10 Şubat 2013 Pazar

Ağır Çekim

Artık hayatı ağır çekimde yaşıyorum blogcum. Ağırlaştım iyice. Yürüyüşüm, oturup kalkışım, nefes alışım bile değişti. Ağır vasıta gibiyim. Hareketlerim öyle yavaş ki koltuktan kalkıp kapıyı açmam neredeyse 5 dakika sürüyor. Hani hamilelere "Allah kurtarsın" derler ya, işte cidden o aşamaya gelmiş bulunuyorum artık. Yatakta sağdan sola dönmek bile başlı başına bir mücadele artık benim için. Kendimi enerjik hissettiğimde biraz ev işlerini toparlıyorum. Basit yemeklerle öğünleri geçiştiriyorum. Pazartesi okulların açılacak olması ve çocukların beslenmesine ne koyacağım sorusu şimdiden beni germeye başladı. Bugün öğlen kanepede uyuyakalmışım, uykumdan "salata" diye bağırarak uyandım. Rüyamda "yemeğin yanına salata da yapayım mı?" diye soruyordum benimkilere. Eeee, salata malum zor iş, hele de toksoplazma geçirmemiş hamile bir kadın için esaslı bir stres kaynağı. Özgür ve çocuklar çok güldüler halime. Zaten son zamanlarda uyurken sürekli ya mırıldanıyormuşum ya da koşmuşum da nefes nefese kalmışım gibi soluk alıp veriyormuşum. Uyku neyse de normal zamanda da sanki hep burnum tıkalı gibi. Yeterince nefes alamıyorum gibi geliyor bazen. Korkarım giderek bir ucubeye dönüşüyorum.

Gebelikte sona yaklaştıkça hayat da gözlerimin önünde ağır çekim bir film gibi akmaya başladı. Aslında günler su gibi akıp geçiyor ama biraz da benim sabırsızlığım giderek arttığından olsa gerek, beklenen güne yeterince hızlı yaklaşamıyoruz gibi geliyor. Eminim bundan 10 gün sonra bu günlerin rehavetini, sakinliğini çok arayacağım ama elimde değil bir an önce bu son 10 gün geçsin, ben hayırlısıyla sağlıkla bebeğime kavuşayım ve artık bu hamilelik mutlu sona ersin istiyorum. Belki de yaştan dolayı bu üçüncü hamilelik zor geldi bana. Sonuçta artık yirmili yaşlarımda değilim. Oğlanlarda bu kadar zorlanmamıştım ama o zamanlar da bundan 10 yaş daha gençtim.  35inde yeniden çocuk yapmaya kalkınca böyle oluyordur belki de... Neyse artık, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik çok şükür. Doktor 21 Şubat'a gün verdi. Eğer kendisi daha erken gelmeye kalkmazsa 21 Şubat sabahı kavuşacağız inşallah bebişe.

Çocuklar, Özgür, annem, eş, dost, akraba, hatta bizim geçenlerde kapıda kalan karşı komşu bile doğurayım diye gözümün içine bakıyor ama ı-ıh bizim kızın daha gelmeye niyeti yok anlaşılan. Bana çok durmayacakmış, aceleci olacakmış gibi geliyordu ama anlaşılan yine son ana kadar kurbanlık koyun gibi bekleyeceğim sezeryan için. Neyse sağlıklı olsun da bebiş, 9 ay bekledik 3-5 gün daha bekleyiveririz artık.


Bende durumlar işte böyle. Bu aralar vakit geçirmek için kitap okuyup duruyorum. Bezsiz Bebek'le birlikte Thomas Hardy'nin Orman Kızı'nı okuyorum şu anda. İngiltere kırsalı, aşk meşk konuları, Hardy'nin akıcı üslubu kafamı güzel dağıtıyor. Zaten kafam hormonlardan uçmuş haberleri bile izleyemez kıvama gelmişim başka ne yapayım? Umarım kitap doğumdan önce bitmez diyordum kendime ama şimdi baktım da yarılamışım bile. Doğuma kadar acil başka bir tane daha böyle güzel ve akıcı bir kitap bulmam lazım. Yoksa bu zaman başka türlü geçmeyecek. 

