Çocuklar okula başlayalı pazartesi sabahlarını artık daha bir sever oldum. Tüm haftasonu evi birbirine katan 2 çocuğu ve de bir koca adamı evden yolladıktan sonra, evde bana kalan sessizliği ve huzuru seviyorum. Sanırım onca zaman kendime ve çevremdekilere kan kusturduktan sonra en nihayet kendimle barışıp, çalış(a)mayan anne olmayı hazmedebildim. Geçmişe dönüp düşündüğümde, yeniden o günlere dönsem yine çocuklarımı kendim büyütmeyi, meslek hayatıma tercih ederdim diyorum. O zaman daha fazla kendime işkence etmemin ne anlamı var?
Onca gözyaşı, bunalım ve sinirden sonra egomu yenmeyi başardım galiba. Çünkü artık çalışmayan anne olmak bana eskisi kadar koymuyor. Çalışmamak bana kendimi eskisi kadar başarısız, işe yaramaz ve eksik hissettirmiyor. Tabii ki çocuklar okulda "Anneniz ne iş yapar?" sorusuna "Evhanımı" diye cevap verince biraz asabım bozuluyor. Ama artık kendi iç huzurumu diğer insanların ne düşündüğünden daha fazla önemsiyorum. Üstelik eğleniyorum da... Oğullarım bozulan bir oyuncaklarını tamir ettirmek için "Anne sen anlamazsın, bozuldu bu" diyerek babalarını beklerken "Oğlum getirin şunu, ben de mühendisim, koskoca bir dokuma makinasını bile tek başıma söküp takabilirim, asabımı bozmayın benim" dediğimde suratlarındaki ifadeye bayılıyorum.
Yani kısaca, 8 yıl sonunda, herkesi gönderdikten sonra evde kendimle başbaşa kalmaktan, okuyamadığım kitapları okuyabilmekten, canım istediğinde çocuklar okuldayken kendimi yollara atıp Kadıköy'ün altını üstüne getirmekten mutluyum. Nihayet eteğimden çekiştiren, oraya buraya koşan çocuklar ya da yanımda sürekli söylenen, şikayet eden bir adam olmadan tek başıma alışverişe çıkabilmekten mutluyum. Kendi bilgisayarımda saatlerce istediğim şeyleri yapabilmekten, ayağımı uzatıp kendi istediğim televizyon programlarını izleyebilmekten, kendi istediğim müzikleri dinleyebilmekten mutluyum. Kendimi yeniden özgür ve hafif o eski üniversiteli Selen gibi hissedebilmekten mutluyum. Böyle yazınca kulağa ne kadar bencilce geldiğinin farkındayım ama tüm anneler beni anlayacaktır, anne olduğunuz an "ben" kavramı öyla uzunca bir süre rafa kaldırılıyor ki, nihayet yeniden "ben" olabilmenin tadına varınca da işte böyle buldumcuk oluyorsunuz. Ne diyeyim, siz mutlu, huzurlu olun da gerisi boş.
Not: Fotoğraf www.kadineli.net sitesinden alıntıdır.

valla arkadaşım çocukları büyütüp okula gönderene kadar ağır işçi gibi çalıştığımız yeter bence:) tadını çıkar
YanıtlaSilhttp://www.facebook.com/#!/note.php?note_id=121001194635824&id=100001944481344
YanıtlaSilbu yazıyı okumuş muydun?
bak çevreyi boşverip içime baktığımda doğruyu yaptığımı görüyorum,huzurluyum demişsin ya,mesele bu kadar basit aslında.
anlaşılamaz bi mahalle baskısı var çalışmayan kadına niyeyse?
:) Ama benimkilerin biri gidip biri geliyor, hiç başım boş kalmıyor. Gerçi bunun da şöyle bir yanı var ki akşama kadar tek başlarına çok ses çıkartamıyorlar :)
YanıtlaSilBir ara buluşup birlikte Kadıköy keyfi yapalım Selencim :)
Deli Annecim darısı başına inşallah, seni de sürekli okuyorum da içime fenalıklar getiriyor yaşadıkların. Hep benim oğlanlarla yaşadıklarımı hatırlıyorum, şöyle koca bir taş gelip oturuyor yüreğime... Allah kolaylık versin arkadaşım.
YanıtlaSilÖykü, okumamıştım o yazıyı sayende okudum ve bayıldım. Söylemesi ayıp, bu durumdan bir tek ben böyle daralıp bunalmıyormuşum demek ki diye mutlu oldum hatta. Çok zor oldu ama sonunda kendimle barıştım bu konuda.
Handan, hakikaten tek çocuk hiç çocukmuş. Tek başlarına melek gibi oluyorlar. 2 oğlandan daha zoru herhalde ancak 3 oğlan olabilir :P
Kadıköy mevzusuna gelince teklifine bayıldım. Benimkiler her gün 4'e kadar okuldalar sana uygun bir gün ve saatte (haftasonu da olabilir, oğlanları anneme bırakır kaçarım) Kadıköy'ün altını üstüne beraber getirebiliriz :D
ben de bayılıyorum evde yalnız kalmaya. kız uyudu mu bir hafifliyorum ki. bundan daha tatlı bir şey yoktur, hihihi :) evcil insanım yahu, plazalar tutuyor beni, kim ne derse desin böyle bu!
YanıtlaSilValla Yasemin ben de aynı senin gibiyim bu konuda. Plazalar, büyük alışveriş merkezleri fenalık getiriyor bana. Kalabalığa tahammülüm kalmamış, bayramda çıldıracak gibi olunca iyice anladım bunu. Evimmm, güzel evim. Şşşşt! çaktırmayalım, evde kimse dokunmasın bize... :D
YanıtlaSilNe yani bunca senedir bunalım bunalım dediğin şey egonmuydu yani? Artık ego mego kalmadığına göre ara sıra kuzenini de hatırlar ararsın di mi kuzen?? Oku oku helak oldum ego deyip kestin attın bravo! Çözümü biliyordun demek !
YanıtlaSilEv hanımı işsiz demek değildir ayrıca bunu da buradan izah edeyim. Ayrıyeten kaç kişinin eşi ile çalışma şansı vardır ve ister
Aklı olan kimse eşiyle çalışmak istemez kuzen. Çözümün ego olduğunu öğrenmem de hiç kolay olmadı maalesef. Neyse sen hayırlısıyla bir evlen, çoluğa çocuğa karış ta görücem ben de seni. İnsanın egosu nasıl kükreyerek şaha kalkıyor anne olunca görürsün. Hem egoyla savaş kolay bişey mi? Aşk olsun! Peygamberimiz bile en zor savaşın insanın kendi nefsiyle olan savaş olduğunu söylemiş zamanında... Öperim. Sevgiler...
YanıtlaSil