Kasım ayı geldi yine benim stresim başladı. Benim ufak oğlanla evin en kocaman oğlanı -eşim oluyor kendisi- Kasım ayında, 4 gün arayla doğdukları için beni ufaktan bir sıkıntı basmaya başlıyor bu ayın başında. Oğlanın doğum günü hiç sorun değil. Alıyoruz en son istediği oyuncağı mutlu mesut bir sene geçiriyor. Ama Özgür'e hediye alma fikri bile beni çok yoruyor.
Çünkü adam aldığım hiçbirşeyi beğenmiyor. Dolayısıyla kullanmıyor ve de bir süre sonra nerede olduğunu bile hatırlamıyor. Yeni evlendiğimizde böyle şeyleri çok takıyordum. Ben hediyelere önem veririm. Hediye almayı da çok severim ve bana hediye edilen şeyleri çok istisnai bir durum olmadıkça atmam, saklarım. Birinin seni düşünüp, birşeyler almak için vakit harcaması, seni mutlu etmek için bir çaba göstermesi bile bence bu devirde önemli ve güzel birşey. Sırf bu bile bence bir hediyeyi saklamaya yetecek bir sebeptir. İşte ben böyle düşünüp davranırken, aldığım hediyeyi Özgür beğensin, tepe tepe kullansın diye kendimi paralarken O'nun bunu hiç takmaması, hatta ve hatta benim günlerce üzerinde düşünüp beğeneceği ümidiyle aldığım şeyleri zaman içinde kaybetmesi beni her zaman deli etmiştir.
Neler neler denemedim. Zaman içinde zerre kadar değer verip saklamaya bile tenezzül etmediği hediyelerimden bazıları,
- El emeği göz nuru, daha nişanlı bile değilken,birlikte çıkarken kendisine ördüğüm bere.
- Braveheart filminin orjinal posteri. (üniversitedeyken gidip hayran kalmıştık filme, sonra uzun süre kendisi aradı almak için bulamadı, ben alıp hediye ettim ama bir kere bile açıp duvarına falan astığını sanmıyorum, zaten evlendikten sonra çeyizinden de çıkmadı :P)
- Zamanında epey bir para bayıldığım çok şık ve güzel desenli bir fincan
- Çalışmaya başladığımda ilk kazandığım parayla aldığım şık bir dolmakalem (ilk kazanılan parayla alındığı için kullanmasa da en azından insan saklar hatıra olarak, bilsem o parayla kendime birşey alırdım)
- Bilimum kısa ve uzun kollu gömlek çeşitleri
- Benim hayran kaldığım, önden fermuarlı bir yün hırka
- Yine kendi ellerimle ördüğüm, reglan kollu gören herkesin hayran kaldığı lacivert üzeri kar tanesi desenli hırka
- Gömlek ve kot pantolonla giysin diye yine benim ördüğüm süeter
Liste böyle uzayıp gidiyor ama bu adamın huyu hiç değişmiyor. Tam tersine ben ona vermek için hediyesiyle ne kadar uğraşırsam ne kadar kafa patlatırsam O'nun için o kadar az şey ifade ediyor.
Evliliğimizin ilk yıllarında bu çok canımı sıkıyordu. Sırf bu yüzden kavgalar bile ettiğimiz oldu. Ama zaman içinde, beraber geçirdiğimiz 17 sene (6 sene flört ve nişanlılık dönemi ve de 11 sene evlilik) ve 2 çocuktan sonra, benliğimizdeki son romantik duyguları da bünyeden atıp kurtulduktan sonra böyle şeyleri kafaya takmamayı öğrendim. Kasım ayı başında yine içimdeki canavar uyanıp "Bu sefer farklı birşeyler yapsam... " ya da "Bu defa gerçekten sevebileceği birşey bulabilir miyim acaba?" diye bir düşünmeye başlıyorum. Sonra silkinip kendime geliyor ve yine garanti yolu izliyorum. Doğum gününde ya en sevdiği yemeği pişirip sürpriz yapiyorum, ya da aile içinde bir pasta eşliğinde küçük bir kutlamayla garanti bir hediye (mesela zaten senelerdir kullanmakta olduğu parfümden bir şişe) verip sıyrılıyorum işin içinden.
Bir nevi beraber büyüdükten sonra böyle bir rahatlık oluyor işte ilişkinizde... Kendi doğum gününüzde bile "Hediye istemiyorum, onun yerine kendime yeni kitap siparişi vericem, haberin olsun sonradan laf söylemek yok" diyebilme özgürlüğünüz oluyor böylece. Kimilerine bu durum çok berbat gelebilir ama ne yapayım, beni bu hallere getirenler utansın.
Çünkü adam aldığım hiçbirşeyi beğenmiyor. Dolayısıyla kullanmıyor ve de bir süre sonra nerede olduğunu bile hatırlamıyor. Yeni evlendiğimizde böyle şeyleri çok takıyordum. Ben hediyelere önem veririm. Hediye almayı da çok severim ve bana hediye edilen şeyleri çok istisnai bir durum olmadıkça atmam, saklarım. Birinin seni düşünüp, birşeyler almak için vakit harcaması, seni mutlu etmek için bir çaba göstermesi bile bence bu devirde önemli ve güzel birşey. Sırf bu bile bence bir hediyeyi saklamaya yetecek bir sebeptir. İşte ben böyle düşünüp davranırken, aldığım hediyeyi Özgür beğensin, tepe tepe kullansın diye kendimi paralarken O'nun bunu hiç takmaması, hatta ve hatta benim günlerce üzerinde düşünüp beğeneceği ümidiyle aldığım şeyleri zaman içinde kaybetmesi beni her zaman deli etmiştir.
Neler neler denemedim. Zaman içinde zerre kadar değer verip saklamaya bile tenezzül etmediği hediyelerimden bazıları,
- El emeği göz nuru, daha nişanlı bile değilken,birlikte çıkarken kendisine ördüğüm bere.
- Braveheart filminin orjinal posteri. (üniversitedeyken gidip hayran kalmıştık filme, sonra uzun süre kendisi aradı almak için bulamadı, ben alıp hediye ettim ama bir kere bile açıp duvarına falan astığını sanmıyorum, zaten evlendikten sonra çeyizinden de çıkmadı :P)
- Zamanında epey bir para bayıldığım çok şık ve güzel desenli bir fincan
- Çalışmaya başladığımda ilk kazandığım parayla aldığım şık bir dolmakalem (ilk kazanılan parayla alındığı için kullanmasa da en azından insan saklar hatıra olarak, bilsem o parayla kendime birşey alırdım)
- Bilimum kısa ve uzun kollu gömlek çeşitleri
- Benim hayran kaldığım, önden fermuarlı bir yün hırka
- Yine kendi ellerimle ördüğüm, reglan kollu gören herkesin hayran kaldığı lacivert üzeri kar tanesi desenli hırka
- Gömlek ve kot pantolonla giysin diye yine benim ördüğüm süeter
Liste böyle uzayıp gidiyor ama bu adamın huyu hiç değişmiyor. Tam tersine ben ona vermek için hediyesiyle ne kadar uğraşırsam ne kadar kafa patlatırsam O'nun için o kadar az şey ifade ediyor.
Evliliğimizin ilk yıllarında bu çok canımı sıkıyordu. Sırf bu yüzden kavgalar bile ettiğimiz oldu. Ama zaman içinde, beraber geçirdiğimiz 17 sene (6 sene flört ve nişanlılık dönemi ve de 11 sene evlilik) ve 2 çocuktan sonra, benliğimizdeki son romantik duyguları da bünyeden atıp kurtulduktan sonra böyle şeyleri kafaya takmamayı öğrendim. Kasım ayı başında yine içimdeki canavar uyanıp "Bu sefer farklı birşeyler yapsam... " ya da "Bu defa gerçekten sevebileceği birşey bulabilir miyim acaba?" diye bir düşünmeye başlıyorum. Sonra silkinip kendime geliyor ve yine garanti yolu izliyorum. Doğum gününde ya en sevdiği yemeği pişirip sürpriz yapiyorum, ya da aile içinde bir pasta eşliğinde küçük bir kutlamayla garanti bir hediye (mesela zaten senelerdir kullanmakta olduğu parfümden bir şişe) verip sıyrılıyorum işin içinden.
Bir nevi beraber büyüdükten sonra böyle bir rahatlık oluyor işte ilişkinizde... Kendi doğum gününüzde bile "Hediye istemiyorum, onun yerine kendime yeni kitap siparişi vericem, haberin olsun sonradan laf söylemek yok" diyebilme özgürlüğünüz oluyor böylece. Kimilerine bu durum çok berbat gelebilir ama ne yapayım, beni bu hallere getirenler utansın.
Yine ben..;)
YanıtlaSilBen de almiyorum artik.. Nasil olsa giymiyor etmiyor..gecen yil emek emek en sevdigi pijamadindan kalip cikarip pijama diktim incecik kumastan.. Kac saat sürdü
Neymis.. Rahat degilmis..
Dedim birak giyme.. Canim kardesime hediye ettim...;)))
O da bana hediye almiyor zate.. Ikimiz alisveise ciktigimizda bir dogun günü falan varsa kendimize kendimiz seciyoruz birsey.. O hediyemiz oluyor artik..