Aman neyse yine bu eski defterleri açmadan en iyisi bu yazın kısa bir özetini geçeyim ben size;
Özge tek kelimeleri kullanarak konuşmaya başladı ama temel kelimeler (anne, baba, mama, meme, abi gibi) hariç söylediği çoğu şey "nu"nun bir versiyonu gibi. Mesela nu=su, monu=limon, nonu= dondurma, nooğna= dolma, mönü=meyve suyu. Bunların dışında ücüm (üzüm) ve deytin (zeytin) söylediği aslına en uygun kelimeler. Karpuza bütün yaz garkik dedi durdu. Diş çıkardığı dönemde karpuzdan başka bir şey yemiyordu da... Abiler ve babası sağolsun, çikolatayla tanıştığından beridir de "çuko çuko" diye geziyor ortada. Çiş ve kaka içinse kullandığı tek bir kelime var "Kaga". Bu temel sözlükle şu an söylediği pek çok şeyi anlayabiliyoruz. Dans etmeye bayılıyor, ne zaman hareketli bir müzik duysa hemen dans etmeye başlıyor. Bakınız oy kullanmak için zamanında tatilden dönmeye çalıştığımız, ve yollarda sefil olmuş vaziyette azıcık sapıttığımız şu video...
Bunun dışında bir zamanlar burada paylaştığım limon fidem işte artık bu kadar kocaman oldu, sanırım artık saksısını büyütmek gerekiyor.
Dereotu saksısının köşesine sokuşturduğum portakal çekirdeklerim de filizlenmiş ve beni çocuk gibi sevindirmişlerdi, onlar da işte böyle oldular.
2014 başından beri okuduğum kitaplar 16 olmuş, listesi işte şurada. Bu sene için hedefim 20 idi inşallah sene sonuna kadar hedefime ulaşabilirim. Şu anda okuduğum Masumiyet Çağını yarılayalı epey oldu ama araya taşınma girince bitiremedim.
Oğlanların büyüdüğünden bahsetmiştim. Ergenlik arifesinde iki oğlana sahip olmanın güzel yanlarından biri de evde yeniden güncel müzik kanallarını düzenli izleyem birilerinin olması ve ailemizin müzik zevkine katkıda bulunacak yeni şarkıları repertuarımıza katmaları. Zira bizim gidişatımız hiç parlak değildi. Özge'yi uyuturken kullandığımız Digitürk 422 nolu Aşk şarkıları kanalından başka dinlediğimiz güncel bir şey yoktu. Geçenlerde yine bir pazar günü babaanne ziyaretine giderken acıklı bir şekilde fark ettik halimizi. Eric Clapton'un Unplugged albümünü dinliyorduk ki gözüm teybin ekranına ilişti. Özgür'e dedim ki; "Özgür yav, baksana ne dinliyoruz; Unplugged 1992!! 22 sene olmuş lan bu albüm çıkalı!!! 22 senedir bu adamın çıkan yeni bir şeyi yok mu yahu biz hala bunu dinliyoruz?" Şok olduk bir anda, biz böyle konuşurken Uğur arkadan bir usb bellek uzattı "alın bunu takın anne" diye, taktık dinledik te "Ne güzel şarkılar bunlar, biz kopmuşuz dünyadan" diye utandık kendimizden. Özgür de yazık, gurur duydu oğullarıyla bana diyor ki; "Ama güzel bir müzik zevkleri var şimdi Allah için, hepsi birbirinden güzel bu şarkıların..". Dedim "Ya nasıl olacaktı Özgür? Biz yetiştirdik onları, daha bit kadardılar Gun's n Roses, Metallica, Queen dinletiyorduk bu çocuklara."
Uzun lafın kısası, oğlanlar sağ olsun, bizim için bu yaza damgasını vuran şarkı da bu oldu. Bayılarak dinledik, dinliyoruz...
Biz de oğlanların müziğiyle gidiyoruz yolda :-) Onların bu yaşlarını görmek beni mutlu ediyor. Heyecanlarını, mutluluklarını :-)
YanıtlaSilLimonun harika gözüküyor:-)
Evet artık hep öyle Handan. Yeniden onlarla genç oluyoruz. :)
SilTeşekkürler, limonu büyük saksıya alacağım inşallah. Belki yaza da çiçek açar ne dersin?
Maşallah çok tatlı ya :)
YanıtlaSilSizi takibe aldım, bende bloguma beklerim ..
http://yagmur-serhats.blogspot.com.tr/
Teşekkürler .. :)
SilBizim Damla anne diyor başka bir şey çıkmıyor ağzından... ;)
YanıtlaSilÇocuktan çocuğa çok farkediyor Bahar. Uğur da çok erken konuşmuştu ama Ömer'in anlaşılabilir şeyler söylemesi epey zaman almıştı. Hala daha bilmiyoruz çocuğun ilk kelimesi neydi. :P
Silİyi bayramlar :-)
YanıtlaSilSana da iyi bayramlar Handan. Geç oldu biraz ama idare et artık :D
Sil