Oğlanlar sabrımı zorlarken ve de ben saatler süren bir mücadelenin ardından Özge'yi nihayet uyutabilmişken, kahvem yanımda buraya iki satır yazı yazmaya çalışıyorum. 9 günlük bayram tatili vesilesiyle zıvanadan çıkmış oğlanlar bebeği yeniden uyandırmadan önce kaç dakikam var bilemiyorum ama bazen, ruhen çok ama çok zorlanıyorum. Özellikle de bugünkü gibi büyükler, esas laf dinleyecek yaşta olanlar beni çileden çıkarttığında. Nedense insan gibi söylediğimde sözlerimi hiç kaale almıyorlar, en sonunda sinirlenip bağırmaya başlayınca da duygu sömürüsü yapıyorlar, "hemen bağırıyorsun anne" diye. Tek istediğim bebek uyurken sessiz sakin huzurlu bir yarım saat geçirebilmek. Ama hep bir birbirlerine sataşma, ağız dalaşı veya itiş kakış durumundalar. Hiç sakin sessiz bir oturma şekilleri yok.Ya kavga ediyorlar ya da bana birbirlerini şikayet ediyorlar. Oyun oynamaya kalktıklarında da öyle bir gürültü çıkarıyorlar ki sanırsınız evin içinde iki tane at tepişiyor. İkisinin arasında hakem olmaktan ve salak saçma sebeplerden başlattıkları tartışmaları dinlemekten o kadar yoruldum ki anlatamam. Vücut yorgunluğu bu kafa yorgunluğunun yanında hiç bir şey. Küçük yeterince zamanımı alıyorken istiyorum ki bilgisayar, play station veya diğer herhangi bir dijital alet olmadan büyükler kendilerini oyalayabilsinler. Ama ne mümkün! Günlük limitleri var, okul zamanı zaten bilgisayar oyunları yasak, sadece tatil günleri ödevler bitince 2 saat oynama hakları var ve o süre herhangi bir şekilde (bilgisayar başında, play station ya da tablette) dolduğunda başlıyorlar birbirlerine sataşmaya. Tatil günlerinden nefret eder oldum, o kadar yoruyorlar beni. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Öyle çok şey yapasım var ki.. Ama hiçbir şeye zamanım yetmiyor. Bir şeyi tam yapsam on tane şey eksik kalıyor. Özellikle ütü olayı yine kontrolden çıktı. Nasıl nefret ediyorum ütüden... Sadece dışarıda giydiğimiz şeyleri, bebeğin giysilerini ve çocukların okul kıyafetlerini ütülüyorum ama yine de yetişemiyorum. Bu aralar beni en çok bunaltan çamaşır ve ütü olayı. Yıka, ser, kurut, topla, katla yerleştir, ütülenecekleri ayır, sonra da geç karşılarına seyret ve vicdan yap. Kısır döngü... Hiç çamaşır sepetinin dibini göremiyorum. Bir posta yıka kaldır yerine yenisi doluveriyor sepete.

Geçenlerde bir cinnet anında, (sanırım bir buçuk- iki ay oldu, zaman konusunda da böyle şuursuz oldum) evdeki tüm tutacakları attım. Hepsinin tipi kaymıştı, kiminin ucunu yakmışım, kimi yıkanınca kumaş çekmiş kenardan dikişi patlamış süngerleri dışarı çıkmış falan rezalet görünüyordu hepsi. Onca zamanda, evdeki artık iplerle aha anca bu yukarıdakini ördüm. Bittiği halde uzunca bir süre de kenarlarını nasıl yapsam diye orada burada süründü. En sonunda baktım olacak gibi değil, ne zaman motif, kenar süsü vs bulayım diye bilgisayarı açsam kendimi kaybediyorum. Bebek uyurken değerli zamanımı internette veya bilgisayar başında harcıyorum, "başlarım ulen kenar süsüne! mutfak havlusuyla tencere sapı tutmakta bıktım. bari bi tane adam gibi bir tutacak olsun evde" deyip kenarlarını sık iğne yapıp bitirdim. Tutacağı kullanıma açtım nihayet.


Nasıl hevesim var, nasıl yünlere dalasım var ama yok, vakit yok. Örmeyi bırak daha "Ne yapsam" aşamasında takılıyorum, o aşamayı bile geçmeye fırsatım olmadı. Vakit olsa da zaten benden önce yünlere dalan hevesli tipin dolaştırdıklarını anca açıyorum. Ne yapsak bilmem ki... Armut dibine düşermiş. Anası kılıklı kendini kaybediyor yün görünce...
Hala okunacak dünya kadar kitabım var. Bayram, tatil derken aradan şu üç taneyi çıkardım;
Agnes Grey, umduğum kadar iyi değildi. Bir Jane Eyre tadı kesinlikle yoktu klasik mürebbiye hikayesi üzerine oldukça vasat bir romandı bence. (Bronté soyadının hatrına 5 üzerinden 2 puan veririm)
Yaz Bitince, nispeten daha iyiydi ama çok muhteşem diyemem, eh vasattan hallice.(5 üzerinden 3)
Kürk Mantolu Madonna, tek kelimeyle muhteşemdi. İlk sayfadan sarıp içine çekiverdi beni. Bu kadarını beklemiyordum. Klasik deyişle; bir solukta okudum, tadı damağımda kaldı. Başka bir kitabı aldım elime okumak için, ama hala başla(ya)madım, sanırım bunun ardından biraz daha zaman geçmesi lazım. Hala etkisinden kurtulamadım. (5 üzerinden 5)
Neyse, pazar günü başladığım yazıyı, üç günde anca yazıp tamamlayabildim, körolmayasıca Blogger da bir türlü fotoğraf yüklemeyerek bana hiç yardımcı olmuyor. Yoksa daha bol fotoğraflı bir yazı olacaktı ama artık şansınıza küsün.
