21 Aralık 2010 Salı

Yeni haftanın yenilikleri

Her ne kadar yeni haftaya çok sarsak bir başlangıç yapsam da sonradan toparladım kendimi. Dün sabah çalan alarmı kapattıktan sonra yeniden uykuya dalarak, kalkmam gerekenden tam yarım saat geç kalkmak suretiyle elimi ayağıma dolaştırmayı başardım. Kahvaltı sofrasını kurarken  bayatlamasın diye buzluğa koyduğum ekmekleri kahvaltı için önceden çıkarmayı unuttuğumu hatırladım ayrıca çocukların okul kıyafetleri de ütülenmeyi bekliyordu bir köşede. 

Kendi kendime "Pek iyi bir başlangıç olmadı bu." dediğimde Özgür gülmeye başladı halime. Sonra da beni tehdit etti, "Sıkıyorsa bu sabahki halini yaz bloguna, hep benimle dalga geçiyorsun orada" dedi. Buyurun işte yazıyorum, zaman zaman beceriksiz, uykucu bir tembel olabilirim ama en azından dürüstüm.

Beceriksiz bir başlangıçtan sonra kendimi toparladım, tam 1 ay sonunda battaniyemi bitirdim. İnanmayanlar için; buyrun bakın.


Daha sonra  Yasemin'e söz verdiğim battaniye için çalışmaya başladım. Yasemin burdan bakıp desen ve renklere müdahale edebilirsin :)



Bu arada Açlık Oyunları serisinin ikinci kitabını da bitirdim. Üçüncü kitabına başladım. Alaycı Kuş serinin son kitabı. İlk ikisi Açlık Oyunları ve Ateşi Yakalamak'tı. Konu biraz fantastik bir dünyada geçiyor. Baskıcı bir merkez (Capitol) tarafından yönetilen 12 koloni ve bu kolonilerdeki insanların yaşadıkları. Capitol tarafından senede 1 defa düzenlenen, kolonileri baskı altında tutmak amacı güden gaddar Açlık Oyunları'nın son galipleri sayesinde kolonilerin nasıl birlik olup özgürlükleri için isyana kalkışmaları vs vs. Arada ufak tefek baskı hataları çıkıyor ama genel anlamda çok akıcı yazılmış kitaplar bunlar. Tavsiye edebilirim rahatlıkla. Şöyle heyecan dolu, akıcı, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir kitap aradığınızda okuyabileceğiniz bir roman. Bir de Göçebe'yi okurken böyle olmuştu bir türlü elimden bırakamamıştım. Çorba karıştırırken bile insan kitap okur mu? Bizim evde oluyor işte böyle arada...


Bu arada resimdeki masa örtüsünün buruşukluklarına bakarak ben mi yoksa masa örtüsü mü daha dertsiz anlayabilirsiniz sanırım. Fotoğrafı çektikten sonra fark ettim kusura bakmayın. Zira poşet çay bile olsa çayım soğuyor. Demleme çay keyfini akşama saklıyorum yoksa bütün günüm çay içmekle geçerdi herhalde. 

4 yorum:

  1. maşallah harika olmuş battaniye.. bayıldımmm! fırsar olsa ben de örsem keşke

    YanıtlaSil
  2. Beni gaza getirme Deli Anne yoksa sana da örerim bir tane... :)

    YanıtlaSil
  3. allah'ım ne kadar mutluyum, çok mutluyum ben! yaşasın! yıllarca böyle şeyler örmeyi bilen bi anane, anne, kayınvalide özlemiyle yaşadım ama sonunda en beklemediğim bir yerden, bir arkadaştan, yaşıtımdan gelecek sevdiğim battaniye :)) eline sağlık, süper görünüyor. çok heyecanlıyım.

    YanıtlaSil
  4. Ne mutlu size ve dostluklarınıza..

    YanıtlaSil