4 Şubat 2011 Cuma

Varoluş sorunsalı


Hemen hemen her sene, yılın bu zamanında, benliğimi, varoluşumu ve bu hayattaki amacımı sorguladığım bir dönemden geçiyorum. Zaman zaman bunalımlar içinde kendimi kaybediyorum. Zaman zaman da geleceğin, bugünden çok daha muhteşem ve güzel günlere gebe olduğuna dair bir his içimi kaplıyor. Sanki yakında inanamayacağım kadar güzel, yeni bir hayata başlayacağım ama, nasıl ve nerede? Oysa bu aralar hayatımda öyle çok belirsizlik var ki üç ay sonrasını bile öngöremiyorum.

Bunalımlarımın kaynağı yakın zamana kadar, bu hayatta iki çocuk yetiştirmekten başka bir amacım daha olması gerektiğini düşünmemdi. Çocuk doğurmaktan sonraki varoluş amacımın, her ne kadar zamanında benim için en doğru meslek olduğunu düşünüp senelerce eğitimini aldıysam da, bir mühendis olarak çalışmak olmadığına artık eminim. Artık kendimi dinlediğimde, içimdeki o ses, insanlarla daha çok içiçe olmayı gerektiren ve birilerine bir şekilde yardım edebileceğim bir iş yapmam gerektiğini söylüyor. Eskiden mesleğimi yapamamanın beni çok üzdüğünü sanıyordum ama artık biliyorum ki bunalımlarımın asıl kaynağı, hayatta ne yapması gerektiğini bulamamış bir insan olmam gerçeği. Hala büyüyünce ne olacağına karar verememiş bir çocuk gibiyim. Ama acıklı olan, kendimi keşfetmek için önümde bir çocuğunki kadar uzun bir zaman yok. Sanki bir yerlerde yapmam gereken bir görevim var ama maalesef ne olduğunu  henüz bilmiyorum. Hayır, dünyayı falan kurtarmayacağım elbet... O kadar kafayı yemedim henüz.

Bilemiyorum benim gibi hisseden, düşünen birileri daha var mı. Her insanın hayatta bir amacı olması gerekir mi? Bunları kafaya takıp üzülmek saçma belki, sahip olduklarıma şükretmiyor değilim. Ama bu sıkıntıdan da kurtulamıyorum. Tek bildiğim benim henüz bilmediğim bir yerlerde, yapmam gereken bir şeyler olduğu ve bunu nasıl ve ne şekilde keşfedeceğim hakkında en ufak bir fikrim bile yok... Kulağa çok saçma geliyor değil mi? Halbuki okul tatil olalı, evde çocuklarla başbaşa yalnızca 1 hafta geçirdim, bu kadar çabuk delirebilir mi ki insan?

8 yorum:

  1. Ben de aynı ruh halindeyim Selencim. Bir şeyler yapmak istiyorum ama beni mutlu edecek ve birilerine faydalı olacak birşeyler yapmak istiyorum.

    YanıtlaSil
  2. Aynen Handan, ne olduğunu bulursan bana da söyle :D

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar, duruma intikalim geçte olsa bende birşeyler söylemek isterim.Bence hayatta ne yaparsan yap herzaman kaçırdığın birşeyler vardır çünkü hayat tercih etmeyi gerektirir.Durup düşünmemeli harekete geçmeli bence.Denemeli, denemeli, denemeli ve tekrar tekrar denemeliyiz ta ki içimizden bir ses yeter diyene kadar. Bu tıpkı hiç tarzımız olmayan yeni bir kıyafeti deneyip nasıl da yakıştığına hayret etmek gibi bizi şaşırtıcı sonuçlara götürecektir.

    YanıtlaSil
  4. Doru söylüyorsun aslında ben hiç bu şekilde düşünmemiştim. Ama insanın karşısına çıkan fırsatlar da önemli. Yoksa fırsatları da insanın kendisi yaratır mı diyeceksin? Ben pek buna inanmıyorum da... Bazı şeyler elbet insanın elinde ama kaderin de hiç rolu yok mu hayatımızda?

    YanıtlaSil
  5. Merhaba,
    YavruSu sayesinde blogunuza misafir oldum. Saniyorum yatiya da kalicam:)
    Ben de zeki cocuk muhendis olur mantigiyla fen lisesine gitmis, ardindan muhendis olmus, mastir ve doktora yapmis, sonrasinda cocuk dogurmus, 2 senedir de doktorali ev hanimligi yapan, meslegini akademi disinda yapma imkani bulamamis, bulsa da mutlu olacagindan emin olmayan kayip bir sahsiyetim.Okul oncesi cocuk egitimi sertifikasi alip bir kreste yari zamanli calismaya basladim. Cok seviyorum bu isi ama ekonomik olarak eve katkim komedi boyutunda.Hic baslamadigim muhendislige donus yapacagim galiba.Severim belki de...bir umut...Bu arada yalniz olmadigimi bilmek cok guzel.

    YanıtlaSil
  6. Merhaba Hopeforbetterdays, hoşgeldin sefalar getirdin. Yalnız olur musun hiç? Üstüne üstlük ben de fen lisesi mezunuyum, üsküdar fen lisesi, eşimle de orada tanıştık hatta o yüzden mühendislik neyse de iyi ki fen lisesine gitmişim diyorum şimdi. :D
    Master, doktora olayına girmedim ama bu kadar okuma bile insanın kendi kendini sorgulamasına yetiyor çok iyi bilirim. Kreşteki işini seviyorsan bence hiç geri dönme mühendisliğe. Evlenmeden önce ve sonra toplamda yaklaşık 1,5 sene kadar mühendislik yaptım ben, ama okuldan sonra tam bir hayal kırıklığıydı benim için. Anne olduktan sonra senelerce içim içimi yedi ama sonunda (ancak otuzundan sonra insanın aklı başına geliyor demek ki) şimdi diyebiliyorum ki insanın sevdiği işi yapması kadar zevkli bir şey yoktur herhalde.
    Bu arada yatıya da kalıcam lafına çok güldüm, ne zaman istersen beklerim tekrar. yalnız yalnız değil, ikimiz bir arada kayboluruz :D

    YanıtlaSil
  7. fen lisesi ha? vay be...biseyler beni cekti diyorum meger buymus;)
    ben Izmir Fen'denim. guzel gunlerdi tabi ama en cok gezip cozutup dunyayi kesfedecegim lise yillarimi demir parmakliklar ardinda inekleyerek gecirdim soylemesi ayiptir.
    neyse...bayagi bir konusacak sey var gibi. ben yatiya da kalicam derken galiba farketmeden sana uzun mailler aticam demek istemisim;))
    yazicam...
    sevgiler

    YanıtlaSil
  8. Ben yatılı okudum liseyi, çok inekledik tabi ama çok ta eğlendik o zamanlar. Neyse, heyecanla bekliyorum yazmanı... :)
    sevgiler

    YanıtlaSil