6 Eylül 2012 Perşembe
Ortodontist diyeni döverim
Bugün Özgür'le yedik birbirimizi. Gündem Ömer'in ortodontik tedavisi idi. Nihayet doğru dürüst bir ortodonti uzmanı bulduk. Hatta bir değil tam üçünün bir arada olduğu bir ortodonti kliniği idi gittiğimiz. Evden epeyce uzakta ama çok içimize sindi. Gayet titiz bir muayene ve detaylı röntgenlerden sonra Ömer'de aslında babasındaki gibi alt çene çıkıklığı olmadığı tespit edildi. Nasıl rahatladık anlatamam. Çocuk 17 aylıktı biz erken tedavi diye doktor doktor gezmeye başlamıştık. Neyse çene kemikleriyle bir sorunu yokmuş ama yutkunurken diliyle dişlerini ittirdiği için dişleri dışa doğru yamuk duruyormuş. Diş yapısı da çenesine göre iri olduğu için 32 dişinin normal şartlar altında ağzında düzgün bir şekilde, bir hizada duramayacağını röntgenlere bakarak biz bile anladık. Haliyle bir kaç sene sürecek bir tedavi programı yapıldı. Üç ortodontist kafa kafaya verip ilk etapta ağzında yamuk duran ön dişi damak aparatıyla düzeltip kalıcı dişlerin çıkması için yer açmaya karar verdiler. Bugün damak aparatını almaya gittik. Nasıl takıp çıkaracağımızı falan gösterdi doktor. 3 hafta sonrasına randevu alıp eve geldik.
Ama her gidiş geliş, trafik yüzünden bizim hayatımızdan en az 4-5 saat götürüyor. Öyle bir işkence ile gidip geliyoruz. Neyse efendim eve gelince Ömer bu aparatı takmamak için huysuzluk etti. Akla gelebilecek en saçma bahaneleri öne sürdü. Yok artık gözlüğü varmış bir de bu aleti takıp okula gidemezmiş, iyice inek gibi görünecekmiş. Hiç öyle bir aletle gezen var mıymış. Dişlerini çekip öyle tedavi etsinmiş doktor, damağından ne istiyormuş. Bu aletle konuşmayı bırak yutkunamıyormuş bile vs vs... Saatlerce oturup anlattık. "Bu aparat ne ki böbrek yetmezliği yüzünden sürekli diyalize bağlanan insanlar var, kalp yetmezliği yüzünden hayatı bir alete bağlı olan insanlar var. Sense altı üstü ağzına takıp çıkarılabilen bir aparat takıp iyileşeceksin, yat kalk haline şükret. Çok daha kötü bir durumda yaşamak zorunda olan insanlar varken senin şikayet etmen saçma. Bu senin sağlığın için şart, bebeklik etme. Sen de biliyorsun ki gözlük te ilk başta garip gelmişti ama zamanla alıştın, yatarken çıkarmayı unuttuğun bile oldu kaç defa. Görürsün buna da alışacaksın zamanla ağzında olduğunu bile unutacaksın.... vs vs" Kısaca söylenebilecek ne varsa söyleyip tam çocuğu denemeye ikna ettik Özgür aparatı eline bir alıp baktı ve anında kusurlu olduğuna karar verdi. O andan sonra zaten benim sigortalarım öyle bir attı ki delirdim resmen. Hayatımda hiç Özgür'e bu kadar sinirlenmemiştim.
"Görüyor musun bak adam onca sene boşuna okumuş, ortodonti uzmanı olmuş ama senin kadar bilgi sahibi olamamış. Bir hareketli diş aparatının nasıl olması gerektiğini hala bilmiyor, tutmuş çocuğa böyle bir şey yapmış utanmadan" diye bağırdım çağırdım. Neymiş efendim Özgür de zamanında bu aparattan takmış onunki farklıymış. "Allah aşkına anlatma bana farkını. Duymak istemiyorum 25 yıl önce kullandığın aparatla bugünkü arasında ne fark olduğunu. Bir diş dolgusu bile 25 yılda nasıl değişti sen tutmuş böyle bir aparat konusunda ahkam kesiyorsun. Oldu olacak bu işe de el at, sen daha iyisini biliyorsun ya, yap kendin bi aparat, takalım çocuğa boşuna gidip gelmeyelim ta Çapa'ya" diye bağırdım çağırdım. Saatlerce söylendim yetmedi bir türlü sakinleşemedim. Bir insan nasıl bu kadar önyargılı, bu kadar sabit fikirli, bu kadar ukala olabilir. Uzman olmadığın bir konuda bir fikir beyan etmeden önce bir açar bakarsın. En azından internetten bir araştırırsın, ondan sonra bunu takmak zorunda olan çocuğun duymayacağı bir şekilde yaparsın eleştirini. Biz birbirimize girince doğal olarak çocuk ta fırlattı diş aparatını kaçtı gitti.
