8 Haziran 2011 Çarşamba

Son Gelişmeler...

Babam her iki ameliyatı da atlattı nihayet. Geçen hafta by-pass oldu, dün de anevrizma ameliyatı. Bugün yoğun bakımdan çıktığında inşallah geriye sadece daha hızlı iyileşmesi için elimizden geleni yapmak kalacak. 
Bu yaz 34 yaşı devireceğim ama şu son iki haftada daha bir büyüdüğümü hissettim resmen. Hayatımdaki pek çok değişimi olgunlukla kucakladım, "ah, öf" demeden zorluklara katlandım hatta hayatın bana sunduğu bu sancılı dönemden mazoşist bir zevk bile aldım. Halen daha hayatım eski dinginliğine kavuştu diyemeyeceğim dolayısıyla sakin, kurallı bir yazı yazmaya elvermiyor ruh halim. Son iki haftanın bana kattıklarını maddelemeyi daha kolay buldum. Buyrun;
  • Anladım ki insanlık ölmemiş, biz 10 ünite 0 Rh (-) kan bulabilmek için mücadele ederken, babama kan verebilmek için tüm işini gücünü bırakıp hastaneye gelen, bütün o iyi insanlar için ne kadar şükretsem azdır. Testler sonucu kan vermeye uygun olmadıklarını anlayan bazılarının yaşadıkları üzüntü ve hayal kırıklığı gözlerine yansıdığında samimiyetleri kalbimizi ısıttı. Kan veremeyenlere de bunun için minnettarız. İnsan aslında istediği zaman ne kadar yüce gönüllü olabiliyor, yeniden anladım ve umut doldum.
  • İnsanın ailesinde bu kadar yakın ve sevdiği birinin hastalanması, ciddi ameliyatlar geçirmesi meğerse insanı dağıtan, ömründen ömür götüren, perişan eden birşeymiş. Çok daha iyi anladım. İnsan kendi başına gelmedikçe bunu bu kadar iyi anlayamıyor.
  • Bizden çok daha kötü durumda olan diğer insanları gördüm, onlar için çok çok üzüldüm, daha çok şükretmem gerektiğini anladım.
  • Çapa gibi bir hastanede tüm o olumsuz şartlara rağmen çalışan, çabalayan başta doktorlar olmak üzere tüm personelin idealist, kendinden önce diğer insanları düşünen bir nevi insanüstü varlıklar olduklarına inandım. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum. Özel bir hastanede 2-3 misli parayla keyif sürmek varken orada mümkün olan en fazla sayıda insana hizmet vermek için didinmek bu saygıyı hak ediyor.
  • Babam için ameliyathane kapılarında beklerken çok "çılgın proceler" üretti kafam. Çapa gibi köklü bir hastaneyi, bulunduğu yerde, ultra modern teknolojiyle yeniden inşa etmek gibi... Oraya buraya kanal açmaktan daha çılgın değil mi sizce de?
  • Ya da bir dernek kurup, yardımseverlerden para toplayıp, hayrına ülkenin dört bir yanındaki devlet hastanelerini adam etmek gibi çılgın fikirler geliştirdim. Hem hastalara hem de orada üç kuruşa çalışan idealist insanlara moral olsun diye. 
  • Bunca telaşenin ve koşturmacanın içinde evlilik yıldönümümüzü unutmayıp bir elinde çiçek diğer elinde çiğ köfteyle eve gelen kocayı da bağrıma bastım tabi. "Evlilik yıldönümüyle çiğköfte ne alaka?" diye sorgulamadım hiç.
  • Sıcak suyumuz var artık, devir-daim pompası bozukmuş, değiştirdiler düzeldi. Ama ben en çok bizden önce siteye taşınmış alt kattaki uzak doğulu aileye üzüldüm. Sorunu kimseye anlatamadıkları için kim bilir ne zamandır soğuk suyla yıkanıyorlardı...                                        
  • Babamın ameliyat durumları yüzünden hala daha yeni evimi benimseyemedim. Evde çoğu şeyi yerleştirdim, sadece 1-2 koli kaldı ortada, ama bir türlü yerleşik ev düzenine geçemedik. Hala daha evde bir göçebe havası var. Herşey her yerde, çoğu şeyin yerini ben bile bilmiyorum. Evin bazı eksikleri var ama fırsat bulup ta gidip alamadık henüz. Kendimi hala bu mahalleye bu çevreye ve bu eve ait hissedemiyorum. Halbuki eve çok yakın, yürüyüş mesafesinde muhteşem bir park olduğunu da keşfettik.
  • Geçen hafta babama kan bulmak için uğraşırken, kan merkezinin önünde incecik bi t-shirtle beklerken üşütmüşüm. Sesim kısıldı, 1 haftadır da öksürüp duruyorum. Özgür'ün aklına uyup balgam söktürücü bir ilaç içtiğim gece, ilaç aslında olmayan balgamı sökecek diye neredeyse ciğerlerim dışarı çıkıyordu öksürmekten. Uykusuzluk, öksürükten kaynaklanan halsizlik, kendimi paçavra gibi hissetmem bir yana hasta olduğum için ameliyat sonrası hastaneye babamı ziyarete gidememek te cabası. Siz siz olun ailenizde hasta biri varken akılsızlık edip kendinizi ihmal etmeyin. Siz sağlam olacaksınız ki diğerlerine destek olabilesiniz.
  • Özgür yeni evdeki bir şeyden alerji oldu. Durmadan akan burnu içinse beni suçluyor. Banyodaki tüm toz ve temizlik bezlerini kokladı, sırf onun alerjisi azdı diye töhmet altında kalmamak için yepyeni vileda paspasımı attım. Halbuki mis gibi deterjan kokuyordu. Ama kafayı taktı ya bir kere, alerjisine sebep olarak benim temizlik bezlerimin küf koktuğunu iddia edip duruyor, çenesinden kurtulmak için her şeyi yaparım. Alerjisi olduğunu bildiğim için sürekli yıkayıp özenle kurutuyorum temizlik yaptığım bezleri, yine de onca çabaya rağmen suçlanmak çok kanıma dokunuyor. Niyeyse küçük odaya yığdığı, klasörler dolusu, tozlu şirket evraklarından hiç şüphelenmemesi ise beni çileden çıkarıyor. 
Şimdilik haberler bu kadar, adsl ve telefon olayını halledebildik sonunda. Yakında eskisi gibi bloglarda boy göstereceğim inşallah. 

6 yorum:

  1. Babana tekrar geçmiş olsun canım.

    Öpüyorum seni.

    YanıtlaSil
  2. A:( Selencim çok özür dilerim ben görmemişim daha önceki yazını da.. çok büyük geçmiş olsun swocacanım.. Babanın şimdi daha iyi olduğuna çok sevindim.. Dilerim Allah tastamam şifasını verir.. öperim

    YanıtlaSil
  3. Gelmiş geçmiş olsun Selencim.İyi haberlerine sevindim.

    Çiğ köfte ve Uzakdoğulu komşularınıza da çok güldüm.:)

    YanıtlaSil
  4. Handan, çok teşekkür ederim. Ben de öpüyorum, sevgiler.

    Müminecim, Çok teşekkür ederim, ayrıca hiç önemli değil, senin kafan meşgul biliyorum ben. Hallettin galiba okul işini, yazıp soracağım bi fırsat bulursam :)

    Öykücüm, çok sağol, teşekkür ederim.
    Ya sorma Uzakdoğulu komşular beni de çok güldürdü ama acıdım da. Bi fırsat bulsam muhabbet kurmaya çalışacağım yazıktır. Belki başka şeye ihtiyaçları vardır da anlatamıyorlardır. Kocası da Türkçe bilmiyor çünkü asansörde karşılaştık. :P

    YanıtlaSil
  5. ahh selen taşındın da yerleştin bile değil mi? seni başka bir şehre yollamış gibi hissediyorum kendimi. güle güle oturun yeni evinizde.

    babana tekrar geçmiş olsun. bir an önce eski haline kavuşmasını dilerim.

    YanıtlaSil
  6. Evet Yasemin, taşındım da yerleştim bile :( Başka bir şehirde değilim beni ilk tanıdığın zamanki gibi :) Bekliyorum heyecanla belki zincirini kırar da bu taraflarda yaşamanın bir yolunu bulursun diye :D Olmazsa bir formül düşüneceğiz artık, o günkü sohbetin tadı damağımda kaldı çünkü.. :(
    O poğaça yanaklıyı öp benim yerime :) sevgiler...

    YanıtlaSil