24 Kasım 2010 Çarşamba

İlk evimiz

Düşündüm de 11 yıllık evliliğimde tam 6 defa taşınmış ve 6 ev değiştirmişim. "Neden ev sayısı taşınma sayısıyla eşit?" diyenlere cevabım şu; çünkü 6 taşınma sonunda dönüp dolaşıp yine evlenip gelin geldiğim, ilk oturduğumuz eve geldik. İlginç değil mi?

Bundan 3 sene önce İzmir sayfasını kapatıp İstanbul'a geri dönme kararı aldığımızda önden gelip ev aramaya başladık. Yeni bir başlangıç yapıp bundan önceki emeklerini çöpe atmayı göze alarak Özgür ortağından ayrılma kararı almıştı. Ben de "Henüz yaşımız 30, yeni bir hayata başlamak için geç değil" diyerek destekledim. Yeni bir iş kurarız dedik, bundan 10 sene önce ilk işimizi kurduğumuz sanayi bölgesinde yeni bir dükkan tutup doğal olarak oraya da en yakın semtte ev aramaya başladık. Tesadüfen bir de baktık ki evlendiğimizde ilk "evimiz" dediğimiz yer yine boş ve kiralık. Hemen eski ev sahibemizi arayıp konuştuk tabii seve seve yeniden evini bize verdi, zaten dünyanın en tatlı ev sahibesi falandır herhalde.

Sonuçta onca yer değiştirip, hayatın içinde oraya buraya savrulduktan sonra yeni bir başlangıç yapmaya karar verdiğimizde yeniden gelip o ilk oturduğumuz evde yaşamak dünyanın en hoş ve mutluluk verici şeyi sanırım. Zaman içinde onca yer değiştirdik ama her seferinde ilk evimizi derin bir özlem ve sevgiyle anardık. Hiçbir zaman bu evi ve burada yaşadığımız mutlu günleri unutmadık ve kader bizi onca sene sonra yeniden orada yaşamak üzere başladığımız noktaya geri döndürdü. Yeni bir başlangıç için bundan daha iyi bir başlangıç noktası hayal bile edemezdik Özgür'le.

Bu evden ilk ayrılmamızla aslında sıkıntılarımız başlamıştı. Zaman içinde düşündüm de değiştirdiğim onca evde, hatta yaşamaktan en nefret ettiğimde bile düşününce içime bir sıcaklık veren bazı anlar hatırlıyorum.

2. evimiz hayatımızda maddi olarak en çok zorluk çektiğimiz dönemdeki evimizdi. Kocaman olmasına rağmen her zaman soğuktu, hiç güneş almazdı, rutubetliydi. Çok az yaşadık orada, 4 ay kadar. Ama geçmişe bakıp o zamanı hatırladığımda, orası en zor zamanlarımızda evimiz dediğimiz yerdi. Neler yaşadığımızı düşündüğümde hep o evde onca sıkıntıya nasıl birbirimize destek olarak göğüs gerdiğimizi hatırlarım ve içim ısınır.

3. evimiz çok neşeliydi. Özgür'ün abisiyle altlı üstlü yaşadığımız, şirin bir mahallede şirin bir evdi. Sürekli güneş alırdı, sıcacıktı. Ortamını hep sevdik ve üst kattaki komşularımızla çok güzel günler geçirdik ve bizim büyük oğlan o evde doğdu.

4. evimiz küçük bir kasabadaydı. Benim büyüdüğüm, Ömer Seyfettin'in doğduğu kasaba... İş yerini oraya taşımak maliyet açısından doğru bir seçim gibi görünmüştü ama hayatta hiçbir zaman, hiçbir şeyin planlandığı gibi gitmediğini de acı bir şekilde o evde öğrendik. Küçük oğlan da bir sürpriz sonucu biz orada yaşarken doğdu.  Geriye dönüp o evdeki anılarımı düşündüğümde büyüğün ilk doğum günü, ufak oğlanın doğuşunu ve her salı, pazardan dönüşte (o bana kızıp hayatımdan çıkıp gitmeden önce) en yakın dostumla yaptığımız biber kızartması partilerini hatırlıyorum. Kendisi hala bilmez ama o evdeki günlerimde yaşamıma renk katan yegane insan oydu herhalde. Çünkü ilk defa o evde işler tepetakla gitti, Özgür'le aramız ilk orada açılmaya başladı ve İzmir'e taşınma kararı almamızla birlikte ben 11 yıllık o en yakın dostumu kaybettim. Üniversite arkadaşımdı, bazı konularda aynı derecede olgunlaşmadığımız ortaya çıktı ve ardına bile bakmadan hayatımdan çıkıp gitti. Böylece benim için çok sarsıcı bir dönem başladı.

