21 Ekim 2011 Cuma

Okul sorunsalı



Ne zamandır yazamadım, bilgisayarım tamirden gelmedi hala. Geri gelecek mi diye ciddi ciddi endişelenmeye başladım hatta. Bunca zaman televizyon başında şehitler için ağlamadığım zamanlarda, Özgür'ün muhasebecisinin yapıp sıvadığı şeyleri temizlemekle meşguldüm. Her şey bankanın 6 aylık mizan istemesiyle başladı. Muhasebeden gelen cari dökümlerdeki hataları görünce Özgür'le benim dudaklarımız uçukladı. Neler yoktu ki... Faktoringe kırdırılan çekler hiç işlenmeden faktoring firmasından gelen havalelerle biz sürekli borçlandırılmışız. İade alınan çekler hesaplardan düşülmeden onların yerine yapılan ödemelerle fazladan ödeme yapmışız gibi gösterilmiş. Gelen faturalar işlenmemiş, bu faturalara karşılık yaptığımız ödemelerle biz çoğu firmadan alacaklı görünüyoruz falan filan.. Buna benzer saymak bile istemediğim bir sürü akıllara ziyan yanlışlık... Ben bir mühendis olarak bu yanlışları fark edebiliyorsam muhasebe okumuş, bu işte uzman bir insanın nasıl olup ta bu hataları yapabildiğini anlayamadım.

Neyse muhasebe hesaplarından kafamı kaldırabildiğim zamanlarda ise Ömer'e okuldaki zorbalarla başa çıkabilmesi için koçluk yaptım. Bu sene okul değiştirdiler ya adaptasyon sorunları had safhada. Büyük oğlanda fazla problem olmadı ama küçüğü çok zorluk çekti. Küçücük çocukların nasıl bu kadar acımasız olabildiklerine şaşsak ta çocuğumuza kendisini korumayı öğretebilmek adına bazı acımasız taktikler vermek zorunda kaldık. En çok kendime sorduğum soru şu; bir insan çocuğunun okulda diğer çocukları hırpalayan bir zorba olduğunu nasıl fark etmez?  Anlaşılan çocuğunu okula gönderen, kendi çocuğu ezilen taraf olmadıkça ilgilenmiyor okulda olanlarla. Çocuklar yapıları gereği, her zaman doğruyu olanca çıplaklığıyla söylüyorlar ama kendilerine öğreten biri olmayınca bazen söyledikleri şeylerin karşı tarafı ne kadar incitebileceğini de haliyle bilmiyorlar. Lütfen çocuklarınızla konuşun, okulda neler yaptıkları konusunda fikir edinmeye çalışın. Sizin çocuğunuzun okulda ezilen, itilip kakılan bir çocuk olmaması onun mükemmel ilişkiler kurduğu anlamına gelmiyor her zaman.

Ömer okulda bu tip saldırgan ve aşırı eleştirel yaklaşımlara maruz kalınca okula gitmek istememeye başladı. Geçtiğimiz 2 sene boyunca hiç şikayet etmeyen çocuk, her sabah evden çıktığımızda oflayıp poflamaya, okul bahçesinde sıraya girdikleri zaman da yaşadığı gerilimden dolayı "Okula gitmek istemiyorum anne, seninle evde kalmak istiyorum" diye ağlamaya başladı. Çok üzülüyor insan. Kendi sorunlarıyla kendisi başa çıkmayı öğrensin diye bir kenara çekip "Oğlum bak şöyle şöyle davran", "Her söyleneni kafana takıp üzme kendini"  ya da "Sakın ezdirme kendini, yine o çocuk durup dururken gelip sana vurursa sen de vur, koru kendini altta kalma" gibi şeyleri çocuğa söylerken ringin kenarından boksörüne taktik veren bir koç gibi hissediyorum kendimi. Berbat bir his.

Ama çocuklar böyle büyüyor... Önce okuldaki çocuklar sizin koklamaya bile kıyamadığınız evladınızı itip kakıyor sonra da hayat. Bugün okuldaki minik zorbalarla başa çıkmayı öğrenecek ki yarın öbür gün karşısına o zorbalar, trafikte onu sollamaya çalışan araç sahibi, işyerindeki rakibi, patronu ya da ev sahibi olarak çıktığında ne yapacağını bilsin. Bir şekilde kendini korumayı öğrenemezse ileride ben yanında olmadığımda ne yapacak diye endişeleniyor insan. Anne baba olmak çok zormuş. Çocuk büyüdüğü ölçüde işin daha da karmaşıklaşıp zorlaştığını anladığınızda ise çok geç oluyor. Siz çoktan o neşeli bebeklik dönemini geride bırakmış oluyorsunuz.

4 yorum:

  1. Diğerlerinin vurduğu bir dünyada daha fazla çekinik kalamıyor anne, baba da. Biz de hep derdini konuşarak çözmeye çalış, olmadı öğretmeninle konuş vs dedik ama nafile. En son sen de vur dedik:(

    YanıtlaSil
  2. Seni öyle iyi anlıyorum ki :(
    özlem

    YanıtlaSil
  3. İnsan kendi çocuğunu rahatsız edeni bir güzel dövmek istiyor valla :)

    Biz şimdilik rahatız ama Metehan anasınıfındayken oğluma yapışıp başka kimselerle paylaşmayan bir arkadaşı yüzünden neler çekmiştim. O da başka bir dert.

    YanıtlaSil
  4. Mümine'cim, biz de tamamen aynı yollardan geçtik. Başka çare kalmayınca insan ister istemez, "sana vurana sen de vur" demek zorunda kalıyor işte...

    Özlem, çocuklar okula başlayınca anne babaların hep karşılaştığı bir durum bu sanırım. Sizin adınıza da üzüldüm. :(

    O da ilginç bir durummuş Handan. Bizde hep itilip kakılma, horlanıp pataklanma olayı oldu. Doğrusu durup düşününce, sizinki gibi bir durumla başa çıkması daha zormuş. Çocuk hırpalanınca en çok anne-baba üzülüyor tabii ama olaya ben müdahele edersem de çocuğun okuldaki durumu daha kötüye gider gibi geliyor insana. Onca aşağılanmaya bir de "Annene mi şikayet ettin, süt kuzusu" gibi bir laf ta işitirse herhalde kahrolurum.

    YanıtlaSil