24 Kasım 2011 Perşembe

Tembellik günü



Özgür'le Ömer'in doğum günlerini atlattım ya, artık rahatım. Hafta başından beri içimden hiç bir şey yapmak gelmiyor. Eh geçen hafta evde komple bir bahar temizliği yaptım sayılır. Kış ortasında camları bile sildim. Ben ki cam silmekten nefret ederim. Camı silerken pencere pervazına tutunup camdan sarkan, öyle tüm gövdesini camın dışına çıkarıp ta en üst dış köşeyi parlatacağım diye uğraşan biri hele hiç değilimdir. Tam tersine ödüm patlar öyle cama tırmanıp cam silen kadınları görünce. Karşı apartmanda falan görürsem bakamam, gözlerimi  kapatırım, o derece yani. Temiz camlar uğruna kendimi tehlikeye atacak değilim. Siz o pencere çerçevelerini, kaynakla inşaat betonuna tutturduklarını falan sanmıyorsunuz herhalde. O çerçeveleri en fazla  4-5 tane civata tutuyor. Eski evde balkonu pimapenle kapattırdığımızda gözlerimle gördüm nasıl monte ettiklerini. Ben işimi sağlama alırım arkadaş. Vileda sopasının ucuna taktığım cam sileceğine, camı sildiğim bezi dolayarak camların dışını silen bir insanım ben. En fazla kolumu çıkarırım camdan. Camın üst köşesinde azıcık toz kalabilir, benim için bir mahsuru yok. Sonuçta yalayacak değilim orayı. 

Yalnız bu şekilde cam silmenin de tek dezavantajı insanın omuz, kol ve sırt kaslarını çok zorlaması. Ondan da bir şikayetim yok aslında, sonuçta 15 günde bir camları silen bir insan da değilim. İsteyen ayıplasın, valla umurumda değil. Cam silerek harcamak için hayat çok kısa. Neyse kırk yılda bir özenip camları silince bu sefer içime sinmedi, perdeleri de yıkayıp yeniden astım. Silinmiş, pırıl pırıl camları görünce Özgür'ün tepkisi şu oldu;  "Vaaay camlar HD kalite olmuş" O bile camlar konusunda en az benim kadar vurdumduymaz olduğu halde, bu şekilde bir fark görüyorsa demek ki gerçekten cam silme zamanıymış. Yorulduğuma değmiş.

Anlayacağınız geçen haftanın yorgunluğunu hala üzerimden atabilmiş değilim. Bütün gün ayağımı uzatıp kitabımı okumakla ya da tv karşısında çocuklara ördüğüm okul süveterini bitirmeye çalışmakla geçiyor. Bugün Ömer de bana katıldı, midesini üşütmüş, okula gidemedi. Evde benimle birlikte tembellik yapıyor. Tabi içtiği bitki çayları sonucu kendini toparlayıp öğleden sonra tepinmeye başlama ihtimali de var ama  bir de poğaça yapsam mı acaba? Uzun lafın kısası ana-oğul keyif yapacağız bugün elleşmeyin.

4 yorum:

  1. Ayy ben de nasil ozledim tembellik yapmayi anlatamam. En son 1,5 yil once yapmistim. Gun icinde 1-2 bolum dizi izleyebilirsem ne mutlu! Tadini cikar. Pogaca da yapmissindir umarim :)

    YanıtlaSil
  2. Ben de aynen senin gibiyim. Temizlikçi gelse eve ona bile bakamıyorum cam silerken. Ama çok uzun camlar için Can'ın eline veriyorum viledayı, benim bileklerim ağrıyor diyerek. Sahi, diğer camlar hiç umurumda değil de şu mutfağın camına sürekli bakıp duruyorum, üstüne üstlük güneş de oradan vuruyor, onu bir sildireyim ben :)

    Bir güzel tembelliğini yap valla Selencim,, hakkettin sen onu :D

    YanıtlaSil
  3. Temiz evde keyif yapmak kadar zevkli bir şey yok bence :)
    özlem

    YanıtlaSil
  4. Valla Pınar çok zevkli olacaktı bir de oğlan mutfaktan banyoya kusarak koşmasaydı. Yeniden ev sildim, halı yıkadım falan, poğaça da yalan oldu tabi.. :(

    Handan'cım silmesi çekilir şey değil de dediğin gibi temiz camın önünde kahvaltı edip çay içmenin keyfi de başka oluyor yani. Hayatımız mutfakta mı geçiyor ne?

    Özlem, hakikaten dip köşe tertemizken insanın içi ayrı bir rahat oluyor. Hak ettim diyorsun en azından. Yapılacak birşeyler varken insan huzursuz oluyor sanki.

    YanıtlaSil