21 Mayıs 2014 Çarşamba

Gündem

Hiç tadım yok blog. Bu yazıyı bile yazıp yazmamak konusunda çok kararsız kaldım ama sonunda yazmayı ve bir süreliğine yine içime çekilmeyi uygun buldum. Öyle şeyler oluyor ki artık bu memlekette her bir yeni olayda "hah artık zurnanın zırt dediği yer budur işte" diyorum. Bir şeylerin değişeceğine, geleceğe yönelik güzel gelişmeler olabileceğine dair safiyane bir umut beliriyor içimde ve çok zaman geçmeden o umut tekrar tekrar parçalanıp un ufak oluyor. Her yeni korkunç, akıllara ziyan olayda insanların bundan sıyrılma becerisi, olayın vahametini örtme çabaları, giderek artan hoyrat, çıkarcı, başkasını umursamaz diktatörce tavırları beni dehşete düşürüyor. İçimdeki isyan büyüyor büyüyor, patlama noktasına geliyor hatta patlıyor da..  Her akşam haber programı izlerken isyanımı, sinirimi, üzüntümü, çaresizliğimi içimden kusuyorum. Hayatım boyunca etmediğim kadar küfür ediyorum, insanlara bela okuyorum sonra kendimden utanıyorum. Pişman olup, tekrar yapmayacağım diyorum ta ki yeni bir saçmalık olana kadar....

Ben böyle ikiyüzlülük, böyle arsızlık, böyle aşırılık görmedim. Kur'an da aşırıya giden milletlerin medeniyetleri ne kadar ileri olursa olsun nasıl yok edildiğini anlatan hikayeler öyle çok ki... Açıkçası korkuyorum artık. Memleketimde işler iyice çığırından çıkmaya başladı. Sağduyu, vicdan ve adalet duygusu olan insanların engelleyemediği bu arsız güruh ve yaptıkları her şeye göz yuman şakşakçıları yalancılıkta, şirkte, kibirde daha ne kadar ileri gidecekler endişeyle bekliyorum. Bizim üstesinden gelemediğimiz noktada, korkarım bu gidişle daha ileri bir adalet mekanizması devreye girecek.



"Şirk, yalnız putlara tapmak değildir. Kendi şahsi arzu ve isteklerinde tesir görerek, uyman da bir nevi şirk ve putperestliktir. Dünya ve onun metaından, ahiret ve onun nimetlerinden herhangi birine gönlünü kaptırarak, seni yaratanın sevgisini değil, bunlardan herhangi birinin sevgisini üstün tutarsan şirk etmiş olursun...Bunlardan herhangi birine kapılman gizli şirktir." (Abdülkadir Geylani, Fütuhu'l Gayb)


“Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler” (Araf Suresi,34)

"Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır" ( Hac Suresi,45)

"Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?" (Kaf Suresi, 36)


2 yorum:

  1. Erich Fromm okuyordum son günlerde, ayni seyleri diyordu Selencim. Hayir 1980'de ölmüs, nasil bu kadar öngörebiliyor. Belki de durmadan tekrarlanip duran eski bir hikayedir bu. Belki de her kötünün ucu gelip bizim göremedigimiz bir iyiye baglanir. Umutlanalim Selencim.

    YanıtlaSil
  2. Ben neyse de Erich Fromm bile böyle düşünüyorsa daha çok korktum şimdi Evren.. İnşallah dediğin gibi sonu hayır olsun.

    YanıtlaSil