Bu aralar canla başla kitap "okumaya çalışıyorum". Okunacak öyle güzel kitaplarım var ki elimde, onları okuyabilmek için resmen yırtınıyorum. Ama benim yaramaz kızım hiç izin vermiyor. Gündüzleri büyük bir hevesle uyutuyorum yatağına yatırıyorum sonra alelacele işlerimi toparlayıp çayımı veya kahvemi alıp atıyorum kendimi koltuğa, tam kitabı açıyorum hop uyanıyor zilli.. Kesin kokusunu falan alıyor, "Hah bu kadın keyif yapıyor, madem işi bitti kalkayım ben" diyor yoksa bu kadarı tesadüf olamaz artık. Güvercinin Kanatları'nı hele de böyle bir okuma temposunda, öyle zor bitirdim ki anlatamam, hayatımda en zorlanarak okuduğum kitaptı. Şöyle bir kendimi kaptırıp gidemedim, hep ite kaka ite kaka, zoraki okudum bitti. Hiç bir kitabın bitmesini bu kadar hevesle beklememiştim. Okumasanız çok büyük kayıp olmaz bence, sonu da beni çok tatmin etmedi. Hep daha sürprizli bir son beklemiştim niyeyse, velhasıl ben çok zevk alamadım.
Sonracığıma bu ay gaza geldim ben, geçmişteki feci hezimetlerin üzerine bir sünger çekip yeniden ekmek yapmayı denedim. Bu sefer buradaki tarifleri uyguladım ve inanır mısınız sonunda becerdim işte. Yumuşacık, mis gibi, lezzetli ekmekler yapabiliyorum artık. Ama annemden minik bir püf noktası öğrendim; ekmeği fırına vermeden ve de fırından çıkarır çıkarmaz üzerine bir fırçayla süt sürüyorum, hem güzel kızarıyor hem de kabuğu yumuşak oluyor. Şimdilik instant maya kullanıyorum inşallah yakında ekşi mayaya terfi edebilirim. Özgür'ün yaptığım ekmekler için yorumu ise şu oldu; "Tam da ben, artık borçları da kapatmışken, bundan sonra elime geçen parayı küçük bir sahil kasabasında 25'lik bir çıtırla yerim diyordum ki şu son icraatınla sen çıtayı çok yükselttin, bu kadar hamaratını da bulamam bu saatten sonra, hadi gene yırttın..." :P
Özge her geçen gün büyüyor, yaramazlık yapmaya da başladı. Bu aralar en büyük zevki üzerinde oynadığı yorganın altında kalan halının püsküllerini yalamak. Ne kadar görmesin diye yorganı üstlerine de sersem bir bakıyoruz, kaşla göz arasında halıdan inmiş, göbeği parkede boylu boyunca uzanarak yorganı kaldırmış altında püskül arıyor.
Henüz kendi kendine desteksiz oturamadığı için şöyle bir geçici çözüm bulduk. Yorganda yuvarlanmadığı, halı püskülü yalamadığı veya şu aşağıdaki pembe koltuğunda bacaklarını durmadan sallamak suretiyle deli gibi sallanmadığı zamanlarda salonda bizimle birlikte oyalanıyor böylece. İnşallah kendi kendine oturmayı becerdiğinde ben de çamaşır sepetime kavuşacağım tekrar, o zamana kadar #dirençamaşır
Okulların açılmasına çok az kaldı, heyecanla günleri sayıyorum. Oğlanlar da evde otur otur kafayı yeme noktasına geldiler, ne yapsınlar şaşırdılar artık. Bir gün oturmuş dalgın dalgın bilgisayarda birşeyler yapıyordum Uğur geldi;
Uğur - Anne, eve kocaman, böyle devasa bir karasinek girmiş
Ben- Hani nerde?
ve Uğur benim güneş gözlüğümü takmış vaziyette evde dolanan Ömer'i gösterdi...
| Arka fondaki dağınıklığı görmezden gelin anacım, malum bebekli kadınım... :P |
Püskülsever arkadaşa hayranım :)
YanıtlaSil:)
SilBilgehan'ın da kutuda yaşadığı böyle bir dönem vardı. Güya hareket etmeyen çocuk önüne ne kadar sandalye dizsem de gidip öteki uçlardan yere düşünce çareyi kutuya oturtmakta bulmuştuk:-)
YanıtlaSilYeni okul yılı çok güzel geçsin çocuklarımızın :-)
O minik bıdıkı yumur benim için.
Benimki de sepette yaşıyor bu aralar, yuvarlanarak her yere ulaşıyor ama emekleme dört ayak üzerine kalkmak yok henüz.
SilAmin Handan inşallah :) Bıdığı da seve seve yumururum söz :)
canım :)
YanıtlaSilböyle karşılıklı konuşur gibi olmuşuz biz :)
ishal geçti, sanırım bir dönemden geçtik bu hafta kakasını hem beze hem tuvalete yaptı. dedimki bu işi beceremedim galiba ben :(
dün akşam dışardaydım babası tuvalete tutmuş bir güzel yapmış. sanırım ben stres yaptım o da hissetti, baba relax olunca hep onla rahat rahat yapmış :D
Baharcım, hastalık veya gelişimsel aşama zamanlarında tuvalet iletişiminin aksaması normal. Böyle zamanlarda tuvalete yapmadı diye üzme kendini, hasta olunca bizim bile canımız hiç bir şey yapmak istemiyor hele onun tuvaletini nereye yapacağına konsantre olması zor. Hastalık, diş çıkarma, yürüme, konuşma vs o aşamada kafası neyle meşgulse o devreyi atlatınca ilişkiniz eski rutinine oturur. Hiç endişelenme. Arada böyle iniş çıkışlar hepimizde oluyor, iki ileri bir geri devam ediyoruz işte :D
SilSevgiler
Seninki püskül benimki sehpanin ayagini yalar..ne yapsak, uzaga götürüp yairsak, döne döne geliyor Buz gibi metal sehpa ayagini yaliyor benimki.. :) ekmek harika..sana yazdiydim zaten... Özgüre selam.. Benim ki de senin ki de otursunlar oturduklari yerde koca göbekleriyle..onlara bu yastan sonra kimse gelmez..gelse gelse para yemege gelir..en iyisi oturup bizim citir ekmekleri yesinler.. :))))
YanıtlaSilAynen, nereye koyarsan koy kafaya takmış bir kere, bulana dek uğraşıyor zilli. Senin sehpa bacağı daha iyiymiş, bizim halı püskülünden daha temizdir en azından :P
SilÖzgür'e zaten dedim, "senelerdir borçtur harçtır, maddi sıkıntıyı ben çekiyorum eğer parayı bulunca başkasıyla yerim sanıyorsan anca rüyanda görürsün" diye. Cesaret edemez bence artık, o kel kafasını yararım adamın :D