15 Ocak 2013 Salı

Çocuklar ve gelecek

Bazen kendimi çocuklarımla ilgili çoğu anne babanın aksine garip planlar yaparken buluyorum. Kendimden korkuyorum. İşin ilginci bu planları Özgür'e söylediğimde o da beni destekliyor. Korkarım çocukların hayatına çok radikal ve garip bir yol vereceğiz.

Mesela Özgür'e diyorum ki;
- Çocuklardan birisi günün birinde çıkıp "Anne ben bu sene üniversite sınavına girmeyeceğim, ne olmak istediğimi bilmiyorum/karar veremedim. Bir süre kendime zaman ayırıp hayattan ne istediğimi bulmak ona göre meslek seçmek istiyorum, 1-2 sene okula ara vermek istiyorum" dese hayatta karşı çıkmam, hatta sevinirim onun adına. "Ben zamanında senin kadar cesur olamadım" diye gurur duyarım çocuğumla.
Özgür diyor ki;
-Bence de, tamamen seninle aynı fikirdeyim, ben de asla kızmam. Aksine destek olurum.

Henüz 16-17 yaşında olan bir insanı, ileride bir ömür boyunca yapacağı mesleği seçmeye zorlamak, gelecekte ne yapmak istediğini o yaşta bildiğini var saymak bence çok mantıksız ve gaddarca. Kaçımız o yaşlarda gerçekte kim olduğumuzu biliyoruz ki... İnsan daha kendini tanımadan, kendini bilmeden ileride ne yapmak istediğine nasıl karar verebilir?

Şu an Özgür kendi işini yapıyor, küçük bir firmada az sayıda insanla kendi dizaynı olan makinaları imal ediyor. Artık piyasada tanınıyor ve ürünlerinin kalitesi herkesçe takdir ediliyor. Normalde işyeri sahibi her insanın mantıken istemesi gereken şey kurup geliştirdiği işi büyüdüklerinde çocuklarının devralmalarıdır değil mi? Ama bizde durum tamamen tersi, bunca sene bu devletin ve bu ülkenin işyeri kurup işçi istihdam eden, üreten, düşünen, yapılmayanı başarıp ülkesine bir şeyler kazandıran, dürüstçe iş yapmaya çalışan insanı nasıl itip kaktığına, hor gördüğüne bizzat şahit olduktan sonra ne ben ne de Özgür hayatta çocuklarımızın da aynı işi yapmasını istemiyoruz. En azından bu ülkede değil. Kurduğumuz işi kısıtlı imkanlar dahilinde, tamamen alın teri ve dürüst kazançla az çok bir yere getirebilmiş insanlar olarak hiç te "Gelecekte çocuklarım işimi ve ismimi bıraktığım yerden devralsın, büyütüp geliştirsin, global bir hale getirsin, dünyanın her yerine satış yapsın" gibi manyak düşüncelerimiz yok. Özgür'le tek amacımız ve hayalimiz; mevcut borçları ödeyip yeni bir hayat kuracak, küçük bir kasabada yeni bir başlangıç yapacak kadar para biriktirebilmek. O kadar yorgun ve bıkkın ki artık, bunca sene uğraşıp emek verdiği işi bırakmak Özgür'e hiç te koymayacak eminim.

Garip insanlarız sanırım. Çocuklara dair hiç öyle büyük planlarımız yok. En iyi üniversitelerde okusunlar, en iyi bölümleri kazansınlar, özel okullarda okusunlar, bir sürü dil bilsinler, master yapsın, yurt dışında okusun, bir sürü etiket sahibi olsun, tırmalasın dursunlar gibi beklentilerimiz hiç yok. Tek istediğimiz mutlu ve huzurlu bir hayat sürmeleri. O yüzden ileride çocukları yönlendirme açısından yapacağım tek şey nereye giderlerse gitsinler yapabilecekleri bir meslek seçmeleri yönünde olacak sadece. Yani bizde olduğu gibi seçtiği meslek çocukların yaşayacağı yeri ve hayatı belirlememeli. Çocuklarımın geleceğine dair kendimden en büyük beklentim bu.

Tabi bir de bunca sene yaşanan tecrübeler ışığında çocuklara meslek seçme açısından yönlendirme amaçlı söyleyebileceğimiz başka bir şey de şu; "İcra avukatı veya bankacı olmak için ancak cesedimi çiğnemeniz lazım evladım." Bu cümlenin söylenme sebepleri de bizde kalsın artık.  :P

2 yorum:

  1. Çevrelerine faydalı, sevdikleri şeyle meşgul oldukları için mutlu, kimseye muhtaç olmayan, huzurlu insanlar olsunlar. Benim bütün dileğim bu.

    YanıtlaSil
  2. Aynen Handancım, çok güzel özetlemişsin. Tam da bu şekilde düşünüyoruz biz de...

    YanıtlaSil