Hayal kurmaktan ne zaman vaz geçeriz? Ya da ne zaman daha gerçekçi hayaller kurmaya başlarız? Herkesin içinde kalmış, hep hayalini kurduğu ayrı bir hayatı var mıdır? Eğer varsa, nedir bizi hayal yaşamlarımızdan uzak tutan, onların hep hayal olarak kalmasına sebep olan?
Üniversitede gelecekteki kendimi şimdikinden bambaşka biri olarak hayal ederdim. Büyük bir fabrikada üretimde çalışan (nedense pazarlama, ar-ge, satın alma, laboratuar vs masabaşı işlerin hiç bana göre olmadığını düşünürdüm o zamanlar) bakımlı ama zehir gibi bir mühendis olacağımı düşünürdüm. Dikkatim, pratik zekam sayesinde fabrikayı hep daha verimli işler hale getirmenin bir yolunu bulacaktım. Şehir merkezinde bir yerde yaşayacak, sosyal hayattan sinemadan, tiyatrodan, festivallerden kopmadan, arkadaşlarımı ihmal etmeden her işin altından kalkmayı becerecektim. Artık sadece gülüyorum bu eski hayallere. Aklım nerelerdeymiş bilmem?
Şimdi 2 çocuklu, çalışmayan bir anneyim. 12 senedir bir tekstil fabrikasına girmedim. Yün kokusunu almayalı, dokuma tezgahlarının gürültüsünü duymayalı, iplik makinalarında akan ipliği seyretmeyeli, kesimhanede üstüste yığılmış kumaş tabakalarının kesilişini görmeyeli tam 12 sene geçti. Zamanın ne kadar çabuk geçip gittiğini, hele de geçip giderken insanın yaşamını bir sel gibi önüne katıp alt üst ederek, bambaşka yöne sürükleyişini görmek insanda şok etkisi yapıyor. Bir an durup düşünüyorsunuz ve kendinizi 10 sene önce hayal ettiğinizden bambaşka bir noktada buluyorsunuz. Hayatın her birimiz için, bizimkisiyle hiç alakası olmayan kendi planının olduğunu bilmek aslında dehşet verici. Hiçbirimize hayatın ne sunacağı belli değil. Eskiden gelecekte yaşayacaklarımın hep benim planım dahilinde olacağını düşünürdüm oysa. Yirmili yaşlarda, hayattan ne istersem onu gerçekleştirebilecek gücün de bana beraberinde verildiğine inanırdım. Ama aynı zamanda istediğim şeyi gerçekleştirememem için bazı engellerin de bu pakete dahil olduğunu bilmiyordum. Ya da bir şekilde hayatta yapılan tercihlerin gün gelip karşınıza bir engel olarak dikilebileceğinin farkında değildim.
Yaşlanmak; insanın gençken kurduğu hayallerin gerçekleşmeyebileceğini mümkün olan en acı verici şekilde öğrenmesi demektir diyebiliriz sanırım. Bunu öğrendikten sonra bu bilinçle hareket eden, tedbirli davranan ve de daha gerçekçi hayaller kuran insana da "Olgunlaşmış" denebilir o zaman... Peki olgun insanlar nasıl hayaller kurar? Hayallerine kavuşanlar nasıl insanlardır? Şanslı mı yoksa azimli insanlar mı hayallerine kavuşur? Bu soruların cevaplarını öğrendiğimde ben daha mı olgun bir insan olacağım yoksa hayallerimi gerçeğe dönüştürmenin bir yolunu mu bulmuş olacağım? Peki bunları okuyan biri var mı?
Üniversitede gelecekteki kendimi şimdikinden bambaşka biri olarak hayal ederdim. Büyük bir fabrikada üretimde çalışan (nedense pazarlama, ar-ge, satın alma, laboratuar vs masabaşı işlerin hiç bana göre olmadığını düşünürdüm o zamanlar) bakımlı ama zehir gibi bir mühendis olacağımı düşünürdüm. Dikkatim, pratik zekam sayesinde fabrikayı hep daha verimli işler hale getirmenin bir yolunu bulacaktım. Şehir merkezinde bir yerde yaşayacak, sosyal hayattan sinemadan, tiyatrodan, festivallerden kopmadan, arkadaşlarımı ihmal etmeden her işin altından kalkmayı becerecektim. Artık sadece gülüyorum bu eski hayallere. Aklım nerelerdeymiş bilmem?
