4 Ocak 2011 Salı

Hayat üzerine felsefi saçmalamalar

Bazen düşünüyorum da, yaşam sürekli yeni bir sürprizle çıkıyor karşımıza. Bunun belli bir zamanı ve mekanı yok. Hayat insanı gençken daha çok şaşırtır diye bi kavram yok yani. Her an, her zaman uyanık olmak lazım. Çünkü yeri geliyor, hiç yapmam dediğin şeyleri yapıyor, hiç olmaz dediğin şeylerin gerçekleştiğini görüyor ve bir daha hiç yaşamam artık dediğin şeyleri yeniden yaşıyor ve de hissediyorsun. Bazen en ümitsiz hissettiğin anda hiç ummadığın yerden bir güneş doğuyor ve dünyanı aydınlatıyor bazense hiç ummadığın yerden bir darbe iniyor ve seni tuzla buz ediyor.

Ama sonunda anladım ki büyüyüp olgunlaşmak insanı hiç te törpülemiyormuş. Tam tersine umudu da, sevinci de, üzüntüyü de sonuna kadar özümseyebilecek şekilde tadına vararak yaşamaya başlıyor insan. Karşılaştığın herşeyin tadını çıkarabilmeyi öğreniyorsun olgunlaştıkça. Çünkü biliyorsun ki artık, hayat sürekli seni sınıyor. Sürekli seni yokluyor, senin için sürprizler hazırlıyor. Sen ne kadar bittim, tükendim, köreldim, yuvarlana yuvarlana törpülendim desen de her zaman senin için yeni bir şeyler var bu hayatta ve de olmaya devam edecek. Çünkü hayat; neresinden, ne kadar yakalarsan o kadarı senin olan koskocaman bir pamuk helva aslında. 


NOT: Bu, 30 Ocak 2006 tarihinde eski blogumda yayınladığım bir yazı. Şu sıralar aynen bu şekilde hissettiğim için yeniden koydum buraya. 

2 yorum:

  1. hiç de felsefi saçmalama değil bu, çok güzel. 5 sene önce de böyle düşünüyormuşsun demek, ben sanırım o zaman pek farkında değildim bunların.

    YanıtlaSil
  2. Farkındalık sonucu değil, maalesef bazı yaşanmışlıkların sonucuydu bu düşünceler Yasemin. Belki de mutlu olmalısın bu yüzden :)

    YanıtlaSil