Evli, iki çocuk annesi, işsiz bir mühendisin, gecenin bir yarısı içinde dayanılmaz bir yazma isteği duyarak uykularının kaçması normal midir? Hele de bu kadının 5 saat sonra yataktan kalkıp çocuklarını okula hazırlaması gerektiği düşünülürse, bu saatte bilgisayar başında, kimsenin okumayacağı yazılar yazarak vaktini harcaması delilik değil de nedir? İçindeki yazma isteğine yatakta sağa sola dönerek direnmeye çalışırken aklına gelen tüm dahiyane fikirlerin, bilgisayar başına oturduğunda kafasından uçup gitmesi nasıl açıklanabilir?
Hayatım boyunca, mühendislik okurken bile, günün birinde yazar olacağımın hayalini kurarken, kariyerime böyle saçma sapan bir biçimde başlayacağımı düşünmemiştim. Yaklaşık 1 sene önce bu blogu oluştururken kafamda saçma da olsa bir plan vardı ama o zamandan bu yana başka bir şey yazmak içimden gelmemişti. Bu gece neden böyle tuhaflaştığımı ben de bilmiyorum ve buraya kadar bile sabredip okuyan herkese teşekkür etmek isterim.
Belki de amaçsız hayatıma bir yön vermek isteği olabilir beni bu saatte ayakta tutan. Hayatının bir noktasında kim olduğunu, ne yöne gittiğini, ne yapması gerektiğini unutanlarınız olabilir benim gibi. O zaman bu satırları okuyan o "şanslı kişi" en azından yalnız olmadığını bilir. Ben de hayatımın bu aşamasında kim olduğumu, hayattaki amacımı hatırlamaya çalışıyorum. Bunu da oldukça garip bir şekilde yapmaya çalıştığımın farkındayım ama daha önce de çok bunalımlı bir dönemde yazdığım başka bir blog beni yeniden hayata bağlamıştı.
Neyse, diyebilirim ki içimdeki canavar yeniden uyandı. Bu defa kendimi bulma yolunda daha ciddi ve olumlu adımlar atabilmeyi ümit ediyorum çünkü en azından ben artık o kadın değilim. Sonuçta hepimiz değişiyoruz, olgunlaşıyoruz öyle değil mi?
Hayatım boyunca, mühendislik okurken bile, günün birinde yazar olacağımın hayalini kurarken, kariyerime böyle saçma sapan bir biçimde başlayacağımı düşünmemiştim. Yaklaşık 1 sene önce bu blogu oluştururken kafamda saçma da olsa bir plan vardı ama o zamandan bu yana başka bir şey yazmak içimden gelmemişti. Bu gece neden böyle tuhaflaştığımı ben de bilmiyorum ve buraya kadar bile sabredip okuyan herkese teşekkür etmek isterim.
Belki de amaçsız hayatıma bir yön vermek isteği olabilir beni bu saatte ayakta tutan. Hayatının bir noktasında kim olduğunu, ne yöne gittiğini, ne yapması gerektiğini unutanlarınız olabilir benim gibi. O zaman bu satırları okuyan o "şanslı kişi" en azından yalnız olmadığını bilir. Ben de hayatımın bu aşamasında kim olduğumu, hayattaki amacımı hatırlamaya çalışıyorum. Bunu da oldukça garip bir şekilde yapmaya çalıştığımın farkındayım ama daha önce de çok bunalımlı bir dönemde yazdığım başka bir blog beni yeniden hayata bağlamıştı.
Neyse, diyebilirim ki içimdeki canavar yeniden uyandı. Bu defa kendimi bulma yolunda daha ciddi ve olumlu adımlar atabilmeyi ümit ediyorum çünkü en azından ben artık o kadın değilim. Sonuçta hepimiz değişiyoruz, olgunlaşıyoruz öyle değil mi?
Benzer hallerdeyiz Selen'cim, ne olur yazmaya devam et, seni senden dinlemek güzel.Seninle sohbet etmeyi öyle özlemişim ki bu blog ilaç gibi geldi.Kalemin hiç susmasın.
YanıtlaSilSağol canım benim, gerçekten canımsın, her zaman kalbimdesin :) Ben de seninle sohbet etmeyi çok özledim.. :(
YanıtlaSil