İtiraf ediyorum, ben aslında asabi bir insanım. Hele okulla ilgili bazı konular var ki asabiyetim tavan yapıyor. Çocuklar okula başladığında ilk olarak biz de özel bir okula gittik kayıt yaptırdık. Çocuk modern çağın tüm nimetlerinden faydalansın dedik. Çocuk odaklı, çok yönlü bir eğitim programı olan, pek çok yerde şubesi bulunan ama emsallerine göre nispeten ucuz bir özel okuldu. Uğur 1. sınıfı orada bitirdi. Ömer de aynı binada anaokulu sınıfına gitti. Beraber servisle gidip geliyorlardı okula. O bir senede resmen anam ağladı. Ödediğimiz parayı ve çocukların okula servisle gidip gelmesinin bende yarattığı stresi hesaba katmıyorum bakın. Ama her hafta da bir şey kutlanır mı yahu? Bir de iki çocuk olunca ben de neredeyse çocuklar kadar okula gider hale geldim. Yok birinin gösterisi sabah 11'de ona yetiş oradan çık koştur diğerininkine gir. Haftaya başka bir program vs. Tabi her bir gösteri için çocukların provalarda harcadıkları zaman ve ödediğim kostüm parası da cabası. Ne saçmalık!
Özel okulda en çok sinir olduğum şeyse diğer bazı velilerin tutumlarıydı. Benim özellikle büyük oğlan Uğur'un bilgisayar ve playstation türü oyunlara zaafiyeti var. Oğlan çocuklarının hangisinin yok ki zaten? Bıraksam sabahtan akşama bilgisayar oyunu başında gününü geçirebilir ikisi de. Soruyorum şimdi size ben buna göz yumsam bu normal olur mu? Çocuk dediğin koşar, zıplar, tırmanır, tepinir böyle çıkar çocukluğun tadı. Biz de haliyle bu bilgisayar oyunlarını çok sınırlı tutuyoruz evde. Okul zamanı hafta içi bilgisayar ve playstation oyunları kesinlikle yasaktır bizim evde. Hafta sonu da ödevler bittikten sonra günde adam başı maksimum 1 saat oynarlar. Hal böyleyken ben çocuklarıma böyle bir disiplin vermeye çalışırken, normal çocuklar gibi gelişim göstermeleri için birlikte oyun oynamalarını isterken özel okuldaki bazı veliler 1. sınıf çocuğuna PSP alıp okula onunla gelmesine göz yumuyorlar. Şimdi siz benim yerimde olsanız delirmez misiniz? Biliyorsunuz ki çocuğunuzun buna zaafı var ve siz kendi çabanızla bunu kontrol altına almış, normal bir çocuk yetiştirmeye çalışıyorsunuz ama bir duyuyorsunuz ki öğretmeni sizin çocuğunuzu okulda PSP oynuyor diye size şikayet ediyor. Haliyle ben de deliye döndüm.
Ben çocuğumun oyun oynama zamanını kontrol edebilmek için bilhassa böyle portatif oyun konsolları almazken bir baktım, çocuğum hem de okulda, arkadaşının PSPsiyle oynamaktan ders dinlemiyor. İşte özel okul böyle bir şey. "Aman çocuğum, yapma evladım, mıy mıy mıy" sürekli çocuğu bir pohpohlama var. Çocuğa laf edilemiyor özel okulda çünkü o çocuklar özel okulların para kaynağı. Devlet okulunda, bir öğretmen bir çocuğun elinde o PSP yi görse, en başta yapıştırır tokadı çocuğa, alır elinden o oyuncağı ve okula ancak çocuğun velisi gelince geri verir. Neden sizce? Uzun vadede hangisi çocuk için daha faydalı?
