Az önce Hindiba'nın blogunda okuduğum bir yazı çok dokundu yüreğime. Yazının altına yazdığım yorumu buraya da eklemek istedim. Belki saçma sapan sebeplerden ayrı düşmüş, ama yürekten bağlı olan insanlara bir örnek olur da bazı şeyleri düzeltmek için asla geç olmadığını bir de benden duymak isterler. Tabi ki onca duygusallığa tamamen zıt bir tepki de alabilirdim. Ama hayat, bu işte! Onu herşeyiyle kabullenip yaşamak...Ya da kendi yarattığımız duvarların içinde, izole bir şeklide kalmak... Tercih bizim.
Bir süre önce ben de uzun zaman önce yollarımızın ayrıldığı eski bir dostla ilgili bir yazı yazmıştım. Rüyamda onu gördükten sonra ona olan özlemim kafama dank ettiğinden, içim yana yana oturup o yazıyı kaleme almıştım. Sonra 2 satırlık bir mail attım, "sen de beni hala rüyalarında görüyor musun?" diye ve yazdığım yazının linkini yolladım. Yokluğunda kendimi yarım hissettiğim o insana kalbimi seneler sonra açmıştım tamamen. Yazdığım yazıda okudu yüreğimi. Ve bana umduğumdan çok daha büyük bir içtenlikle yazılmış, gözyaşları içinde okuduğum bir mail yolladı. O zamandan beri kavuştuk birbirimize. Sürekli yazışıyoruz aradan geçen zamanı telafi etmek için. Şimdi düşünüyorum da o gece duygusal davranmayıp o yazıyı yazmasam hatta gururumu, geçen seneleri, yaşadıklarımızı bir kenara fırlatıp "seni özledim" diyemeseydim o insana, hala hayatımda olmayacaktı ve ben hala eksik olacaktım...
Duvarlarım yok artık benim, kendi ellerimle yıktım onları. O duvarların arasında kendi kendimi yiyip bitirmekten bıktım usandım. Korunmasızım artık, incinebilirim... Evet, böyle bir ihtimal her zaman var. Ama daha özgürüm artık.
Korunmasiz olmak, cirilciplak soyunup bir sürü insanin karsisina cikmak gibi..
YanıtlaSilBeni korkutuyor acikcasi..o kadar cesur olabilecegimi zannetmiyoum sevgili selen... Karsindaki ya bunu senin aleyhine kullanirsa diye cekiniyor insan..insanlar cocukluklarinda cok acik oluyorlar.. Tak tak tak diyorlar diyeceklerini. Zamanla böyle degisiyoruz iste.. Yipranmamak icin belki de..
Keske hep o cocuk kalbiyle kalabilsek Nar Çiçeği, Hep öyle içten, doğal, dobra ve korkusuz olabilsek... Yıpranmak dediğimiz nedir, büyüyüp olgunlaşmak mı acaba? Sonuçta düşüp yara bere içinde kalmadan büyüyen çocuk yok.
YanıtlaSilCok sevindim,o hafiflik duygusunu yasayabilmen ne güzel olmus.Umarim kaldiginiz yerden taze bir nefes derin bir solukla devam edersiniz arkadasliginiza.
YanıtlaSilBuradaydim:)
Ne güzel Selencim. Ben hâlâ rüyalarımda görüp duruyorum ama hiç umudum yok :( Sanırım kabullenmem gerek bunu.
YanıtlaSilKitty'cim, canım benim :) Çok teşekkürler iyi dileklerin için. Sevgiler..
YanıtlaSilHandan'cım, darısı başına inşallah arkadaşım. Hayatta neyin ne olacağı hiç belli olmuyor, bakarsın günün birinde, bir şekilde, sen de kavuşursun eski dostuna. Hiç ümidini kesme bence. Zamanı geldiğinde yeniden karşılaşıp kaldığınız yerden dostluğunuza devam edecekmişsiniz gibi düşün. Öyle telkinde bulun kendine.