Hiç bir zaman çok süslü bir insan olmadım. Hayatta en kokoş olduğum zaman herhalde üniversiteye gittiğim zamandı. O zamanlar sürekli topuklu ayakkabıyla gezer, rimelsiz, rujsuz, gözlerime kalem çekmeden evden çıkmazdım. Ne olduysa bana anne olduktan sonra oldu. İyice saldım kendimi. İlk hamilelikte kanamam vardı, doktor yatak istirahati vermişti. O yüzden yedim hormon iğnelerini yattım, yedim iğneleri yattım tam 25 kilo alarak doğuma gittim. Öyle bir şiştim ki Özgür'le oturup, ayaklarıma bakıp gülerdik. Alyansımı bile keserek çıkarmak zorunda kaldık parmağımdan.
18 ay arayla 2 tane doğum yapınca insanın zaten 2,5 senesi hamile ya da yeni doğum yapmış olarak geçiyor, haliyle gardrobu da ister istemez değişiyor. Daha bol kıyafetler, çapraz takılan çantalar, düz spor ayakkabılar eski süslü şeylerin yerini alıyor. Kucağında 1 yaşından küçük bir bebekle, topuklu ayakkabı giyebilen bir hamile kadın bence ancak insanüsütü bir yaratık olabilir. Dolayısıyla ben başaramadım. Küçük bebeğiniz olunca, bebekten başka öyle çok taşıyacak eşyanız oluyor ki bir de bunu hamileyken yaptığınızı düşünürseniz, doğal olarak giymek için en rahat şeyleri seçiyorsunuz. İkinci doğduktan sonraki yaklaşık 3 sene zaten kayıp hafızamdan. Deliliğin sınırından döndüm resmen. 4 saatlik uykuyla hayalet gibi geziyor, aynada kendimi görünce de suretimden ödüm patlıyordu. İnsanlıktan çıkmıştım diyeyim siz anlayın durumu. Hatta koyayım bir fotoğraf buyrun gerisini siz hayal edin.
| Gel de kendine bakacak zaman bul |
Zamanla alışıyorsunuz bu hayata. İki oğlan çocuğu peşinde, her an herşeye hazır, her an koşabilecek durumda ve elleriniz mümkün mertebe boş olmak zorunda. Doğal olarak zaman içinde kadın görünüşünden çıkıp, uniseks görünüşe sahip bir insan evladına dönüşüyorsunuz. Buna peşpeşe 2 doğumdan sonra kansız kalan bünye yüzünden avuç avuç dökülen saçları ve 16 sene bir baltaya sap olucam diye okuyup ta evde çocuk bakmaktan başka bir işe yaramayan bir yaratığa dönüştüğünü gören insanın depresif ruh halini de eklerseniz, tablonun ne kadar vahim olduğunu belki kafanızda daha net canlandırırsınız.
Çocuklar okula başladıktan bir süre sonra farkettim durumumu. Nasıl oldu anlatayım. Çocukları apar topar kaldır, giydir, karınlarını doyur, beslenmelerini hazırla, okula yetiştir, eve dön, evi toparla, alışverişe çık, git çocukları okuldan al, yemek hazırla, ödevleri kontrol et vs vs uğraşırken bir gün sınıf kapısında diğer annelerle okul zilinin çalmasını bekler bulunca kendimi, bir baktım ki etrafıma aman Allah! Kadınlar bir süslü, bir şık... Makyajlar yapılmış, topuklular giyilmiş, saçlar kuaför elinden çıkmış gibi, bense okul çocuğu gibi sefil, spor ayakkabı, spor mont, makyajsız, at kuyruklu bir tip olarak kalakalmışım aralarında. Nasıl ezik hissettim kendimi anlatamam. Başta kendi kendimi avutuyordum "Çoğunun tek çocuğu var, sen iki oğlanla başediyorsun. Onlarla yarışamazsın" diye. Sonra bir baktım bizim ufaklığın sınıfındaki üçüz oğlanların annesi benden iyi görünüyor "Tamam Selen" dedim "Kendine gel hele bir sen! Yeniden kadın gibi giyinmeye başla."
biraz abuk olacak burda ama söylemeden duramıycam alışmadık yerde don durmuyor, 2 sene önce biraz daha düzgün görüneyim diye topuklu çizme, pardesü, deri çanta vs. almıştım, yepisyeni duruyorlar gardropta. ben yine spor ayakkabı, sırt çantası ve montla dolanıyorum gerçi şu sıralar evdeyim semt dışına çıktığım yok da çıkarken de farklı değilim. şimdi daha da beterim gerçi. cem geçenlerde marketten döndüğümde bunlar senin pijaman değil miydi diye sordu. insan ne oldum değil ne olacağım demeli :)
YanıtlaSilkızım 3 yaşında. ben de aynıyım.bizim ev hala çok sık bu hale geliyor.
YanıtlaSilcevabı bulursanız lütfen paylaşın. yoksa sonsuza kadar süslü hanımlara ve yüksek topuklara bakıp iç geçireceğim..
topuklu ayakkabı ie yürüme kursu var mıdır??
Selencim her ne kadar TV de falan topukluların üzerinde salına salına endam eden kadınlar hoşuma gitse de sanırım onları giyemeyeceğimi anlamış bulunuyorum. Artık benim için en kendime bakmış hal kot pantolon, gömlek, koyu renk rujum ve küpelerim oluyor. Bir de lancester miydi neydi bir göz kalemi aldım, gerçekten güzel. Diğer bütün malzemeleri attım . Biz de böyle güzeliz anacım. Kulağımda müzik ayağımda spor ayakkabılar evden çıkarken gayet de güzel hissediyorum kendimi :D En azından çocuklar büyüdü, onları hazırlarken kendim kusmuklu tişörtle çıkmıştım bir kere , yaşasın temiz tişörtler :D
YanıtlaSilBence durum tamamen önceliklerle alakalı. Ben tek ve sakin bir kız çocuğu ile bu durumdayım. Kızımı götürdüğüm parkta bir kadın var. 1,5 yaş ara ile (her seferinde ilk adetini göremeden kaza olduğunu söylüyor) 3 erkek ve 4. olarak da kız doğurmuş bir kadın var. Yazın 6 aylık küçük kızı ve 3 oğlu ile parka geliyordu. Beline kadar sarıya boyalı saçları var ve her seferinde makyajlı. İnanılır gibi değil. A, ama tabii bu arada çocuklar kirden pastan görünmüyorlar, 6 aylık kız da kendi kendini biberondaki meyve suyuyla beslemeye çalışıyor.
YanıtlaSilYanlış anlaşılmasın, kaıdncağızı kötülemiyorum, kadın demek çareyi böyle bulmuş. Bakmış ki 4 çocuğa da süper bakması mümkün değil, bari ben kendimi güzel hissedeyim ki çocuklara karşı da anlayışlı olayım demiş herhalde.
Biz dışarı çıkarken ise kızım her zaman çok şık ve bakımlı oluyor, günlük öğünlerinin hepsi çantamda oluyor vs vs. Ama tabii bu arada ben gayet bakmsız oluyorum.
Çareyi şöyle buldum: Saçlarımı kısa ama kolay şekle girer bir biçimde kestirdim, oldukça başarılı bir berbere.
Manikür ve pediküre gitmek için mutlaka zaman ayırıyorum.
Topuklu çizme aldım çok ünlü bir yabancı ayakkabı markasının, söylemesi ayıptır yarım milyar para verdim ama helali hoş olsun. Hamileyken bile ayağımdan çıkarmadım. Babetlerimle bu kadar rahat etmiyorum öyle söyleyeyim.
Kot zaten sevmem, rahat ama şık görünen kumaş pantolonlar giyiyorum.
Rimelimi sürerim, göz farımı da öyle.
Bir de küpe taktım mı değmeyin keyfime :)
Yasemin, hiç te abuk olmamış, hatta durumu çok güzel özetlemişsin arkadaşım :) Ama ne olacağız derken daha beter de olmasak bari..
YanıtlaSilAdsız, topuklu ayakkabı ile yürüme kursu olsa da gidecek hal ve istek olur mu bizde bilmiyorum. :P İnsanın içinden gelen birşey herhalde topukluyla yürüme yeteneği ya da azimden olsa gerek :)Ama bak Çokbilmişin ipuçları da fena değil, bir kaç rötuş lazım sanırım bize.
Handan, öldürecek bir gün beni yorumların. :D Ben de bayılıyorum şöyle stilettolarla salınan hatunlara ama daha 1 kere bile giymedim o kadar ince ve uzun topuklu. Düğünümdeki ayakkabım bile yuvarlak burunlu 2 parmak yüksekliğinde, geniş topukluydu ki o sayede bütün gece dans ettim tepindim durdum sanırım. Bir de şu kalem olayını ben de seviyorum da en çok akşamları yüzümdekileri silmeye üşeniyorum napicam bu konuda?
ÇokBilmiş, öncelikler konusuna katılıyorum benim de her zaman önceliğim çocuklar oldu. Zaten vır vır konuşan bir kocayla tersi olamazdı da yine de çok güzel ipuçları vermişsin valla, not alıp deneyeceğim bunları. Sağolasın :)
Ben bunlari tabi yeni okuyorum..;)))) galiba makina mühendisleriinn geninde var bu kendini salivermek.. ;) su an benim ebim de senin fotografini cektigin ev gibi;))))
YanıtlaSilÜstümde bol bol kazak .,esortman kocaman...sac bas daginik...;))))
Bende kendimi bir toparlasam hani hic fena olmuycektir..
Ama calistigim ortamdada gariptir bayan mühendisler benim gibi..
Hepimizi birden bir simsek carpmis gibi;))))
Bir de herseyin pratigne gitnek , düz ayakkabilar, süssüz pulsuz bluzlar..
Artik olayin islevselligi önemli.. Fonksiyonu.. Dis görünüsü degil...
Nar çiçeği, çok güldürdün beni "şimşek çarpmış gibi" lafınla... Hakikaten öyleyiz biraz sanırım. Bu hepimizin kanında var, tüm mühendisler için bir şeyin işlevi dış görünüşünden çok daha önemlidir herhalde. :D
YanıtlaSil