10 Şubat 2011 Perşembe

Bu kadar tatil yetti de arttı


Yediler bitirdiler beni. Son iki gündür hır çıkarılmadık sebep, tartışılmadık konu bırakmadılar. Yok sen yan baktın, yok sen de çok dibimde duruyordun, saçımı çektin acıttın bilmem ne derken benim de sinirlerimi tepeme çıkardılar. En son PS oyunu yüzünden de birbirlerine girdikten sonra ben sahne aldım ve avaz avaz bağırarak PS'ı yasaklayıp ikisini de odalarına yolladım. Saçma bir bilgisayar oyunu yüzünden birbirlerine nasıl bağırdıklarını, nasıl tartıştıklarını görmeliydiniz... :(

Babam hep çocukların oyunları hakkında, ikisinden biri ağlamadan oyunun bitmeyeceği durumlar için "Şişman kadın şarkısını söylemeden opera bitmez" der. Nitekim öyle oldu. Bu sefer kimse ağlamadı ama şişman kadın (sanırım bu sefer bu ben oluyorum) bağıra çağıra tiradını söyleyip sahneyi kapattı ondan sonra da deli gibi pişman oldu. Bir zaman sonra küçük oğlan gelip "Hatamızı anladık Anne şimdi tekrar oynayabilir miyiz?" dediğinde içim yana yana "Hayır" dedim çünkü bu kadar kısa süren bir cezanın kimseye bir ders vermeyeceğinden emindim. Ama "Hayır" lafından sonra oğlanın gözlerindeki ümidin hayal kırıklığına dönüşmesini izlemenin bir insana ne kadar acı verebileceğine inanamadım.

Pişmanlıktan mı yoksa artık iki gündür sürekli evde didişip duran iki çocuğun verdiği sıkıntıdan mı bilinmez "Haydi giyinin, dışarı çıkıp hava alalım" diye oğlanların gönlünü almak istedim. Kapıdan çıkana dek didişmeye, itişip kakışmaya devam ederek asansörde bile beni zıvanadan çıkarttılar. Neden sürekli birbirlerine sataşıyorlar bilmiyorum, bilmek te istemiyorum artık. Bu bitip tükenmeyen kavgaları beni öyle çok bıktırdı ve yordu ki anlatamam. Hiç sakinleşme fırsatı bulamıyorum çünkü onlar hiç "Duralım 2 dakika, sakince birbirimize sataşmadan, birbirimizi kızdırmadan oturalım" demiyorlar. Her yerde, her an sürekli birbirleriyle uğraşıyorlar, birbirlerini kızdırıyorlar, sonuçta sesler giderek yükseliyor ve müdahale etmezsem bu bağırışmalar da zaman içerisinde kapı çarpmalara, birbirlerine vurmaya ya da  birşeyler fırlatmaya dönüşebiliyor. 

Kavgaları ve geçimsizlikleri yüzünden kendimi o kadar yorgun ve bıkkın hissediyorum ki bu ikisini bir süreliğine de olsa evden çıkarmayı başarmak, içinde bulunduğum ruh hali için bir mucize diyebilirim. Oyuncakçıda Onlar almayacakları tüm o oyuncakları mıncıklamakla meşgullerken ben büyük bir sabırla elimde montlarla ayakta dikilip bekledim. Kitapçıda da tüm kitapları elden geçirip incelediler. Ben sakin sakin reyonları gezdim. Dergileri inceledim. Yeni çıkan kitaplara baktım. Sonra zorla bunları Boyner'e soktum. İkisi oturmuş beklerken ben uzun uzun indirimdeki çantalara baktım. Gezdiğimiz sürece kavga edemediler bana kalsa ikisinin de iyice haşatı çıkana dek dolanacaktım ortalıkta ama "Artık eve gidelim Anne, çok yorulduk" diye montuma yapıştıklarında dayanamadım, döndük eve. Şimdilik hepimiz yorgunuz, belki bir süre kavga edecek takatleri olmaz diye umuyorum. Aksi halde bir de bu yorgunluğun üzerine bağırış çağırış hiç çekemeyeceğim.

2 yorum: