25 Temmuz 2013 Perşembe

Olgun yaşta annelik

Günler günleri kovalıyor, çocuklar çok hızlı bizse nispeten yavaş büyüyoruz. Gün geliyor sanki güzel kokulu bir kavunmuşum gibi durduğum yerde sakin, huzurlu olgunlaştığımı hissediyorum veya bazı olaylar vesilesiyle eski halimi hatırlayıp şimdiki halimle arasındaki farkı aniden görüp şok olabiliyorum. Geçenlerde bizim oğlanların ufaklık videolarını izliyorduk. Kendimi gördüm videonun birinde de ilk tepkim "Ohha amma çok saçım varmış lan!" oldu. Ondan sonra baktım şimdikinden yaklaşık bi 10 kilo falan daha zayıfmışım ki Uğur kucağımda, (çocuk doğurmuş halim öyleymiş yani) öpüp kokluyorum, çocuğun ağzına mama tıkıştırıyorum falan sonra o zamanki kendimi hatırladım. Nasıl hissettiğimi, neler düşündüğümü, bu yaşa gelene kadar neler yaşadığımı, Yanlış yaptığım şeyleri, düzeltmek isteyip asla başaramayacağım şeyleri, hiçbiri asla gerçek olmayacak hayallerimi, hayatın hiç beklemediğim sürprizlerini...

İnsan unutuyor eski halini, sanki hep o içinde bulunduğun yaşta, hep aynı düşünce yapısındaymışsın sanıyorsun kendini. Eskiyi hatırlamak garip geliyor insana. O yüzden uzun vadeli planlar yapamıyorum artık. Öyle çok şey aniden değişti ki hayatımda, ben istediğim kadar plan program yapayım aslında hiçbir şey benim elimde ve kontrolümde değil biliyorum artık. Her yaptığım planda, verdiğim her sözde bunu hatırlayıp "inşallah" veya "Allah izin verirse" diye eklemem bundan artık.

Neyse demek istediğim insanlar değişir, değişmelidir de. Vücut olgunlaşıp yaşlandıkça nasıl yüzde kırışıklıklar oluşuyorsa kafada da olgunlaşma nedeniyle düşünce farklılıkları olmalıdır bence. Yaşlandıkça bir olaya başka açılardan bakmayı da öğrenirsin. 10 yaşında iken sadece kendi açından bakarken 40 yaşında aynı olaya 40 farklı insanın gözünden bakabilmelisin ki kendine olgunlaştım diyebilesin.


Çocuklarımla ilişkime bakıyorum eskiden oğlanları büyütürken bazı şeylere fazla tepki verdiğimi üzülerek görüyorum. Eskiden olsa kıyameti kopartacağım şeylere şimdi "amaaan boşver" diyebiliyorum. Bu sefer de çok boşvermiş bir anne olduğumu falan sanmayın sakın tersine acaip disiplinli bir tipim ki buna ben de bazen çok uyuz oluyorum. Nereden mi biliyorum, çocuklarımdan. Çocuklar annenin aynasıdır aslında, 3 çocuktan sonra artık bundan eminim. Çocuğa bak, anası nasıl bi tip anında söyle o derece yani. Bazı şeyler de var ki sen tamamen iyi niyetle düşünerek yaptığın halde çocuklar üzerindeki etkisi öyle kel alaka oluyor ki "Hay Allah belamı versin ne yapmışım ben böyle!" diyorsun.

