Bizim Ömer futbol delisi. Kendi kendine lig fikstürü tutuyor, Fenerbahçe'nin tüm maçlarını takip ediyor, maç sonuçlarını gazetelerden oradan buradan bulup illa ki öğreniyor falan öyle ciddi bir futbol hastası. Uzun zamandır da en büyük hayali futbolcu olmaktı. Özgür'e göre yetenekliydi de. Tam bir futbol okuluna yazdıracaktık ki alerjik astım teşhisi kondu çocuğa, doğal olarak futbol hayatı da askıya alındı. Biraz da içine kapanık bir tip. Öyle Uğur gibi çok girişken, aktif, çok çabuk arkadaş edinebilen bir çocuk değil. Bu karakter özellikleri yüzünden kendine güveni fazla değil. Çok çabuk demoralize olan, hemen her şeye en kötü yanından bakan biri. Haliyle bu ruh hali tüm bedenine yansıyor. Belki de ben çocuğumu bu kadar iyi tanıdığım için bazen O'na baktığımda beden dilinden bu kendine güvensizliği, çekingenliği okuyabiliyorum ve üzülüyorum onun adına. Son zamanlarda epey kambur duruyordu. Özgür kafaya iyice taktığı için bir ortopediste götürdük sonuçta benim koyduğum teşhisin aynını doktordan dinleyip geldik. Duruş bozukluğu olduğunu ve de çok zayıf olduğu için kaslarının yeterince güçlenmediği için kemiklerini desteklemediğini söyledi doktor. Spor yapması, kaslarını güçlendirmesi şart dedi. Biz de o yüzden kendine güveninin de artması için tekvandoya yazdırdık iki oğlanı.
Haftanın üç günü akşam tekvandoya gidiyorlar. Öyle de hevesliler ki anlatamam. Çok büyük bir ciddiyet ve istekle hazırlanıyorlar. Özgür antrenman sırasında da çok disiplinli olduklarını söylüyor. Haliyle bu gelişmelerden sonra Ömer futboldan epey uzaklaştı. Geçen gün okula Uğur'u almaya giderken (bu sene haftanın 3 günü saat 14:30 yerine 16:00 da çıkıyor okuldan) Ömer açtı konuyu.
- Anne ben karar verdim çiftçi olacağım.
- Vaay süper bir seçim Ömer, bu durumda sana ekecek toprak bulmamız gerekecek. (Anne olarak direk finansman olayına giren zihniyet)
- O gıcık doktor futbol hayatımı bitirdiğine göre artık yapacak başka bir şey yok, ben de çiftçilikte karar kıldım. Kendi yiyeceklerimi yetiştiririm.
- Böylece hormonlu şeyler yemek zorunda kalmazsın, hem hayvan da alırsın
- Tabi tavuk, koyun, inek de alacağım. Hepsinden besleyeceğim.
- Çok güzel, ben de isterdim böyle bir hayat
- Ama önce evleneceğim kızı bulmam lazım
- Tabi çiftlikte yaşamaya razı, çiftlik hayatını sevecek birini bulman lazım önce di mi?
- Evet yoksa evlenemeyebilirim.
- O zaman önce okula gitmen gerek, bu durumda bence ziraat mühendisliği okuman mantıklı olur. Okuldan bir kızla evlenebilirsin belki. Futbol hayatına da son vermen gerekmez, hobi olarak futbol oynayabilirsin her zaman.
- Evet en iyisi bu sanırım... sence kıyamet ne zaman kopar anne, yakın mıdır?
- Allah bilir oğlum, ben nereden bileyim? Neden sordun şimdi bunu?
- Şey ölmeden önce en azından bir süre bu hayatı yaşamak isterdim de...
- İlahi çocuk, o kadar yakın olduğunu sanmıyorum kıyametin. Hem sen iyi bir insan olduktan sonra belki öbür dünyada cennetten bir bahçe verir Allah sana. O daha iyi değil mi?
- Evet doğru
Çocukların kafası ne kadar da tuhaf çalışıyor, bazen hiç aklım almıyor. Demek kendi küçük dünyasında futbolla yollarının ayrılmasına aslında çok üzülmüş. Diyorum ya böyle basit sohbetler olmasa çok içine kapanık, ser verip sır vermez. Hem biz koca insanlar gün gelip hesap vereceğimizi falan unuturken bu küçücük masum kafanın günün birine kıyametin kopacağını hatırlayıp ona göre plan yapması acıklı değil mi sizce de?
Oy canım canım :) Çocukların aklından geçenler inanılmaz ve her daim alâkasız yerlerde yakalayabiliyoruz eğer şansımız varsa. Bilgiç geçen gün duş alırken yumurtladı, yatmadan önce karanlıktan korkunca Allahla sohbet ediyormuş. Ne diyorsun dedim. Isteklerini söylüyormuş bir de işkencesiz kısa ölüm diliyormuş. Oyyyyy... Seyrettikleri filmleri bir daha gözden gecirmeliyim sanırım, güya hep çocuk kanalı izliyorlar ama...
YanıtlaSilaklını seveyim onun :)
YanıtlaSilufacık kalbiyle ne güzel bir hayat düşlüyor, umarım gönlünce olur
Ayyy Handan kıyamam o Bilgiç'e, yavrum benim. Cidden izledikleri programları yeniden bir gözden geçirmekte fayda var sanırım.
YanıtlaSilBahar, teşekkür ederiz :) İnşallah hepsinin çok güzel, mutlu ve huzurlu birer hayatları olur.