9 yorum:

  1. Çok az kalmış artık.Kolay bir doğum olmasını dilerim Selen'cim.

    YanıtlaSil
  2. Demek kızımız 21 Şubat'ta teşrif edecekler, ben de o güne kadar boş yere heyecan yapmayayım bari doğurdu mu,doğurmadı mı diye. Ay bir merak ediyorum ki sorma Selen senin bebişi. Umarım ünlüler gibi gizleyip saklamazsın onu bizden :)

    En önemlisi hangi gün gelirse gelsin sağlıkla gelsin inşallah annesi.

    YanıtlaSil
  3. Çok sağolasın Petek Abla'cım. İnşallah dediğin gibi kolay atlatırım bu seferkini de.

    Özlem, alemsin :) Valla ne yalan söyleyeyim ben de çok merak ediyorum, kime benzeyecek, nasıl bişey olacak, fırlama mı yoksa öyle kırılıp dökülen nazlı bir kız mı olacak... Öyle çok soru var ki aklımda ama dediğin gibi herşeyin başı sağlık, önce sağlıklı olsun da gerisini artık hep beraber bekleyip göreceğiz inşallah :) Köşe bucak saklayıp kaçıracak değilim çocuğu, sonuçta meşhur biri miyim ki ben peşimde bir paparazzi ordusu olsun... Hem ben biliyorum, beni okuyanlar bir maşallahı esirgemezler çocuğumdan. :D

    YanıtlaSil
  4. Adayı doğurmadan önceki son on günü düşünmek bile benı yordu selencim:)şimdi gülüyorum ama son haftamızda serra suçiçegi olmuştu.kabus gibiydi ,gözüne bile çıkmıştı cocuğumun o lanet çiçekler ve ben fil ayaklarımla doktor hastane ev üçgeninde dolaşıp duruyordum.tabii bu dolaşmaların karşılığını kolaycacık doğuracak fazlasıyla aldım ama son haftaların ağırlığı gercekten hala hatırımda.allah sağlıkla kavuştursun inşallah selencim ,çok az kalmış ha gayret:)

    YanıtlaSil
  5. güzel haberlerini bekliyor olacağım. bebişine sağlıcakla kavuşman dileğiyle.sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. toksoplazma bende de negatif :( ne zor dimi salata yapmak. eşim yaptı hep ama içten içe hep bir tedirginlik yerken :( sağlıkla kurtul arkadaşım

    YanıtlaSil
  7. Kitty'cim amin canım çok sağolasın. Bu halimde bile "fil ayakları" lafınla beni güldürdün ya Allah ta seni güldürsün :) Öyle cuk oturdu ki bu laf, gerçi sadece ayaklarım değil toptan fil gibi oldum yaa ben... Ühüü :(

    Gülizar, çok teşekkür ederim. İnşallah güzel haberi vericem haftaya. Hayırlısı...

    Baharcım sorma ya, her üç hamilelikte de aynı stres... Çok geriyor insanı. Bir de dışarıda yemek yerken çok zor oluyor, psikopat izlenimi bırakıyorsun ister istemez. "Aman benim tabağımda salata olmasın, hatta yeşillik değmesin bile, etler yanıktan hallice olsun" falan. Garsonlarda hep aynı surat "Hah çattık" der gibi bakıyolar... :P

    YanıtlaSil
  8. Hamileliğimin son günlerinde telesekretere şöyle bir mesaj kaydetmiştim: Ya evde yokum ya da telefona gelmeye çalışıyorum :D

    YanıtlaSil
  9. Hahaha Handan çok iyiymiş. :D Bana da telefonda hep "Nerdeydin, çok uzun sürdü açman, uyuyor muydun yoksa?" diye soruyorlar, ben de hep "Yok, yoldaydım, gelmeye çalışıyordum" diyorum. :P

    YanıtlaSil