Biliyorsunuz okullar nihayet tatile girdi. Uğur sene içinde dağıttığı İngilizceyi, hızlandırılmış ev yapımı ingilizce kurslarımıza rağmen toparlamayı başaramadı ama karnede yabancı dilden bir adet nurtopu gibi 3 getirerek takdirname almayı başardı. Ben olsam karnede 3 varken takdir vermezdim ya neyse. Ömer zaten standart, hepsi pekiyi olan karneyle geldi eve. Biz de haliyle, karneleri iyi olduğu için yarıyıl tatilinde kitap okumaları dışında kendilerinden ders çalışmaları veya test çözmeleri gibi bir beklentimiz olmadığını söyledik. Tek şartla, Uğur 3 olan notunu düzeltmek için her gün birkaç sayfa İngilizce çalışarak tekrar yapacak.
Çocuklar büyüdükçe kuralları daha fazla sorgulamaya başlıyorlar. Dolayısıyla arada bir, iyi davranışları ödüllendirme amaçlı kurallarda esneklikler yapmak çocuklar üzerinde olumlu etki yapıyor. Okul zamanı evde tekrar amaçlı test çözmelerini, düzenli kitap okumalarını isterken bazen kendimi çok despot hissediyorum ama böyle zamanlarda başarılarını ödüllendirirken de "Bu tatili sonuna kadar hak ettiniz" demek onlardan çok bana keyif veriyor.
Çocukların büyümesinin başka bir yönü de karakterleri olgunlaştıkça espri yeteneklerinin gelişmesi. Çok ilginç bir durum bu. Minicikken sadece "ce-e" diyerek kahkahalarla güldürdüğünüz bebeğiniz, azıcık büyüyüp adam olunca hiç ummadığınız bir anda bir espri yapıp sizin içtiğiniz çayın burnunuzdan çıkmasını sağlayabiliyor. Aman dikkatli olun derim ben.
Geçen sabah kahvaltı haberlerini izlerken bir reklam çıktı. Kızcağızın biri numarasını başka bir cep telefonu operatörüne taşımakta kararsız kalmış. Şarkı söylüyor konuyla ilgili. Cep telefonu operatörünün mağaza çalışanları da numarasını taşımakta kararsız kalan bu kızı havalara kaldırıp numarası yerine kızı taşımaya başlayarak dans ediyorlar. Bu reklamı izlerken Özgür çocuklara takılmak için "Yalancılar! Her numara taşıyana sanki bunu yapıyorlar. Hem numarasını taşıyacaklar, kadını değil. Beni de böyle kaldırıp taşısınlar da görelim" dedi. Bunun üzerine Uğur atladı hemen "Seni taşımaya kalksalar çok zorlanırlardı baba, hatta biri kaldırıcam diye uğraşırken pırt bile yapardı" deyince bir anda patladık Özgür'le ikimiz... Şu çok reklamı yapılan okullarda seçmeli olarak verilen "Medya okur yazarlığı" dersini henüz pratikte bir yerde görmediğimiz için, biz naçizane, çocuklara medyanın yanıltıcı yönünü göstermek için böyle denk geldikçe espriler yoluyla konuya dikkatlerini çekmeye çalışıyoruz da arada böyle sonuçları da oluyor tabi...
Ömer'in dişleri dökülmeye başladı ama biraz sorunlu. Üstteki dişin biri çıkmıştı diğeri çıkmadan bir baktık iç taraftan yeni dişin ucu görünmüş. Mecburen dişçiye götürdük, bir türlü düşmeyen diğer üst dişi alttan gelene yer açmak için dişçi çekti. Tabi dişçiye diş çektirme ücreti verdik, eve geldik bir de diş perisi (!) için para verdik. Geçen gün dişler normal mi yeniden dişçi yolu görünüyor mu diye bakarken Özgür "Sanırım o çektirdiğimizin yanındakini de çektirmemiz gerekecek, yeni gelen diş çapraz duruyor biraz" dedi. Ömer de çok sevindi, yine diş perisi para getirecek diye. Onun o kadar sevindiğini görünce Özgür takılmadan duramadı tabi, "Dikkat et, sonunda diş perisi gelip ağzını burnunu kırıp dökecek tüm dişlerini bir seferde. Ne bu böyle her dişe çifte tarife, dişçiye ayrı diş perisine ayrı. Ayıp oluyo oğlum" Şuraya yazıyorum, benim "diş perisi" kod adlı gizli kimliğim çok yakında açığa çıkacak.
| Bu fotoğraf sadece yazı fotoğrafı olarak anti fotojenik resmimin görünmesini engelleme amaçlıdır. Bu aralar bitirmeye çalıştığım kısa kollu hırkanın resmi. |
Bu aralar örgüye dadandım iyice. Şapkayı nihayet bitirdim. Havalar ısındı gerçi ama karlı havayı ucundan yakalamayı başardım. Özgür "Paris kaçkını" diye dalga geçti benimle ama olsun kafayı üşütmekten iyidir. Buyrunuz kendi imalatım şapkam. İstek üzerine yayınlıyorum blogta. Biraz büyükçe oldu, farkındayım... Çaktırmayın. Ama ilk şapka denemesi için idare eder.
| Blogger olmak fotojenik olmaya yetmiyor maalesef... |
Şapkayı bitirdikten sonra gaza geldim. Uğur'a evde giymesi için ördüğüm bir yelekten artan ip vardı. Onunla bir boyun şalı ördüm. Çok basitti. 4 ilmekle başlayıp her dört sırada bir tek taraftan arttırıyorsunuz. Örgünün boyu 65-70 cm olunca arttırdığınız yandan bu sefer 4 sırada bir eksiltmeye başlıyorsunuz. Yeniden 4 ilmek kalınca da kesip bitiriyorsunuz. Örmesi çok basit ve pratik bir şal bu. gerçi buklet iple sıra sayması zor oldu biraz ama doğaçlama çok ta fena olmadı. Yalnız siz bitirdikten sonra bir yandan dizi izleyip bir yandan fotoğraf çekmeye kalkmayın. Sırf size ibret olsun diye yayınlıyorum, böyle saçma pozlar çıkmasın ortaya.
| Böyle konuya odaklı pozlar çok daha cool duruyor itiraf etmek lazım... |
Sırf sizin için bu kadar maskaralık ettiğim yeter sanırım. Hindiba, ellerim boş durmadı bak. Bunları bitirdikten sonra da önceki başarısız denemelerimi sökmekle uğraştım.
Bere güzel olmus.. Nerden buldun bakiiiim onun tarifini..;)))
YanıtlaSilDogaclamami? Inanamam.. Aferin yaaaaa..Cok yakismis..
Ben de yayini kacirdim herhalde diyordum..;)
Boyunlugu bende deneyecegimdir..
Nar Çiçeği, teşekkür ederim :D Evet doğaçlama oldu bu. Deneye deneye yaptım. Boyun şalı ise her eve lazım bişeymiş. Atkıdan daha pratik kesinlikle tavsiye ederim.
YanıtlaSil