Şimdi 2 çocuklu, çalışmayan bir anneyim. 12 senedir bir tekstil fabrikasına girmedim. Yün kokusunu almayalı, dokuma tezgahlarının gürültüsünü duymayalı, iplik makinalarında akan ipliği seyretmeyeli, kesimhanede üstüste yığılmış kumaş tabakalarının kesilişini görmeyeli tam 12 sene geçti. Zamanın ne kadar çabuk geçip gittiğini, hele de geçip giderken insanın yaşamını bir sel gibi önüne katıp alt üst ederek, bambaşka yöne sürükleyişini görmek insanda şok etkisi yapıyor. Bir an durup düşünüyorsunuz ve kendinizi 10 sene önce hayal ettiğinizden bambaşka bir noktada buluyorsunuz. Hayatın her birimiz için, bizimkisiyle hiç alakası olmayan kendi planının olduğunu bilmek aslında dehşet verici. Hiçbirimize hayatın ne sunacağı belli değil. Eskiden gelecekte yaşayacaklarımın hep benim planım dahilinde olacağını düşünürdüm oysa. Yirmili yaşlarda, hayattan ne istersem onu gerçekleştirebilecek gücün de bana beraberinde verildiğine inanırdım. Ama aynı zamanda istediğim şeyi gerçekleştirememem için bazı engellerin de bu pakete dahil olduğunu bilmiyordum. Ya da bir şekilde hayatta yapılan tercihlerin gün gelip karşınıza bir engel olarak dikilebileceğinin farkında değildim.
Yaşlanmak; insanın gençken kurduğu hayallerin gerçekleşmeyebileceğini mümkün olan en acı verici şekilde öğrenmesi demektir diyebiliriz sanırım. Bunu öğrendikten sonra bu bilinçle hareket eden, tedbirli davranan ve de daha gerçekçi hayaller kuran insana da "Olgunlaşmış" denebilir o zaman... Peki olgun insanlar nasıl hayaller kurar? Hayallerine kavuşanlar nasıl insanlardır? Şanslı mı yoksa azimli insanlar mı hayallerine kavuşur? Bu soruların cevaplarını öğrendiğimde ben daha mı olgun bir insan olacağım yoksa hayallerimi gerçeğe dönüştürmenin bir yolunu mu bulmuş olacağım? Peki bunları okuyan biri var mı?
Kurduğun hayallerin gerçekleşmesi, gerçekleşmemesi o kadar önemli değil de hayal kuramamaya başlamak çok kötü.
YanıtlaSilEvet Handan, bir kere daha haklısın :) Hayallerimiz olduğu sürece yaşıyoruz diyebilir miyiz o zaman?
YanıtlaSilİnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış :D
YanıtlaSilDedik bile... :D
YanıtlaSilSelen'cim belki hayallerimizin hepsi şimdi gerçekleşmiyor ama gelecekte olmayacağını nereden biliyorsun? Yeter ki insan umudunu ve sağlığını yitirmesin. Öyle değil mi?
YanıtlaSilHayallerin gelecekte gerçekleşme umudu olmasa zaten insan nasıl yaşar düşünmek bile istemiyorum. Sağlıksa tabii en kıymetli şey :) Allah herkese önce sağlık sonra huzur versin.
YanıtlaSilIsin icinde sans da cok rol oynuyor bence ..dogru zamanda dogru yerde olmak.. Kader mi desem
YanıtlaSilNar Çiçeği, gerçekten bunu çok düşündüm. Doğru zamanda doğru yerde olma olayını yani. Eskiden tamamen şans olduğuna inanıyordum ama artık şans diye birşeyin olmadığına inanıyorum. Tesadüf diye bir şey yok bence. Her şeyin bir sebebi var ve bence bu kesin kader...
YanıtlaSil