5. evimiz İzmir'deydi. Hayatımın en bunalımlı en kötü günlerini o evde yaşadım. Yalnızdım, eskiden en yakın dostum dediğim insan benden en fazla 4-5km uzakta yaşıyordu ama biz görüşmüyorduk. Özgür'le çok sarsıntılı günler geçirdik. Etrafımda konuşabileceğim, tanıdığım hiç kimse yoktu, sabahtan akşama 2 küçük çocukla evde, bir çift söze hasret yaşıyordum. Zaman içinde iyice dibe vurdum, kendime acıdığım günler oldu, hayatı kendime de etrafımdakilere de zehir ettim. Hayatımdaki her şey dağılma noktasına geldi, anneliğim, evliliğim, benliğim... İzmir'den belki de bu yüzden nefret ettim. Hala daha hatırlamak istemediğim bir dönemdir benim için o evde yaşadığım günler. Ara sıra düşündüğümde, o evde batan akşam güneşinin antredeki aynadan salona vuran o kızılımsı ışıklarını, sabahları taze demlenmiş bergamutlu çayın mutfağa yayılan kokusunu hatırlıyorum. Orada yaşamaktan nefret ettim ama yine de bana güzel anılar bırakmayı başarmış.

6. evimiz Özgür'le benim için yeni bir başlangıçtı. Ben kendimi toparlamaya ve bu adamı hayatımdan çıkaramayacak kadar sevdiğime karar verdim. O da depresyonda dibe vurduğu dönemde yaptıklarım yüzünden beni suçlamaktan vazgeçip, bazı hataları üstlenip yeni bir başlangıç yapmaya değeceğine karar verdi. 6. evimiz İzmir'de geçirdiğimiz en güzel günleri yaşadığımız yerdi. Her zaman o evi de oradaki günleri de sevdik. Güneşli şirin mutfağında ettiğimiz kahvaltıları, ailecek orada geçirdiğimiz zamanı ve de kendimizi dışarı atıp avare avare çocuklarla gezdiğimiz günleri hep severek anacağım. O evde sadece 6 ay kaldık. 6 ay sonunda Özgür ani bir kararla daha fazla orada, mevcut ortağıyla çalışamayacağına karar verdi. Bizim için zaten bu karar tutsaklıktan kurtulmak gibiydi. Yeniden her şeyi ardımızda bırakıp tanıştığımız, beraber okuduğumuz, aşık olduğumuz, evlendiğimiz, her köşesinde bir anımızın ve sevdiğimiz insanların olduğu şehre dönmek anlamına geliyordu ve tabi ardımıza bile bakmadan koşarak geldik.

Son evimiz başta da anlattığım gibi ilk evimiz aynı zamanda. Bu evi sevmemin pek çok nedeni var. Küçük ama kullanışlı bir ev. Yaz akşamlarındaki balkon keyiflerimiz, haftasonları yürüyüşlerimiz, annemlere yürüyerek 5 dk mesafede olması en sevdiğim yanları. Gelinliğimle asansörden çıktığım gün sanki dün gibi. Özgür'le 6 sene flört ve nişanlılık döneminden sonra bu ev, birlikte yaşamaya başladığımız ilk yer. 10 sene önce de bu evde yaşıyordum. O zamanki halimle şimdiki halim arasında dağlar kadar fark var ama işte en çok sevdiğim yanı; bu ev benim o zamanki halimi de biliyor. Tuhaf bir düşünce değil mi? Şimdi iki çocuğumla aynı evde yaşıyorum. Çocuklarımı hemen karşıdaki okula götürüyorum. Bundan 10 sene önce bunu hayal bile edemezdim herhalde.  Son üç senedir burada yaşıyorum ve de neredeyse her günü için şükrediyorum. Yaşadığım onca şey ve yerden sonra tekrar burada olmak, huzurlu olmak paha biçilemez.

2 yorum:

  1. Ne kadar sevindim ..ne kadar ic acici bir yazi..allah bozmasin...

    YanıtlaSil
  2. Nar çiçeği, çok teşekkür ederim, amin. :D

    YanıtlaSil