Bir anneler günü daha geride kaldı blogcum. Bu sene anneler gününde aldığım hediye işte bu.
Özgür sipariş verdiğim küpe çiçeğini bulmak bir yana eve bile neredeyse uğramaz oldu bu hafta. Yeni imalata girecek makinanın ve revüzyonu yapılan diğer bir makinanın otomasyon programlarının hazırlanması tam da bu döneme denk geldi. Nasıl başarıyor bilmiyorum ama tüm önemli gün ve haftaları hep böyle yoğun çalışma dönemlerine denk getiriyor. 10. evlilik yıldönümümüzde mesela Trabzon'da iş seyahatindeydi. Ama hakkını yemeyeyim, geçen seneki doğum günümde uzun zamandır ilk defa (sanırım 8 sene sonra) paraya kıyıp bana bir çift küpe hediye almıştı ama ben kafamdaki kistleri aldırırken hastanede tekini kaybettim :( Dolayısıyla bundan sonra hiç bir şey almasa da bir şey diyecek yüzüm yok. Kendi kendimi baltalamış oldum alınan hediyeyi kaybetmekle ama yapacak bir şey yok. Neyse hepsi sağlıklı olsun da bir daha ömrü billah hediye almamaya razıyım ben.
Özgür'ün gece 12'den önce gelmemesi başta eğlenceli gibiydi. İlk iki gün çocukların sevdiği ama O'nun hiç sevmediği yemekleri yapıp yedik. Çocuklara ziyafet çektim. Ama baba evde olmadıkça benimkiler azıtıp çoştular. Didiştiler, birbirlerine ve hatta bana bağırdılar. Bu sefer ceza faslına geçtik. Bu iki bacaksız anneye saygı göstermeyi öğrenene kadar evde sıkıyönetim ilan ettim. Kısaca bağırış, çağırış, bolca duygu sömürüsü ve gözyaşı eksik olmadı bizim evde. Pazar günü de dahil hafta sonu bile çalıştı Özgür, sadece Pazar günü anneler günü olduğu için oğlanlar bana karşı daha uysal davrandılar ben de biraz kafa dinledim.
Bunun dışında büyük büyük teyzemin (anneannemin kardeşi oluyor kendisi) çocuklar için, kare desenlerin arasını sakallı iple birleştirerek yaptığı iki küçük battaniye vardı. Zamanla o sakallı ip sökülmeye başladığı için her iki battaniyenin de motifleri birbirinden ayrılmaya başlamıştı. Çocuklar da büyüdüğü için battaniyeler zaten küçük geliyordu artık. Bari motifleri komple birbirinden ayırıp iki battaniyeyi birleştirerek bir tane büyük yapayım dedim. Teyzenin hatırası olarak kalır, hem daha çok kullanılır diye düşünmüştüm. Evde bir gri ipim vardı tam da motif birleştirmeye uygun. "Hazır motifleri birleştirmekten kolay ne var? Benimkine biraz ara veririm olur" dedim. Halt etmişim... O sakallı ip canıma okudu resmen. Sökülmedi bir şeyle, kestikçe de her yere saçıldı ince ince saçakları. Evi ve hatta kendi üstümü başımı kaç kere süpürdüm hatırlamıyorum. Zar zor motifleri ayırdığımda da ayvayı yediğimi daha iyi anladım. Çünkü teyzem gözleri pek iyi görmediği için çok düzgün örememiş motifleri. Bu sefer onları düzeltmeye başladım. Hatalı yerlerini söküp yeniden öreyim deyince de ikimizin örgüsü arasında fark ortaya çıktı. Ben teyzeye nazaran epey sıkı örüyormuşum meğer. Sizin anlayacağınız boyumdan büyük bir işe kalkışmışım. Nasıl altından kalkacağım bu kadar motifin bilmiyorum. Onca uğraşıdan sonra ancak şu kadarlık bir şey elde edebildim. Çok asabım bozuldu ama başladım artık bir kere, mecbur tamamlayacağım. Bitince epey de büyükçe bir şey olacak sanırım.
Onun dışında bu hafta kitabımın anca yarısına gelebildim. Bir köşede battaniyeyle boğuşurken National Geographic ve History Channel'da bir sürü belgesel izledim. Zaten ailece biz belgeselleri çoğu ulusal kanala tercih ederiz. Bu sefer Göbekli Tepe ve Stonehenge ile ilgili çok ilginç şeyler öğrendim. Lespaul gitarlarının ve Legoların nasıl yapıldığını izledim ve insanların yaptıkları işe saygı duymalarının ne muhteşem bir şey olduğunu bir kez daha anladım. Hollanda'nın Türkiye'den çok daha küçük ve tarıma elverişli toprağı çok daha az olduğu halde tarımda nasıl bu kadar ilerleyebildiğini öğrendim. Çocuklarla birlikte de Herkül'le ilgili bir belgesel izledik. Çok eğlendiler. Herkül'ün geçekten yaşamış olup olamayacağına dair uzun uzun sohbet ettik. Dövüşüp yendiği canavarlarla ilgili öykülerde nelerin abartılmış nelerin gerçekten yaşanmış olabileceğini konuştuk. Haftanın en eğlenceli kısmı buydu sanırım. Eee? Siz neler yaptınız?
valla selencim iyi kötü bir resim almışsın , benim anneler günü hediyem evde vestiyerden aldığı ayakkabıları giyip koşturan üç canavar , aralarda sıkça kavga , bağrış sürekli çişim geldi muhabbeti bende azcık en azından 9 akadar yatıp kendime anneler günü hediyesi vermeyi planlıyordum oda olmadı sağlık olsun diyorum dişlerimi gıcırdatarak :))
YanıtlaSilbide bacım senin işn gücün yokmu allasen hadi böyle bi şeye kalkıştın niye düzeltiyosun olduğu gibi birleştir zaten görünmez bozuk olduğu iş çıkarma kendine
hafta sonu babanneme gidicem onun o çiçekleri duruyorsa ve tabi küpeliyse ben sana gönderirim canım selamlar
Canim.. Neler yaptigimi bloga ekliycem de elim degmiyor.. Bu ara bahar temizligine basladim.. Isten geliyorum dolap iclerini e,izliyorum falan.. Hafta sonuda fransaya gittik.. Yazicam bir ara bloga.. Bu arada senin cicegi burada baumarktlarda gördüm hep seni hatirladim.. Uzatip elimi alsam..ama sen yakin degilsin ki eli e vereyim.. Tohum bulamadim.. Ama kafaya koydum.. O tohumu bulup seni mutlu edicem.. ;)
YanıtlaSilTria'cım, geçmiş anneler günün kutlu olsun arkadaşım. Senin işin çok daha zor üçüzlerle... :) Allah kolaylık versin.
YanıtlaSilBattaniye konusunda ise, bilseydim bu kadar iş çıkaracağımı kendi kendime eziyet eder miydim :( Yaptık bir cahillik, kalkıştık işte bi işe, düşene bi tekme de sen vurma bacım. Ben vuruyorum kafamı ordan oraya zaten. :)
Nar Çiçeğim, canım benim. Düşünmen yeter, çok sağol, o bile mutlu etti beni :) Kendini paralama bi çiçek için, kıyamam. Bahar temizliğinde sana kolaylıklar dilerim. Senin de geçmiş anneler günün kutlu olsun. Öperim.
El farkı resimden pek anlaşılmıyor, devam edin bence örgüye çok güzel olmuş çünkü.
YanıtlaSilDerya, çok teşekkür ederim. Valla çok gururumu okşadı senden bunları duymak ama zaten uğraşıp çabalayıp aynı ebatta yapabildiğim motifler bunlar. :P Son günlerde epey büyüttüm battaniyeyi neredeyse yarısı oldu, bitirebilirsem yine koyarım bir resmini, o zaman da olmuş dersen tamamdır :D
YanıtlaSil