8 Mayıs 2014 Perşembe

Kokoş

Beni tanıyanlar bilirler, öyle süslü bir tip değilim, aman kılık kıyafete yatırım yapayım, takıp takıştırmadan sokağa çıkmayayım gibi saplantılarım yok. Sade giyinen, genelde kot pantolon üstü gömlek veya tişörtle gezen, senenin neredeyse 360 günü makyaj yapmayan bir insanım. (5 günü de belki yıldönümü, düğün, nişan, yemek vs gibi günlere denk gelebilir diye hariç bıraktım.) Oje sevmem, sallantılı küpe sevmem, küçük geometrik şekillerde veya yaprak, çiçek, kuş, balık vb desenli sallantısız küpelerim olur her zaman. Aynı anda ikiden fazla yüzük takmam ki onların da biri alyansım olur, boynumda da senelerdir Özgür'ün Uğur'u doğurduktan sonra ilk anneler günümde aldığı çocuk şeklinde bir kolyeden başka bir şey olmaz genelde. Bilezik, saat severim ama iş takmaya gelince üşenirim.

Ben böyle bir tipken kızımın da büyük ihtimalle bana benzeyeceğini düşünmüştüm. Çünkü süslenme, takıp takıştırma davranışının hep sonradan öğrenilen bir şey olduğunu sanıyordum. Halt etmişim. Meğerse doğuştan gelen bir şeymiş. Öyle olmak zorunda, çünkü başka türlü Özge'nin kokoşluğunu açıklayacak bir teorim yok.

Kızım olacağını öğrendiğimde sağlıklı olmasından sonra ilk temennim öyle çok süse püse düşkün olmaması idi. Ne yalan söyleyeyim halihazırda etrafta gördüğüm o prenses gibi kırıtan, her şeye mıymıy eden, parlatıcı sürmeden evden çıkmayan, daha ortaokulda topuklu ayakkabı giyen marka delisi küçük kızlara öyle sinir oluyorum ki... Daha konuşmayı beceremeyen bebelerin ellerinde ojeleri, kulaklarında küpeleri gördükçe ana babalarının saçını başını yolasım geliyor. Çocuk dediğin çocuk gibi olmalıdır, masum, sade. Çocuk çocukluğunu yaşamalıdır bence, büyümüş te küçülmüş gibi görünen kızlar çok itici geliyor bana o yüzden.

Özgür'e de söyledim hamileyken, "Özgür yemin ederim bu başımıza süslü kokana bir şey olursa hiç çekemem valla. Sürekli kırıtıp duran, mıymıntı bir şey olmaz inşallah" dedim, Özgür de dedi ki "Anasına benzer herhalde Selen, başka kime çekecek, iki tane de abiyle zor biraz öyle olması"  O yüzden kız olacağını duyan ve "Aaaa ne güzel bu sefer prenses geliyor demek" diyen herkesi de "Prenses yok!  Prenses değil bizim kızımız. Prenses falan olmasın, Erkek Fatma olsun bizimki" diye düzelttik Özgür'le. Allah ta böyle çarptı işte.

Erkek Fatma olmasına oldu bak Allah için. Daha 15 aylık olmadan düz duvara tırmanan bir şey oldu çıktı başıma. Sürekli koltuk tepelerine çıkıyor, abilerle top oynuyor, sağa sola tırmanmaya çalışıp her köşeyi karıştırıyor, ne bulursa ağzına atıyor. Kırıyor, döküyor, yırtıyor, parçalıyor...Bir de eli ağır, sinirli bir şey ki sormayın gitsin. Bacak kadar boyuyla neredeyse bizi dövecek. Bir şeyi yapma diyorsun inadına yapıyor, hem de daha büyük bir hırs ve inatla. Yemin ederim üst üste iki oğlan büyüttüm ikisi bu kadar yaramazlık yapmıyordu. En küçük, en şımarık olmasın diye yırtınıyorum resmen ama ben mi yaşlanmışım yoksa bu mu felaket bir şey anlamadım gitti.

Dantelden pratik şapka yapımı
Ama diğer yandan doğdu doğalı bizim kız pek meraklı incik boncuğa, takıp takıştırmaya. Doğduğundan beri boynumdaki kolyeyi kemirip duruyor kucağımda, başta parlak parlak dikkatini çekiyor herhalde diye düşünüyordum. Hatta öyle merakla kurcalamaya, yiyecek gibi bakmaya başladığında söz verdim, "Söz kız, sen de büyü, ilk çocuğunu doğur, sana vericem bu kolyeyi" dedim, sonra da Özgür'le birlikte kötü kötü güldük hatta. Ama son gülen başkası olacak galiba zira ben giderek işkillenmeye başladım. Sonuçta bu büyüttüğüm üçüncü çocuk ama oğlanların hiç biri bu kadar incik boncuğa dikkat etmezdi. Kız uykudan kalkıyor daha memeye sarılmadan kulağımdaki minicik küpedeki değişikliği fark edip bir de "Dur bakayım ne yaptın sen böyle, ben uyurken küpeni mi değiştirdin?" gibi bir surat ifadesiyle daha dikkatli incelemek için eliyle kafamı ittirip yana çevirmeye çalışıyor. Veya kafamdaki tokaya bakıyor, ilgisini çekerse inceleyebilmek için saçımı başımı yolmak pahasına onu kafamdan söküp çıkarıyor. Yemek yerken üzerine bir şey damlasın uzun uzun inceliyor lekeyi sonra da suçlarcasına bana bakıyor ters ters. Utanıyorum valla ama ne yapayım önlük te taktırmıyor ki, fiyakası bozuluyor herhalde. Bazen renkli lastik tokaları eğlence olsun diye koluna bilezik gibi taktığımda aman bir hoşuna gidiyor bir hoşuna gidiyor ki sormayın, böyle kolunu dirseğinden kıvırıp elini göğsüne yakın tutup tutup bakıyor koluna. Anneannesi geldiğinde atmaca gibi atılıp kadının boynundaki fuları kapıyor ve kendi boynuna doluyor. Evdeki tespihleri kafasına geçirip kendine kolye yapıyor sonra da büyük bir cakayla evde paytak paytak geziyor. Öyle de komik görünüyor ki biz Özgür'le bakıp bakıp "Kız çocuk böyle bir şey herhalde, çocuğun içinden geliyor" diye gülüp duruyorduk.


Geçenlerde internetten kumaş siparişi verdim. Artık evde dikiş makinesi var, sadece oğlanların okul pantolonlarının dizlerini yamamaktan başka işe de yarasın dedim ve ucundan kıyısından bir şeyler dikmeye başlayayım diye bir kaç parça kumaş siparişi verdim Baykumaş'tan. Bir kaç tane de eldeki parçalardan kendisi hediye koyup yollamış sağ olsun. Paketi açınca bir anda evin salonunda küçük bir kumaş yığını oldu. Özge de şaşkın şaşkın ben paketleri açarken izliyordu beni. Bir tane kumaşı bunun üzerine tutup "Eeee Özge, sana bundan pijama dikelim mi annecim?" diye sordum, hay sormaz olaydım. Benimki bir başladı kumaşlara sarınıp evde dolaşmaya sanırsın doğuştan Romalı velet, bir sandaleti eksik ayağında. Öyle de güzel bürünüp geziyordu ki evin içinde görmeniz lazım. Kumaşların birini bırakıyor diğerini kapıyor, bir ona sarınıyor bir buna... Şaştım kaldım valla. Bu nereden çıktı? Kimin çocuğu bu? Süslenmek demek cidden içten gelen bir şey yoksa bize bakarak bu çocuğun bunları öğrenmesine hiç imkan yok. Eeee ben ne yapacağım şimdi bu kızla, biraz büyüsün beni de beğenmez bu şimdi... :P

13 yorum:

  1. ahhh... ne tatlı...
    biliyorsun ben kokoş annesi olmak istemiştim seninle yazışmıştık bu konuda. rüya son derece erkek bir kızken birden transa geçti kız olmaya karar verdi. geçen ay artık prenses oldu. valla kendi deyişi bu, ben demedim :) elinde sihirli değneği, üzerinde arkadaşımın kızından gelen prenses kostümü, kafasında taçı (ve hala rahat edemiyor taçla, tokayla... hemen çıkarıyor zavallı, hem istiyor hem taşıyamıyor üzerinde) çok mutluyum, sonunda benim de bir kızım oldu! :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha Yasemin hiç düşünemiyorum Rüya'yı öyle :) Ne güzel, senin adına çok sevindim. Demek nihayet senin tırtıl kelebeğe dönüştü :D Eh gözünaydın o zaman.. :)

      Sil
  2. Benim bir arkadaşım var, hımmm, yirmi yedi yıllık ( parmak hesabı bile yapılmıyormus artık:-) . O kadar yıl boyunca onu bir tek nikâhında makyajlı gördüm. Ben de sadeyimdir ama onun yanında kokoş kalabiliyorum, o derece sade yani. Gel gelelim bir kızı var, inanılmaz:-) Bazen sen emin misin hastanede karışmadığına bu kızın diyorum ona:-)

    Bakalım senin küçük hanfendi ne yapacak:-) Ha ha ha:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay Handan deme öyle şeyler, moralimi bozma. Çok süslü püslü olup beni beğenmezse ne yaparım ben sonra... :(

      Sil
  3. Yo yo, ben Özge'den yanayım ve ona sesleniyorum: Bildiğin yolda devam et fıstığım. Süssüz püssüz olur muymuş hiç kız dediğin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vaay hadi bakalım... Yazdım bir kenara Özlem :P

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Valla dedim bile, yanmışım ben galiba... :D

      Sil
  5. Ben de senin gibiyim.. Benim kiz benim tam tersim.. Benden cok inigi boncugu var..gerci benimkinde anaokulu faktörü de var.. Ama birakiyorum hevesini alsin.. Belki o zaman ileride normale döner.. :) :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi inşallah Arzu, ben de bu yolu izleyeceğim o zaman. Ara ara durum bildir de işe yarıyor mu görelim.. :)

      Sil
  6. Bence genler annelere şaka yapıyor ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Göreceğiz bakalım.. Şimdi böyle de belki ileride düzelir değil mi? Uğur da bebekken sarışındı mesela, bu da onun gibi geçici bir şeydir belki... ;)

      Sil
  7. Çok tembelleştin bak, mimledim seni yazasın diye:-)

    YanıtlaSil