24 Aralık 2010 Cuma

Demirbaş Müziklerim

Normalde hemen her tür müziği dinleyen bir insanım. Zaman içinde bana zevk veren her türlü müziği dinlerim, bu Beethoven'da olabilir, Orhan Gencebay'da, Dean Martin de Müzeyyen Senar da... Kısaca çok geniş bir yelpazede tuhaf bir müzik zevkim var ki bazıları bunu zevksizlik olarak bile değerlendirebilir sanırım.

Ama benim standart birkaç albümüm vardır ki onlarsız hiç yapamam. Zaman içinde kaybolur, ya da Özgür sağolsun arabanın torpidosunun üzerinde bırakılıp güneşte eriyene dek bekletilmek suretiyle dinlenemeyecek hale getirilir veya "sen çok dinledin biraz bende dursun arabada işe gidip gelirken dinlerim" masallarıyla alınıp izi kaybettirilmek suretiyle ortadan kaybolur ama ille de onlarsız  yaşanmaz, yaşanamaz. Bir şekilde ortadan kaybolsa, çok dinlenmekten teyp bantları fırlasa ya da gittiğim her yere taşımaktan cdleri çizik çizik olsa da her daim eksikliğine tahammül edilemeyip yenisi alınan albümlerdir bunlar. Hayatımın her döneminde,  zaman zaman ille de eksikliğini hissedip dinlemek istediğim, bulamayınca krize girdiğim şarkılar. Öyle ki artık bizim evde bu albümlerin bir sürü içi boş CD kutusuna rastlamak mümkündür.


Bunları belki de hayatım boyunca o kadar çok dinledim ki bir yerde hayatımın fon müzikleri oldular ve o yüzden benim için bu kadar vazgeçilmezler. Her biriyle yaşanmış o kadar çok anı vardır ki aslında her şarkı benim hayatımın bir parçasını da içinde taşır. Her dinlediğimde müziğin verdiği zevkin yanısıra, hayatımın o anlarını tekrar hatırlar ve yaşarım. Hep birlikte yaptığımız araba yolculuklarını da çok severim bu yüzden. En sevdiğimiz müzikleri alıp ailece yola koyuluruz ve arabada geçirdiğimiz zaman bizim için aynı zamanda bir nevi geçmişe yolculuğa dönüşür. Özgür'le araba yolculuğu, en sevdiğim şeylerin başında gelir bu yüzden.


İşte bu demirbaş müzik albümlerimin en başında Doğan Canku - Sonsuza Dek & Ayrılık albümü gelir. Sonra Queen'in Greatest Hits I ve II albümleri, Santana'nın Supernaturel'i, Teoman'ın Onyedi albümü, Shania Twain'in Come on Over'ı ve Manga'nın her iki albümü.  Bunlar en belli başlılarıdır.

Doğan Canku çocukluğumu, Queen lise ve üniversite yıllarımı, Shania Twain Özgür'le çıktığımız günleri, Teoman'ın Onyedi albümü Uğur'a hamile olduğum ve Ford Ka'mızla gezdiğimiz o evliliğimizin ilk günlerini, Santana ve Manga ise çocuklarla müziğin keyfine varmaya başladığımız onların o ilk bebeklik yıllarını hatırlatır bana hep.


Artık sevdiğim müzikleri dinleme krizine girip te cd kutusunu boş bulmaktan içime fenalık geldiğinden, en sonunda akıllıca bir hareket yapıp, geçtiğimiz yazın başında müzik çalar bir cep telefonu aldım. Zaten cep telefonumla, ille de bilgisayarla yapabildiğim her şeyi yapacağım diye bir derdim olmadığı için oturup düşündüm ve cep telefonuyla konuşmak dışında yapmak isteyebileceğim tek şeyin fotoğraf çekmek ve müzik dinlemek olduğuna karar verdim ve kamerası iyi bir müzik telefonu aldım. Tüm vazgeçilmez müziklerimin 8GB'lık hafızasına rahat rahat sığması hatta epeyce boş yer kalması biraz asap bozucu oldu ama en azından artık en sevgili kasedimi ya da CD'mi yazın sıcağında torpidonun üzerinde bırakıp eritti diye Özgür'le kavga etmeme gerek kalmadı. Hem de nereye gidersem gideyim müziğimi de yanımda götürüp canım ne zaman isterse dinleyebiliyorum artık. Teknolojinin gözünü seveyim.

Bu da benden size günün hediyesi

3 yorum:

  1. Üstteki iki albüm benim de favorilerimden.

    YanıtlaSil
  2. anılarla eşleşince hep değerli hep manidar kalıyor o albümler , şarkılar.. ben de Santana'nın o albümünü çok severim ve 17 yi de.. sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Yaşlar birbirine yakın olunca demek ki müzik zevkleri de benzer oluyor :D

    YanıtlaSil