Misal benim oğlanlar bebekliklerinden beri geceleri üstlerini açarlar. Ben de üstlerini açacaklarını bildiğim için kış geceleri odalarında küçük bir fanlı soba yakardıım. Oda sıcaklığı belli bir derecenin altına düşünce devreye girer, ortam yeteri kadar kırılınca da kendi kendine durur. Böylece ben geceleri uyanıp bakamasam da bilirdim ki geceleri üstleri açılsa da üşümezler. Ama sabah uykudan kalkınca odaları evin diğer yerlerine göre sıcak olduğu için üstlerine bir şey giymeden salona gitmelerini istemezdim. Onların da en büyük zevki, sabah ben daha uyurken, sinsi sinsi kaçıp sıcacık yataklarından kalktıkları pijamalarıyla buz gibi salonda oyun oynamak veya televizyon izlemektir. O yüzden artık nasıl bir terör estirdiysem bir yaz sabahı baktım 2.sınıfı bitiren Uğur yatağımın başucunda, fısıltıyla "Anne, biz kalktık ta odamızda çok canımız sıkıldı artık salona gidebilir miyiz?" diye soruyor....Var ya ne halt ettim ben diye kafamı duvarlara vurmak istedim o an. "Yavrum evladım ben bu kadar despot muyum? Elbette gidebilirsiniz ama kış günleri sabah serinliğinde üşümemeniz için pijamanın üstüne bir şey giyin de öyle gidin" dedim demesine ama çocuklarda önceden bıraktığım etkiyi silebildi mi bilmiyorum....

Annelik zor iş. Ne yaparsan çocuğa nasıl etki edecek kestirebilmek kolay değil. Ama bu üçüncü anneliğim ve ne yazık ki ilk defa bu kadar eğleniyorum ve tadını çıkarıyorum. Çok erken yaşta anne oldum, belki de bu yüzdendir öncekilerde bu kadar aklıma mukayet olamamam. Uğur doğduğunda 25 yaşında yoktum, Ömer'i ise 26 yaşında doğurdum. Gerçi şimdi iyi ki de erken doğurmuşum oğlanları diyorum, ama Özge bu açıdan çok şanslı, hem daha olgun hem de daha tecrübeli bir anne ile büyüyecek... Ya da ben 35 imden sonra Özge sayesinde yeniden çocuk olacağım, yeniden bir çocuğun gözleriyle hayata bakacağım.

Bu yazıda da aslında Özge'den bahsedecektim ama konu nereden nereye geldi. Başka zamana artık...

11 yorum:

  1. çok keyifli çok samimi yazmışsın gene canım canım..

    YanıtlaSil
  2. Oy ne güzeller üç kardeş :-) Maşallah onlara.

    Selencim ben sadece bizimkilere değil bize gelen çocuklara da aynı şekilde disiplinliymişim. Yalova'da çok çocuk gelirdi bize, gelirken işleri kolay, dalıyorlar içeri, ama gitmesi kolay değil:) Çocuklar evden çıkmadan önce "Handan Teyze gidebilir miyiz" diye soruyorlardı, niye? Niye olacak dağıttıkları oyuncağı kaldırmayana bir daha oynama izni vermediğimden, her halde her çıkana oyuncakları topladın mı diye sormuşum ki, "eve gidiyorumlar" "eve gidebilir miyim" lere dönmüş :)
    Napalım anacım disiplini de bırakırsak bunlar bizi çiğ çiğ yer :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Handan ben de bazen kendimi kaptırıp kuzenlerine aynı şeyi yapıyorum. Bastıbacak fırlama bi yeğen var beni annesinden çok dinliyo bazen :P Çiğ çiğ yerler hakikaten ona tamamen katılıyorum :)

      Sil
  3. Cikar selencim cikar taini.. Bu son bebeler büyük olasilikla ikimiz icinde.. Ben cok egleniyorum valla..

    YanıtlaSil
  4. Çok tatlılar çok. Annelik daima sorgulama hali benim için, olgun yaşta anneliğin de tadını çıkar doya doya.
    Sevgiler, hep böyle gülün:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın Fadişcim :) Bu bıdıklar olmasa eksik kalacakmışız sanki sen de öyle hissediyor musun bazen?

      Sil
  5. Çok beğendim yazınızı. Dönün geri, paylaşacak çok şey var.
    Benzer korkuyu ben de salmışım çocuğuma, farkettim yaptığım hatayı şimdi dönmeye çalışıyorum. Annelik çok zor :(

    YanıtlaSil