1 Eylül 2013 Pazar

Çayı koy, geliyorum



Geçenlerde birbirlerini ezelden beri tanıyan iki arkadaşımın facebook'taki fotoğraf albümlerini gördüm de burnumun direği sızladı. Albümün en başında ikisinin de gencecik, saçları uzun, sakalları bile çıkmamış iki tıfıl rockçı iken çekilmiş fotoğrafları vardı. Belli ki üniversitedelermiş. Onu aklınıza gelebilecek hemen her yerde birlikteyken çekilmiş fotoğraflar takip ediyordu; sofra başında muhabbet ederken, deniz kıyısında, kırda güreşirken, üniversitede birlikte gitar çalarken, karlı bir dağ başında yanyana yürürken, evde karşılıklı kahve içerken, barda kadeh tokuştururken, mangal başında ateşi yellerken.... Resimler ilerledikçe ikisinin de yüzünde seneler içindeki değişimleri görebiliyordunuz. Zaman geçmiş, saçları dökülmüş, göbeklenmişler, kırışıklar belirmiş yüzlerinde, saçlar sakallar kırlaşmış, ama resimlerinde hep yan yanalar, hep aynı muhabbet ve gülümseme yüzlerinde... Bazı karelerde hele aralarındaki muhabbet o kadar koyu ki fotoğraf çekildiğinin bile farkında değiller. Birbirlerine bakarken o gözlerindeki ışık hep aynı.. Uzun uzun baktım resimlere ve o kadar duygulandım ki gözlerim doldu.

Özgür'e gösterdim albümü, "Bak" dedim "İnsanın böyle birlikte yaşlandığı bir dostunun olması ne hoş bir şey değil mi?" O da albümü inceledi, uzun uzun fotoğraflara baktı, sonra benim gibi o da içini çekip "Şanslı peze..nkler" dedi. :P

Şaka bir yana öyle özeniyorum ki böyle uzun vadeli dostluklara... Filmlerde veya bazı bloglarda görüyorum, hani kızlar bir araya geliyorlar bir şeyler yapıyorlar, işte o birlikte yaptıklarından ziyade o bir araya geliş şekilleri bazen öyle içimi acıtıyor ki keşke diyorum benim de hayatımda böyle en azından bir tanecik kız arkadaşım olsa... Benim de var elbet çok eski arkadaşlarım, kuzenlerim...  Hatta aynı şehirde yaşadığım halde kırk yılda bir denk getirip buluşunca aradan geçen tüm o senelerin ortadan kaybolduğu, muhabbetine doyamadığım pek çok güzel insan var hayatımda ama benim kastettiğim böyle bir şey değil.

Sık sık görüşebildiğim, hayatımın sürekli içinde olan bir arkadaşım olsun istiyorum. Teklifsiz bir dost, arada sırada telefonu açtığımda "N'apıyorsun? Hadi giyin bilmem nereye gidelim" diyecek, "Çayı koy, birazdan sendeyim" diyecek, veya ne bileyim çat kapı çıkıp evime geldiğinde kendi evindeymişçesine rahat hareket edecek, kendi buzdolabıymış gibi benimkini açıp bakacak birisi... Karşısında kırılıp dökülmem gerekmeyecek, beni her halimle kabul edip beni ben olduğum için sevecek, acı da olsa bana her zaman doğruyu söyleyecek, kavga da etsek barışmak için uzun uzun dil dökmek gerekmeden sadece bir telefonun veya bir kucaklaşmanın yeteceği, çocuklarım veya kocam vesilesiyle değil sadece benim arkadaşım olduğu için hayatımda olacak birisi olsun istiyorum. Gün içinde aradığımda "Merhaba", "selam, naber?", "müsait misin?" gibi şeyler söylememe gerek olmadan "Az önce ne oldu biliyor musun?" diye direk muhabbete dalabileceğim birisinden bahsediyorum ben... Çok şey mi istiyorum?

Beraber yaşlanılacak bir dost  ne kadar zor bulunuyor farkında mısınız? Eğer hayatınızda bahsettiğim gibi biri varsa lütfen kıymetini bilin ve ilk gördüğünüzde ona benim yerime de bir kere sarılın.

9 yorum:

  1. İzmir'de böyle ortamımız vardı, ne güzeldi:-)

    Ama Selencim sen de neredeyse il dışına taşındın, dursaydın şu yakınlarda, gider gelirdik mis gibi:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şanslı kadınsın Handan :) Gider gelirdik hakikaten ne güzel olurdu valla, hep bu Özgür'ün işleri...

      Sil
  2. çocukluk dostum var 1 tane böyle :D
    sanırım şanslıyım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şanslısın hakikaten Bahar :)Kıymetini bil..

      Sil
  3. Benim yillar sonra tekrar buldugum eski bir arkadasim var bildigin gibi. Tam senin dedigin gibi degil, uzaklardayiz ama sanal sanal kahve iceriz kendisiyle arada bir. Simdi bu yazini okuyunca kendisine bir mail gönderdim, "Bu kez cay koy, geliyorum" dedim :)) Fakat gecen gün ictigim cayin yanindan sarkan kagittaki su sözü de yazmadan gecemeyecegim Selencim: " En iyi dostun daima kendi ruhundur". Birlikte yaslanmasi da garanti ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hindiba, ne güzel.. :)Sen de şanslı azınlıktan sayabilirsin kendini. İyi ki uzakta bile olsa, (hatta hiç gerçek hayatta tanışmamış bile olsan :D) böyle yakın hissettiren güzel insanlar var hayatımızda yoksa hayat çekilmez olurdu. :)

      Ne güzel bir fikirmiş içilen çayın yanına böyle derin anlamlar içeren sözler bırakmak :) Kendiyle barışık insanlar için çok ama çok doğru bir sözmüş :D

      Sevgiler..

      Sil