Not: Herkesin geçmiş bayramını kutlarım.
Canım ya kolay gelsin onca hengamenin içinde üç kitap bitirmişsin kutlanmayı hak ediyorsun. Bravo sana. Kolay değil üç yavruyla ilgilenmek hele bir de günlük rutin işler. Allah yardımcın olsun, tutacağını güle güle kullan güzel olmuş.
YanıtlaSilSağol Fadişçim, bir tane kıytırık tutacakla bu övgüleri hak ettim ya... :) Senin yaptıklarına hep ağzımın suları akarak bakıyorum burada... Yorum yapmaya fırsatım olmuyor bazen ama çok sıkı takipteyim bilesin..
SilSevgiler
Bayramda misafirim de olduğundan bizimkiler bilgisayara düştüler. Laptop, tablet, bilgisayar üçlüsünden birine takıldıktan sonra cuma akşamı Bilgiç ağabeyine ben bilgisayarla oynayamadım yeterince diye kızarken şalterim atmış, kendimden geçtim. Doyumsuzluk inanılmaz boyutlarda. Cumartesi pazar yeniden iki saatlerine dönünce inan daha keyiflilerdi.
YanıtlaSilBen kitap okuyamıyorum bu günlerde. Kafam basmıyor. Hayır o kafayı bir iş için kullandığım da yok ama. Bu gün elimdekini botirebilecek miyim bakalım.
Ben bu aralar hiç bir şeyle doğru dürüst ilgilenemiyorum. Hem feci bir dalgınlık/unutkanlık var hem de konsantrasyon eksikliği. Yeni bir kitaba başlayamadım hala. Çocukların doyumsuzluğu ise beni de çileden çıkarıyor bazen, evde teknolojik ne varsa camdan atıcam diyorum ama bahçe katının dezavantajı da bu işte çıkar bahçeden çimenlerin üzerinden toplar geri getirirler. :P
SilA ha ha, botirebilirim belki ama bitirmeye hiç umudum olmadığını anlamış bulunuyorum:-)
YanıtlaSilAhahaha :) Biter elbet Handan'ım üzme kendini
SilKolay gelsin.. ;)
YanıtlaSilSağolasın Nar Çiçeğim :) öperim
SilÇocuklu evde hiç bitmeyen tek şey çamaşır maalesef. Bizde 2 tane var, 3 olduğunda ne boyutta olacağını düşünemiyorum. Üstelik ütü ben hiç yapmıyorum, kurutma makinesi sağolsun, sıcak sıcak katlayınca veya asınca ütülü gibi oluyor ama yine de çamaşır beni de yıpratıyor. Bu arda niye Özge'nin kıyafetlerini ütülüyorsun, merak ettim.. Ve de 3 kitap büyük başarı, çok takdir ettim :)
YanıtlaSilEvren Özge'nin kıyafetlerini neden ütülediğimi sormuşsun ya yeminle kaç gündür ben de bunu soruyorum kendime. Yeni doğduğunda mikropları öldürsün diye ütülüyordum herşeyini. Kurutucuda kurutmuyorum bebiş kıyafetlerini ama şimdi kazık kadar oldu, 8,5 aylık artık herşeyi ütülemeden giyse de olur di mi? Diyorum size emzirirken benim aklım da akmış gitmiş kafadan iyi ki sordun valla... :)
SilYa bir de kurutma makinesinde unutmaya meyilliyim çamaşırları. Sonra ütüyle bile açılmıyorlar :(
Ben bebegin kiyafetlerini ütülemiyorum..hic ütülemedim..efsane ya o ütüle mikrop ölsün olayi.. Gerdire gerdire katla yeter.. Hatta bu efsaneyi türk titiz hanimlarinikardigini düsünüyorum.. :) burada bebek kiyafei ütüleyen falan yok..zate 3 saat sonra battigi oluyor..emegine yazik.. Yaziktir günahtir sana.. Oglanlarin da herseyini ütüleme.. Sadece okul kiyafeti yeter.. Pijamalarini, evde giydiklerini gerdire gerdire ser camasir ipine.. Yine gerdire gerdire katla.. Oldu bitti.. Sadece esinin büroda giyecekleri kalir.. Ben evde kendi giydigim seyleri de ütülemiyom valla.. Elektrige ziyan.. Hep üzülüyon ütü diye..yazdim gitti .. Bana pasakli mi dersin artik ne dersin bilemiycem .. Ama yipratma canim kendin bu kadar..
YanıtlaSilDoğru söylüyorsun Nar Çiçeğim, bebeğin herşeyini ben de ütülemiycem artık. Eaaaaa yetti beah!
SilYa ne pasaklı diyeceğim sana ben normalde zaten iç çamaşırı, havlu, nevresim ve evde giyilen kıyafetlerin hiç birini ütülemiyorum. Özgür'ün gömlekleri, okul kıyafetleri ve dışarıda giyilen şeyleri ütülüyorum zaten ama birikiyor işte. Yıkar yıkamaz iki üç parça hemen ütülenmeli yoksa ay şunları da yıkayayım hepsini birlikte ütülerim falan diye erteledin mi benimki gibi ufak çapta bir çamaşır dağı oluyor sonra. :P
Kucaklarim sevgiyle..
YanıtlaSilBen de... :) Öperim
Sil