Deli olmamak elde değil. Çok ciddiyim gerçekten elimde kalacaktı bu gece. O kadar sinirlendim ki. Hayır sen yine alıştırmaya çalış çocuğu, ama çaktırmadan ilk fırsatta aç konuş doktorla. Önce bir anlamaya çalış neden böyle bir şey yaptırmış. Hemen niye "Yanlış bu alet, çocuk haklı, kullanma çocuğum" diyorsun? Alet çocuğun ağzında 5 dakikadan uzun kalmadı ki... Keşke günün birinde böyle ahkam kestiği, kusur aradığı adamlardan biri gerçekten konusuna acaip hakim, aşırı uzman biri çıksa da bu ukala dümbeleğini yerin dibine sokup sokup çıkarsa öyle bir yüreğimin yağları eriyecek ki... Ah ahh keşkeee.... Vallahi ben yoruldum bu ailenin adamlarıyla uğraşmaktan, eğer karnımdaki de oğlan çıkarsa korkarım direk doğumhaneden psikiyatriye yatıracaklar beni.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Bende ukalalık yapayım dedim biraz. Babasıyla aynı değil ağız yapısı diye yazmışsın zaten,aparatın farklı olması normal değil mi..? ve ne yazık ki haklısın önce takmaya alıştır,eleştirilerini sonra doktorla konuş,o çocuk bir daha o teli takar mı..?
YanıtlaSilBazen sadece haklı olmak yetmiyor, bence bir daha ki sefere kenara çekil ve tel takma alışkanlığını baba kazandırsın bakalım.
Okursa eşin nefret edecek benden :)) Sevgiler..
offf :(
YanıtlaSilşu durumdayken kafana takma desem ;)
çocuklar kızda olsa fark etmiyor adamlar insanı çıldırtmak için varlar ;)
Sana hayirli olsun diyememistim, ortodonti vesilesiyle diyeyim,, hayirli olsun Selin'cigim, saglikla mutlulukla kavusun bebeginize,,
YanıtlaSilBu babalar Kesın kardes;) benzer sahneler bizim evde de sık sık yaşanıyor. Ben son zamanlarda resmen aradan sıyrılıp baba-oğul onlari başbasa bırakıyorum. Böylece sinirlerim yıpranmıyor.
YanıtlaSilAslihan
Simdi sen sinirlendin ya.. Simdi ona da bir kulp uydurur adamlarin..;)))hormonlardan bagirip cagirdigini söylerler.. Nitekim bu konularada hakimler.. ;))
YanıtlaSilBen de bu ara sinirlendigimde hic ciddiye almiyorlar.. Hormonlardan diyor ukala esim..ona uygun anlayisli bir de tavir takiniyor.. Bu dahada sinir ediyor... Bak demedi deme..
bebek için hayırlı olsun, teyze için başsağlığı diliyorum.
YanıtlaSilbebek önce sağlıklı olsun da sonra da kız olur umarım. ama kocalar asla değişmez. bazen kendimi iki değil de üç çocuklu hissediyorum.
Asortik Krepçim, Özgür'ün nefret edilecekler listesinde en başta benim olmam lazım neler neler söyledim o akşam ben :D Bazen öyle düşüncesizce davranıp çileden çıkarıyorlar ki insanı, çocuktan beter oluyor bu adamlar.
YanıtlaSilBahar, zor valla bu adamlarla uğraşmak. Sen şanslısın en azından sadece bir taneyle uğraşıyorsun :)
Barış, çok teşekkür ederim. Amin, çok sağol güzel dileklerin için.
Aslıhan, doğru diyorsun keşke baba-oğul daha çok birlikte takılsalar da biz de daha çok kafa dinleyebilsek. :)
Nar Çiçeğim, var ya öyle haklısın ki bu kadar olur. Özgür bazen "Şu an sen değil hormonların konuşuyor" falan diyor bana veya bir şeyi azıcık zevk alarak yiyeyim hemen kocaman bir hormon topuymuşum gibi muamele ediyorlar asabımı bozuyorlar. Hayırlısıyla doğursam da korkarım adı "Loğusalık depresyonu" olacak her halükarda ciddiye almamak için bi kulp takacaklar insana..
Canan, çok teşekkür ederim güzel dileklerin için :) Kocalar zaten hiç büyümeyen çocuklar, hepimiz çocuk sayısına bir eklesek yeridir yani. Hiç daha istisnasını görmedim. :P