Günlerdir Özgür bana söylenip duruyor. Birisinden bir kitap ismi almış "Bunu bana al" diye geldi geçenlerde. Evin online alışveriş uzmanı olarak bana internetten alayım diye verdi kitabın ismini. Artık fi tarihinde basılmış olduğundan mıdır nedir internette kitap satan hiçbir sitede kitabı bulamadım. Ben ne zaman kitap almak istesem "Önce evdekileri oku bitir sonra alırsın, masraf çıkarma şimdi" diyen adam tutturdu "İlla bu kitabı almam lazım" diye. Belki şimdi anlamıştır neden bir kitabı basılır basılmaz almanın daha mantıklı olduğunu çünkü işte böyle aradan zaman geçip te baskısı tükenince hiçbir yerde bulunmuyor.
Neyse baktı ben bu kitabı internet üzerinden alamayacağım bu sefer Özgür tutturdu "Sahaflara gidelim" diye. 16 yaşından beri tanıdığım bu adamı henüz kendi çıkarlarım için Sahaflara bir kerecik bile götürememişken kendisine bir kitap lazım oldu diye taaa Ataşehir'den Beyazıt'taki Sahaflara gitmek istemesine bozulsam da karşı çıkmadım elbet. Sahafların benim için ayrı bir yeri vardır.
Ben küçükken, annem ve babamın memuriyetleri dolayısıyla ülkeyi gezmekle meşgul olduğumuzdan bayramlarda, tatillerde hep İstanbul'a dedemi ve babaannemi ziyarete gelirdik. Ne zaman İstanbul'a gelsek te babamla el ele tutuşur, dedemin Karagümrük'teki evinden çıkar, yürüye yürüye Fatih'e, oradan Vezneciler'e oradan da Beyazıt'a Sahaflara giderdik. Baba kız tüm dükkanları eşeler, kitapları didik didik eder ondan sonra da ya aynı yolu yine yürüyerek geri döner, ya da Kapalıçarşı'dan veya Cağaloğlu Yokuşundan aşağı Eminönü'ne inerdik. Bazen yine yürüyerek Galata Köprüsü'nden geçip Karaköy'deki eniştemin berber dükkanına uğrardık. Orada babam traş olurken ben genelde gazoz falan içerdim. Bir keresinde Tünelden Beyoğlu'na bile çıkmıştık. Akşam olunca da yine yürüye yürüye, baba kız eve geri dönerdik. Hiç unutmamışımdır babamla o uzuuun İstanbul yürüyüşlerinin keyfini. Dolayısıyla Beyazıt, Sultanahmet, Cağaloğlu, Eminönü hep sevdiğim mekanlar olarak kalmıştır bugüne dek.
Oldum olası yürümeyi de sevmişimdir. Dolayısıyla Özgür önce bir Sultanahmet turu arkasından da Beyazıt Sahaflar ziyareti önerince atladım tabi hemen "Olur" diye. Atladık arabaya 1. köprüden geçerek direk Eminönü üzerinden Sultanahmet'e gittik. Yolda da hep beraber 1. köprüden dönmemeye ant içtik. Pazar günü öğle saatleri olmasına rağmen öyle bir trafik vardı ki Anadolu'ya geçişte görmeniz lazımdı.
Neyse Sultanahmet'te çok güzel bir gün geçirdik. Hava da süperdi. Kutlu Doğum Haftası olduğu için Sultanahmet Camii'nde Kur'an okunuyordu. Cami de hınca hınç doluydu. O yüzden turistleri içeri almamışlar zavallılar kapıdan bacadan içeriyi görmeye çalışıyorlardı. Etrafta turladık, her yere lale ekmiş Büyükşehir Belediyesi ama itiraf etmeliyim çok ta güzel görünüyordu hepsi. Camiye giremeyen turistler zaten lalelerle oyalanıyorlardı. Ya sadece laleleri fotoğraflayarak ya da önüne geçip poz vererek eğleniyordu çoğu. Kalanlar da kestaneci ve mısırcıları yakın markaja almış inceliyorlardı. Açık havada müzik yapanlar da vardı. Ayasofya ya da Yerebatan Sarnıcı için kuyrukta beklemeyi göze alamayanlar da müzik çalanları dinliyorlardı.
| Biz de ortama uyduk, çocukların lalelerle resmini çektik |
Sultanahmet'te karnımızı doyurup Beyazıt'a doğru yola koyulduk. Yolda öyle çok yerde durduk, öyle çok sağa sola bakındık ki o yol bize çok uzun geldi. Çok ta yorulduk. Genel kanının aksine Pazar günü Sahaflar açıktı. Özgür de aradığı kitaba kavuşup mutlu oldu yazık. Çocuklar helak oldular yürümekten. Çocukları bırak zaten biz de feci yorulduk. Eve bir an önce dönmek için hızla yürüyerek Sultanahmet'e geri döndük. Dönüş o kadar kısa sürdü ki hepimiz şaşrıdık. Meğer Beyazıt'a sallana sallana, etrafa bakına bakına gittiğimiz için bize çok uzak gelmiş. Dönüşte köprü trafiğine girmemek için Eminönü'nden arabalı vapura bindik 15 dakikada Harem'e geçmiştik bile. O kadar hızlı döndük ki eve, biz bile inanamadık.
Oglanlara bayildim, cok tatlilar.Dur masallah da diyeyim:)Cocuklar hep böyle galiba ;yani ters.Senin isini nasil zorlastirabilirlerse öyleler...
YanıtlaSilSerra bütün bebekligi boyunca pusete oturmayip anamizi aglattiktan sonra simdi tembellikten pusetten kalkmiyor,yürümek zor geliyor.Iki adim yürüse anne beni kucagina al diye basliyor bacaklarima dolanmaya.Neyse 2 bucuk yil yattiktan sonrada olsa pusetde bir ise yaradi.
Buarada bu kadar israrli arana kitabi cok merak ettim ben.
Sevgiler...
Teşekkürler Kitty :)
YanıtlaSilYa sen kitap dediğime bakma, meğerse Riyazü's Salihin diye 8 ciltlik ansiklopedi gibi bir esermiş aradığı... Özgür bu aralar "azıcık" Tasavvuf ve İslam Felsefesine sardı da :P