalı artık. Tam Cem Yılmaz'lık oldum sanki; "Demek büyüyünce astronot olacaksın... Eh,  sen o zaman şimdiden zıplamaya başla"

14 yorum:

  1. Zipla selenim zipla;)) ay öldüm..;)))))bizde de durum anil. Beklerim okumaya... Ben gittim bir de akvaryum aldim.. Hani bizim büyüge ev hayani lazim yaaa. Gittim onuda doldurdum balik iyidir diye.. 180 litrelik, 9 balikli bir akvaryumun gururlu sahibiyim... ;))))börülce besliyor..basima bir de bunu actim..;))senden kaciklarda var yani....;)))))bir ara bunu da yazicam.. He r de eksi mya ile köy ekegine basladim.. Mayami tuttum bugün... Git al firindan degil mi.....yok kendim yapcam..basima is acmak gibi br huyum var kurusu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arzucum akvaryum olayına biz oğlanlar küçükken girmiştik. Ufak bir cam fanusta 3 tane japon balığımız vardı. İsimleri de "Patlak gözlü kara şeytan", "kara hindiba" ve "papatya" idi. Tabi hepsi sırayla ölüp klozeti boyladılar. :P Balıklar ölünce çocuklar hatırlayıp üzülmesin diye fanusu tıkıştırdık bir yerlere, bakalım sizin 180 litrelik akvaryumu nereye kaldıracaksınız :D

      Sen yazınca benim de aklıma ekmek yapmak düştü. Zaten hep özeniyordum, sonunda dün pişirdim ekmeği. Bir kere ufak ebatta fırına sığan tencerem olmadığı için genişçe bir kapta pişirdim, tadı fena değildi ama benim ekmek doğru dürüst kabarmadı tabi, pita ekmeği kadar ancak kabardı. Kabuğu çok sert oldu bu da pişirme yüzeyi çok geniş olduğu için olabilir diye tahmin ediyorum. Ayrıca fırının kapağını her açtığımda da bugüne dek hiç çalmayan gaz ve duman alarmı devreye girdi tepemizde öttü durdu kafamız kazan gibi oldu. Bir daha ne zaman denerim bilmiyorum artık. Senin ekmek nasıl oldu?

      Sil
    2. Ben eksi mayali ekmek yapacagim icin daha mayalanma devam ediyor.. 7 gün maya olacak.. Bugün 4.günüm... Eskiden türkiyede bu tür ekmek yayginmis.. Simdilerde yok.. Almanyada her firinda bu eksi mayali ekmek.. Ben tarifi bir okul arkadasimin annesinin sitesinden aldim.. Cuma günü ilk kez yapilacak..

      Sil
    3. Site burada.. Benim börülce sultan besliyor mayayi hergün.. Onun icinde bir deney.. ;))) mutfakpenceremden.com eksi maya ve eksi mali köy ekmegi baslikli.. Malesef link olarak ektmedi yorum yazan pencere;(

      Sil
    4. Ekşi mayalı ekmek güzel olur, ben son fiyaskomdan sonra bir süre ara vereceğim sanırım. Ama bu verdiğin linki dibine kadar okuyup not etmeyeceğim anlamına gelmiyor tabii ki :P

      Sil
  2. Tek elle emzirirken yazarsan böyle olur.. Anlarsin insallah olani biteni..

    YanıtlaSil
  3. Özellikle sağlığa kavuşunca gerisi kolaylaşıyor değil mi? Ben ilk ayın en zor olduğunu düşünmüşümdür hep. Sonra arada sakin günler gelir yavaştan, hele evini toparlamış, uyuyan bebeğin sessizliğinde oturmuşsundur. Gerçi bebekler uyuduğunda hiç oturmadım ben, yok iş de yapmadım , deli miyim, hemen yatıp uyudum valla :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle Handancım, git gide kolaylaşıyor, sakinleşiyor ortalık. Benim kız geceleri uyuyor Allah'tan o yüzden oğlanlarda olduğu kadar uykusuz kalmadım hiç. Gece çoğunlukla 1 defa, nadiren 2 defa uyanıyor onda da emzirip altını değiştirdiğimde hemen uyuyor. O yüzden gündüz uyuduğunda keyif yapacak veya işlenecek enerjim oluyor :)

      Sil
  4. demek zıplamaya başla, duymamıştım bunu :D gül gül bir hal oldum :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duymadın demek Bahar, taaa ilk gösterilerinden kalma esprisi bu "Bir tat bir doku" diye CD'leri de vardı hatta :D

      Sil
  5. merhaba takibe aldım bana da beklerim:)
    http://myworldinthebooks.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, teşekkür ederim. Okudum blogunuzu, Genç Werther'in Acıları vardı bende, yazdıklarınızdan sonra ilk fırsatta okuyacağım.

      Sil
  6. Alemsin Selen, seviyorum seni okumayı :)) Bahar ruhu gelmiş sana, ne güzel! Demek bikini giyeceksin... --her türlü yakışır valla :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın Mor Bisikletçi. :) Hiç bikini insanı değilim ben ama olsun, daha çok bikini giyebilme ihtimalimi sevdim :P

      Sil