Uzun lafın kısası Özgür'le uzun uzun düşündük. Maddi yönü bir yana çocukların özel okulda ufaktan yoldan çıkmaya başladıklarını gördük. Hele bir gün büyük oğlan gelip "Anne Belgrat'a Kayak gezisi düzenleniyormuş biz de gidelim miiieeeaa?" dediğinde bizde film koptu tamamen. Sonra basit bir hesap yaptık senede ortalama 10.000TLden 2 çocuk 8 senede en kötü ihtimalle 160.000TL para yapar ki çoğu özel okulun yıllık ücreti yemek dahil bundan çok daha fazla tutar. Buna servis paralarını, okul için harcana ekstra kitap ve kıyafet paralarını, her türlü saçma sapan gösteri kostümleri gibi ıvır zıvırları da eklerseniz sadece ilköğretim çağındaki bir çocuğa harcanacak para uçuk bir rakam oluyor. Nerdeyse bir ev parası. Bu parayı bir yatırım hesabında, çocuklar adına biriktirseniz çocuk üniversiteyi bitirene kadar hatırı sayılır miktarda para sahibi olur. Belki iş kurar o parayla ileride, kim bilir? İngillizceyi de kurstan öğrenir ne var? Hangimiz ilkokulda ingilizce eğitimi aldık ama çoğumuz gayet güzel ingilizce biliyoruz.
Hiçbir zaman çok zengin olmadım ama paraya gereğinden fazla kıymet veren bir insan da olmadım çok şükür, çocuklarımın da sonradan görmeler gibi olmasını istemem. Kimse beni yanlış anlamasın. Ben memur bir ailede, paranın kolay kazanılmadığı bilinciyle, paranın kıymetini bilerek büyüdüm. Benim düşünceme göre mütevazilik, tutumlu olmak bir çocuğun sahip olması gereken özelliklerdir. Hayatın kime ne vereceği bilinmez. Gün gelip parasının olmayacağı bir gün de olabilir insanın hayatında ve ben de çocuğumun bunun bilincinde olarak büyümesini isterim. Eğer bunu ben öğretmezsem zaten hayat öyle bir öğretir ki sonunda belki ben bile çocuğumu tanıyamam. Dolayısıyla hiçbir zaman çocuklarıma istedikleri her şeyi istedikleri anda almadım. Günü geldi param yok dedim, günü geldi istediği şeyin aslında ne kadar gereksiz bir şey olduğunu anlatmaya çalıştım. Günü geldi banyoda suyu şar şar akıtırken kızıp azarladım. İsraftan ben kendim kaçınırken çocuğuma neden göz yumayım? Kendisinin sahip olduğu şeylerin yarısına bile sahip olamayan çocuklar varken bu dünyada benim çocuğum da elindekilerin kıymetini bilip, ona göre davranmalıdır bence.
Ama özel okulda bazı veliler var ki paranın her zaman herşeyi çözebileceğine inanıyorlar ve çocuklarına sadece parayı harcamayı öğretiyorlar. Bilmek istemiyorlar ki insanın parası olması bir meziyet değil. O insana, insan olarak hiç bir katkısı yok paranın. Bunu daha veliler kavramamışken çocuklarına öğretmeleri zaten imkansız. Birinci sınıf çocuğuna PSP alan, 2. veya 3. sınıf çocuğunu okula cep telefonuyla yollayan zihniyeti anlamam mümkün değil. Bu ülkede insanlar 200TL için adam öldürebiliyorken sen nasıl çocuğunu son model cep telefonuyla ya da 500-600 TL lik oyun aletiyle okula yollarsın? Akılları nerede bu insanların?
Benim çocuklarım okulda bunları görünce doğal olarak "Falancanın PSP si var biz de alalım" demeye başlıyor, biz prensip olarak karşı çıkınca da çocuğun kafasında soru işaretleri oluşmaya başlıyor. Çocuklar sanıyorlar ki bir insanın yetişkin olması mantıklı düşünmesine yeter. Ondan sonra etrafımızdaki mantıksız insanlar yüzünden ben çocuğumla çatışmaya başlıyorum.
Devlet okulunda bu açıdan içim çok rahat. Çünkü devlet okulundaki çocukların aileleri, gerek gelir durumu gerekse sosyal çevre bakımından çok daha fazla çeşitliliğe sahip. Okula yemeklerini kendileri getiriyorlar çocuklar. O yüzden mesela okula pirzola getirip yiyen çocuk ta gördük ya da sadece bulgur pilavı ya da makarna getirebilen de... Çeşitlilik açısından memnunum bu okuldan çünkü çocuklarımın hayatı tanımak açısından çok daha fazla ders çıkarabildiklerini düşünüyorum arkadaşlarından. Ayrıca bir devlet okulunun eğitim ve disiplin seviyesinin özel bir okuldan çok daha iyi olabileceğine yeniden inandım burada.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder