18 Kasım 2011 Cuma
Rüzgarın Adı
Bu hafta sonu küçük oğlanın doğum günü partisi var. Temizlemem gereken bir ev, pişirmem gereken kurabiye ve poğaçalar, mıncıklanacak mercimek köfteleri var. Gidip bir yerlerden taze ıspanak ve yufka da bulmam lazım börek için. Ispanak kökleriyle de dişlerini yaptırdığı için bu aralar dişsiz kalan kayınvalideme "Selen benden güzel yapıyor" dediği Antep yemeğinden pişireceğim daha.
Evin içinde gezip duruyorum nereden başlasam diye ama salon masasının üzerinden, üstüne vuran sabah güneşinin güzelim hüzmeleri altında, bu kitap beni kendine çağırıp duruyor. Nedendir bilinmez, daha görür görmez vurulup ilk fırsatta aldığım bir kitap bu. İlk sayfasındaki yazar hakkındaki bilgiyi okuduğumda elimde olmadan koca bir kahkaha attım ve bu kitabı aldığıma pişman olmayacağımı anladım. Mülksüzler'i bitirdikten sonra başladım ama sadece 30 sayfasını okuyabildim henüz. Tüm bu doğumgünü tantanasını alnımın akıyla atlatıp, biran önce kitabıma yumulmak istiyorum. Yapmam gereken işlere konstantre olmam lazım, şu anda şu yazıyı yazmaya uğraşmam bile saçma. Bir de fotoğrafını çektim salak gibi... Kitabın üstünü mü örtsem görmemek için? Yoksa?... Yoksa azıcık daha okusam mı? Hem daha 2 gün var doğumgününe... Yetişir mi acaba tüm bu işler?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
şekerim yap bitir şu işleri de gönül rahatlığıyla yayıla yayıla oku kitabını...haaa...sonra bana iki satır yazıp da kitabı beğenip beğenmediğini söylersen çok sevinirim....
YanıtlaSilBazı kitapların böyle bir elektriği var değil mi?"Beni okuuuu,beni okuuuu" diye kendine çağıran...Bitirdiğinde nasılmış yaz olur mu?Merak ettim :)
YanıtlaSilözlem
Kusura bakmayın kızlar, daha önce cevap yazamadım zira haşatım çıkmıştı. Bugün itibariyle ancak kendime gelebildim. Doğumgününü atlattık, inşallah bugün şöyle ayağımı uzatıp okuyacağım kitabımı. Şimdilik oldukça akıcı ve heyecanlı gidiyor. Bitince yeniden yazarım nasıl olduğunu :)
YanıtlaSil