Kendi çapında ticaretle uğraşan (hatta didinen) insanlar olarak son çıkan torba yasasına pek çok esnaf gibi Özgür ve ben de çok sevindik tabi. Çünkü bu ülkede bir yerlerde maaşlı çalışmayıp kendi işini kuran her Türk evladı gibi bizim de SSK, Bağkur, Vergi Dairesi gibi bilimum resmi kurumlara borcumuz ve de güzide memleketimin muhtelif ticaret mahkemelerinde görülen davalarımız var. Bugüne kadar devletten alacağı KDV bedeline 3 yıl boyunca 1TL bile faiz ilave olmadığı halde vergi ve SSK borcu her geçen gün bayır aşağı yuvarlanan kartopundan daha hızlı büyüyüp dudak uçuklatan rakamlara ulaşan iki insan olarak biz de ilk fırsatta yasa kapsamındaki resmi dairelere turlara başladık.
Bu sabah ilk işimiz trafik işlemleriyle ilgilenen bir muamelecideydi. Yaklaşık 3 senedir SSK borcu yüzünden haczedilip Üsküdar civarlarında bir yeddiemin deposunda rehin kalan bir adet arabamız vardı, nihayet bu yasa kapsamında 2004 yılından kalma SSK borcumuzu ödeyebildik te arabamız özgür kaldı. Benden size tavsiye, hele de ticaretle uğraşan bir insansanız, siz siz olun kredisi biten arabanızın üzerindeki rehini kaldırmakta acele etmeyin, olur da haciz gelirse işte böyle bizimki gibi satılamadığından 3 sene otoparkta kalsa bile en azından geri alabilme ümidiniz olur. Gerçi biz arabasızlığa epey alışmış, hatta gittikçe artan benzin fiyatları sağ olsun, ortama gayet iyi uyum sağlamıştık. Neyse uzun lafın kısası, uzun mücadelelerden sonra arabamız artık özgür ama gel gör ki ne muayenesi var, ne pulu, ne de sigortası. Üstelik kullanılabilir durumda değil. Trafikle ilgili evrak işlemleri bitince bir çekiciyle 3 senedir durduğu otoparktan aldırıp ilk iş olarak bir servise göndermeye karar verdik.
Araba olayını bu şekilde hallettikten sonra SSKya yani SGK'ya gittik. Girişte başvuru masasında oturan "hanımefendi" devletin parasıyla çoğaltılıp oraya vatandaşın hizmetine konulmuş başvuru formlarından her başvuru için 3 nüsha doldurmamız gerektiğini ama bizim bir taneden fazla form alamayacağımızı söyledi. İşi bütün gün orada oturup gelen giden vatandaşa form vermek olan kadın tarafından alenen azarlandık. "Bir tane alın ve şuradaki fotokopide çoğaltın" diye buyurdu bize. Biz de dediğini yaptık bize 3 farklı başvuru için en az 3 form gerektiği halde sadece 1 tane alıp fotokopinin başındaki takım elbiseli ve işi SGK'da fotokopi çekmek olan "beyefendi"den rica ettik. Önce yapacağımız başvuru sayısına göre toplam kaç kopya çektirmemiz gerektiği konusundaki sorumuza elindeki cep telefonuyla çok meşgul olduğundan cevap veremedi. Daha sonra telefonuya işi bittikten sonra lütfedip bizi dinlediğinde ise "Boş formun niye fotokopisini çektiriyorsunuz bana? Doldurun önce formu sonra kaç nüsha gerekiyorsa çekelim fotokopisini" diye bizi azarladı. Bizim ödediğimiz vergilerle maaş alan ve birinin işi oturup form dağıtmak diğerininki de fotokopi çekmek olan iki ayrı insandan 5 dakika içinde azar işiten her insan evladının sinirleneceği üzere biz de sinirlendik. Boş formlardan sadece 1 tane almamıza izin veren teyzeyi fotokopici amcaya şikayet edip ikisini kapıştırdık. Sonra da sadece bir form alıp "Biz işyerindeki kendi fotokopimizde çoğaltır geliriz siz sakın rahatsız olmayın" deyip uzaklaştık oradan.
Bağkur işlemleri ile ilgilenen SGK şubesi Bostancı'daymış. Bostancı'ya vardığımızda zaten öğle tatili olmuştu. 1 saat oturup yemek yiyip, civarda öyle boş boş takıldıktan sonra öğle tatili sonunda Bağkur binasının önündeki kuyruğu görünce ufak çapta bir şok geçirdik. Sonra şansımızı vergi dairesinden yana kullanmaya karar verdik.
11 Mart'ta vergi dairesine vergi borcumu nakit ödemek için başvuruda bulunmuştum ama sonra oturup detaylı hesap kitap yaptıktan sonra Özgür'le benim borcu 18 taksit yaptırmaya karar verdik. Tabi büyük problem oldu bu. Vergi dairesi'ndeki işlemleri esas takip eden ve işleri yapan hiç kimse yorum yapmazken en arka tarafta oturan ve elindeki yeşil elmayı kemiren bir "hanımefendi" tarafından "Madem nakit ödeyemeyeceksin neden nakit diye başvurdun önceden?" diye azarlandıktan sonra O'na ilişmemem gerektiğini anlamış oldum ve neyse ki işlemlerimi o kalabalığa rağmen sabırla ve kibarlıkla işini yapmaya çalışan diğer memurlarla tamamlayabildim.
Bu arada gelmişken vergi dairesinde arabanın pulunu, cezasını falan da halledelim dedik ve taaa 2004 te kesilmiş bir trafik cezamız olduğunu, bunun zaten 120TL altında kaldığı için yasa kapsamında iptal edileceğini ama yine de bu konuyla ilgili dilekçe vermemiz gerektiğini öğrendik. Devletimin vergi dairesinde bir adet beyaz dosya kağıdı ve yazan bir tükenmez kalem bulmak ne kadar zormuş bir kere daha anladık. Dilekçeyi zor bela yazıp teslim ettiğimizde ise ta 2004'te kesilen o trafik cezasına ait makbuzun aslının da gerekli olduğunu söylediler. Yani üst kattaki memur bir tıkla bilgisayardan görebiliyorken bizim 7 sene öncesine ait, varlığından bile haberdar olmadığımız bir ceza makbuzunu saklıyor olabileceğimiz ihtimali bile çok komikti ama biz pek eğlenmedik nedense.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder