30 Ocak 2011 Pazar

Ellerim Bomboş...

Okullar kapandı, çocuklar Cuma sabahından beri tepemdeler. Karne hediyesi olarak Play Station'larını geri iade ettik kendilerine. Taaa Kasım ayında bizim oğlanlar saçma sapan bir sebepten birbirlerine girip tekme, tokat hatta yumrukla kavga ettikleri için Özgür'le PS'a el koyma kararı almıştık. Normalde hafta içi (okul günleri) oynamaları zaten yasaktı. Hafta sonları 1-2 saatle sınırlı tutuyorduk ama böyle ciddi bir kavga sonucu iyi birer ders alsınlar istedik o yüzden de en iyi kozumuzu kullandık. Özgür ve ben, ikisine zehir zemberek uzuun birer nutuk attıktan sonra ikinci bir emre kadar, yani birbirleriyle insan gibi geçinmeyi başarıncaya dek, PS hepten yasaklandı bizim evde. 

O zamandan beri de gerçekten ikisinin birbirleriyle olan ilişkisi iyiye gitti. İki düşman gibi değil de iki kardeş gibi anlaşmaya başladıklarından, karne hediyesi olarak birkaç yeni kitabın yanı sıra evdeki PS yasağını kaldırdık. O yüzden Cuma gününden beri yeni bulmuşlar gibi PS oynayıp duruyorlar. Çok gevşek bırakmıyorum gerçi. Bilgisayar oyunlarına kendilerini çok kaptırmalarını istemediğimden, tatilde oldukları halde sınırlı sürede oynamalarına izin veriyorum.  Bunca zaman oynayamadıkları için şimdilik heveslerini alamadılar tabi. Bu bir süre daha idare eder artık benim oğlanları, ama tatilin ilerleyen günlerinde beni zor günler bekliyor olacak sanırım. Planım, okumayı sevdikleri kitapların yeni bölümlerini alıp, önümüzdeki günlere ufak dozlarda yayarak Onları meşgul edebilmek. Umarım işe yarar, çünkü genelde tatil günleri, kabak benim başıma patlıyor. Bütün gün can sıkıntısından birbirini yiyip duran iki oğlan çocuğuyla baş etmeye çalışmak çok sinir bozucu ve bunaltıcı olabiliyor. Şimdilik daha çok ikinci hafta konusunda endişeliyim.

Bunun yanısıra son yaptığım battaniye bitti de sahibini buldu bile. :) Akşamları televizyon karşısında elimde yapacak, uğraşacak bir şey olmadığında kendimi çok kötü hissediyorum. Oturup sadece televizyon izlemek  bana müthiş bir vakit kaybı gibi geliyor. Sanki örgü örerken televizyon izlemek daha az bir vakit kaybıymış gibi...  Aynı anda birkaç iş yapma ihtiyacı var bende nedense. Herhalde ancak bu sayede, bünye verimli vakit geçirmiş sayıyor kendini. Sırf bu yüzden, örgü örerken de kitap okuyabilmek için, özel aparat bile aldım geçen kış. Türkiye'de Pandora satıyor bu minik plastik tutacakları, çok ta pratikler tavsiye ederim.


Neyse, elimde uğraşacak bir işimin olmaması dönemimin yarıyıl tatiline denk gelmesi kötü oldu. Çünkü benim, yeni bir örgüye ya da el işine başlamam hep sancılı bir dönem olur. Yine son üç günde, krize girip aynı anda 4 farklı örgüye başlayıp hangisine devam edeceğime karar veremediğim saçma bir bunalım yaşadım. Neyi öreceğime karar vermek, benim için, örgüyü örüp bitirme aşamasından daha bunaltıcı ve yorucu olur. Tüm örgü dergileri ortaya saçılır, mevcut yünler eşelenip durulur. İnternet siteleri karıştırılır.  Birkaç şeyde kararsız kalınınca da eltiyle telefonda uzuun uzun örgü muhabbetleri yapılır. 

Eltimdir o benim (Özgür'ün abisinin eşi), ama aslında öz ablam olsa bundan daha iyi anlaşamazdık herhalde. Hemen her konuda ikimiz de birbirimize çok benzeriz. Çocuklar evi başımıza yıkarken, biz ikimiz çay içerek saatlerce muhabbet edebiliriz. Hemen her konuda zevklerimiz ve düşüncelerimiz aynıdır. O yüzden yeni bir örgüye başlamadan önce hep birbirimizi ararız. Ben başladığım şeyi gösteririm, O bana fikirler verir, örgü projelerimi beğenmediyse açıkça söyler, beni saçma sapan şeyleri örmeye harcayacağım vakitten kurtarır. Mesela "Yeni bir yelek örüp ne yapacaksın Selen, doğru dürüst bir atkı ör önce kendine bu havalarda" dedi nitekim geçen hafta. Pılımı pırtımı, yeni örgü proje ve fikirlerimi çocukların yedek kıyafetleriyle beraber bir sırt çantasına tıkıştırıp, çocukları da iyice sarıp sarmalayarak paketledikten sonra onlara gittim dün. Çocuklar arka odada azarken O'na yeni başladığım atkıyı gösterdim. İyi de etmişim. "Hiç senin tarzın değil bu Selen, ne yapacaksın bu yılbaşı ağacı süsü gibi atkıyı?" dedi. Bir anda gözümde Adidas montun üzerine bu atkıyı takmış halim canlandı da ne kadar saçma görüneceğimi fark ettim. İnsanın her zaman böyle dürüst dostlara ihtiyacı var. Nitekim bıraktım o saçma örgüyü bir kenara. Daha mantıklı bir renkte karar kılınca öreceğim.

Şimdilik, okul tatile girdiğinden beri, ne öreceğime kafa patlatmaktan ve çocukları habire kuzenleriyle buluşturmaktan başka bir şey yapamadığımdan kitabımı bile okuyamadım. Sanırım en sonunda birbirlerinden bıkıp hepsi birden kavga etmeye başlayana dek bir süre daha görüştüreceğiz çocukları. Salı günü yine bir kuzen partisi planladık. O zamana dek eve de bir çeki düzen vermem lazım. Geçen hafta ne olduğunu anlayamadığım bir kulak ağrısı yüzünden hiçbir şey yapamadım. Sonunda ikinci defa kabakulak olmadığım, sadece 20 yıllık dolgusu olan bir dişimin çürüğünün ilerleyip sinire kadar dayandığı ortaya çıktı. O yüzden de Özgür yine başladı  "Bu eve misafir gelmese hiç temizlenmeyecek" diye söylenmeye. Ne yapacağım bu adamla bilmem. Annelikte ara sıra tembellik etmek asla hoş görülmüyor...

5 yorum:

  1. Ben de çılgınca bugün çocuklarla ne yapsam diye düşünüp duruyorum. Yoksa dediğin gibi evde zaptetmesi çok zor.

    Kirpi yünlerden dümdüz uzun bir örgüye başladım. Sanırım atkı olacak. Hiç matematiksel hesaplamalarla uğraşamayacağım şimdi diyerek en basitine başladım anlayacağın :D

    YanıtlaSil
  2. Valla Handan, bugün neredeyse 3 aylık temizliği toptan yaptırdım ben oğlanlara. Güzelce odalarını temizlediler, çalışma masalarının tozunu bile alabildik uzun zaman sonra. Tavsiye ederim. :D
    Ayrıca iyi yapmışsın öyle kolay örülen birşey en iyisi, hem altyazılı film ya da dizi izlerken de rahat olur :D

    YanıtlaSil
  3. Valla kıyı köşe temizlikleri iki saat gidiyor. Her akşam yatmadan önce başlarındayım. Sİz beni mutlu edin ben de sizi dedim, artık ne kadar giderse :)

    Evet evet, alt yazılar için ideal :D

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim desteğin için sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. Handan, iyi fikir verdin bana, bu sözü ben de kullanıcam çocuklara karşı :D

    Nehir İda, Rica ederim, ben ne yaptım ki? Çok geçmiş olsun tekrar.. Sana da sevgiler.

    YanıtlaSil