3 Ocak 2014 Cuma

Çiko

Yılbaşı akşamımız diğer akşamlardan pek te farklı geçmedi. Özgür İzmit'te bir makinayı devreye alabilmek için sabahın 5 buçuğunda evden çıkmıştı. İşi bitince de eve gelmesi yılbaşı trafiğinde akşam dokuz buçuğu buldu. O saatte benim bebekten fırsat bulup ancak hazırlayabildiğim bir iki çeşit şeyden ibaret sönük bir yılbaşı yemeği yiyip azıcık koltukta Cem Yılmaz izleyip iki çift laf ettikten sonra saat 12:05 te Özgür'ün koltukta uyuyakalması ile son buldu yılbaşı gecemiz. Çocuklar "Bugün yılbaşı, istediğimiz kadar otururuz" dedikten sonra zaten fazla dayanamadılar. 12 buçukta Uğur gitti yattı, Ömer'se zaten yerde serili Özge'nin yorganının üzerinde uyuyakalmıştı. Oğlunu yerden, babasını da kanepeden kazıdıktan sonra ancak saat 1 gibi de ben yatabildim. Pek heyecanlı, neşeli ve eğlencesi bol bir yılbaşı geçirmedik ama Allah'a çok şükür hepimiz sağ, sağlıklı ve bir arada idik. Bunun için şükretmekle yetindik. İlk anları böylesine sönük ve isteksizce karşılanan 2014, inşallah sonradan parlak bir yıl olur da ülkeye huzur ve mutluluk getirir.

Bu sabaha karşı Özge ateşlendi, 37-38 derece ateşe bolca sümüğün eşlik ettiği bir nezle geçiriyor. İştahı iyi ama burnu tıkalı olunca yiyemedi fazla bir şey, ben de ıhlamur ve papatya çayı yaptım ona, içine azıcık toz zencefil, azıcık şeker, bir kaç damla limon sıkıp içirdim biberonla. Şeker hiç koymayacaktım ama papatya azıcık acımsı bir tad vermişti çaya, onu bastırsın diye koymak zorunda kaldım. Malum daha bal yiyemiyor. İnşallah antibiyotiğe falan gerek kalmadan böyle hafif atlatır. Şimdi uyuyor ben de bunları yazıyorum size. Yılın ilk hastalığını da daha ikinci günden böylece kapmış olduk.

Bundan başka mutfakta limon ağacım büyümeye devam ediyor. Limon olduğunu varsayıyorum şimdilik. Gerçi internette gördüğüm limon filizlerine pek benzemiyor ama ben yine de onun limon olmasını diliyorum tüm kalbimle. Geçenlerde bir blogta veya pinterestte evin içindeki o minik portakal ağaçlarını gördüğümde düştü kalbime bu istek, bakalım, belki benim de öyle minnak bir limon ağacım olur evin içinde.

Özge büyümeye devam ediyor, ilk kelimeleri al ve ver oldu. Özgür sürekli oyun oynuyor onunla, eline bir şey veriyor "Al Özge, al, al " diye tekrarlayarak sonra da "Ver Özge, ver, ver" diye geri istiyor verdiği şeyi. Babasıyla hiç sesi çıkmadan oynuyordu bu oyunu son bir haftadır. Güzelce alıyor, ver deyince veriyor falan. Geçen gün baktım sırıta sırıta televizyon kumandasına gidiyor. Öyle mutlu ve heyecanlı idi ki kıyamadım çocuğun elinden kapmaya, izin verdim koltuktan almasına.. İnceledi önce sonra yalama faslına geçmeden ben güzelce istedim "Ver Özge, ver" dedim hemen "Ah, Ah, Ah" diye verdi kumandayı :) Sonra ben verdim ona "Al Özge, al " deyince de "Veh veh veh" diyerek aldı elimden kumandayı. Bir kaç defa daha tekrarladık tamamen bilinçli söylüyor bızdık böylece ilk kelimeleri Al ve Ver oldu. Gerçi uzun zamandır ağlarken "Enne" diye ağlıyor ama onu bilinçli söylediğini düşünmüyorum. Bu "al-ver" den sonra geçen gün de "mamma" diye üstümü tırmalayıp meme emmek istedi. Daha meme ile mamayı karıştırıyor birbirine yavrum. Ama dili yavaş yavaş çözülüyor galiba artık :) Basit kelimeleri sık sık tekrarlayarak öğrenmesine yardımcı olmaya çalışıyorum. Gel, yat, otur vs gibi.

Bu ay hala tuvalet adaptörüne oturuyor ama 8. ayda olduğu gibi neredeyse her şeyi oraya yapayım diye bir gayreti yok. Oyun oynarken, sağı solu kurcalarken hele de ben yakınlarda değilsem salıyor bezine çişini. Hiç tuvalet iletişimi için çaba göstermiyor. Ben götürür oturtursam çişini veya kakasını tuvalete yapıyor, onun dışında hiç tuvalete yapmak için önceki kadar hevesli davranmıyor. Geçecek sanırım, 12. ay süper olacak diyorlar, heyecanla bekliyorum.

Neyse şimdilik bu kadar, bebiş uyurken ancak bu kadar oluyor. İlk fırsatta 3 çocuklu hayattan anekdotlarla yeniden karşınızda olmayı planlıyorum.

Not: Bu arada "Çiko", küçük eltimin Özge'ye taktığı isim, geçen hafta sonu çok eğlendik bu isimle. Unutmamak adına çoğunluğu Özge'yle ilgili olduğu için bu yazıya bu ismi verdim :D

8 yorum:

  1. Çocukların burnundan sümük çektiğim günler geldi aklıma birden. O aspiratörler bir işe yaramazdı, ben de arkalarındaki plastik yeri çıkartıp ağzımla hüplerdim, ha ha ha çaresizlik insana neler yaptırıyor. Geçti geçti annesi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Handan çok sağolasın fikir için. Burnu tıkalı olduğu için uyuyamadığı geceler çaresizlikten direk peçeteyi çocuğun suratına yapıştırıp emdim burnundan sümükleri. Pek birşey çıkmadı ama olsun az da olsa rahatlattı. :P

      Sil
  2. Mutlu sağlıklı yıllar, minik Özge'ye acil şifalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiz Fadiş :) size de mutlu ve sağlıklı yıllar...

      Sil
  3. aynı şekilde adettendir deyip 12'yi görüp yattık :) ki kızlar zaten çoktan sızmıştı :D
    geçmiş olsun Çiko'ya

    YanıtlaSil
  4. Bahar küçük çocukla bu kadar oluyor ne yaparsın :) Teşekkürler :) Toparladı çok şükür. Ateş yok ama sümüklüböcek gibi geziyor ortada :D

    YanıtlaSil
  5. Bu gaziyi yeni okudum..bizim yilbasi da sizinki gibiydi.. Normal aksam yemeği yiyip oturduk.. Ne yapalim ki küçük iki çocukla.. Kalabalıklar zaten gözümü korkutuyor..hic halim yok bu ara..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, hiç canım daha fazlasını istemiyor şu aralar...

      Sil