Tam 9 günlük bayram tatili de göz açıp kapayana kadar geçti gitti. Bu kadar uzun bir tatilden bile dinlenemeden çıkmayı başardım. Nasıl oldu anlatayım;
Cuma akşamından insanlar akın akın tatile gidince biz de koca İstanbul boşaldı sanıp hafta sonu soluğu Carrefour'da aldık. Bizim ufak oğlanın doğum günü hediyesini aradan çıkaralım istemiştik. Uzaktan kumandalı bir araba istedi, biz de aldık bir tane. Paket yaptırıp geldik eve ama İstanbul'un sandığımız kadar da boşalmadığını acı bir şekilde anlamış olduk.
Arefe günü bizim ufak oğlan yine kuru kuru öksürmeye başladı. Daha sinüzit nedeniyle içtiği 3 kutu antibiyotiğin üzerinden en fazla 15 gün geçmişti üstelik. O öksürdükçe Özgür'le ben daha çok gerildiğimiz için tuttuk apar topar doktora geri götürdük. Zaten bebekliğinden beri (1,5 yaşında hastanelik olduğundan beri) alerjik bir bünyesi olduğunu biliyorduk. Bu sefer kuru öksürüğe nefes darlığı da eşlik edince cümleten anladık alerjik astımı olduğunu. Zaten 1 gece önce de amcasının evinde nefesi tıkanınca yine amcasının ilacıyla açılıp biraz kendine gelmişti. Maalesef Özgür'ün ailesinde alerjik durumlar ve alerjik astım çok yaygın. Özgür bile bir defasında karpuzdan alerji olmuştu. Ne olduysa bir lokma aldığı bir karpuz dokundu, öksürmeye, hapşırmaya, gözlerinden yaş gelmeye başladı. Az daha gidiyordu adam, ve yemin ederim görmesem bir insanın karpuzdan bile alerji olabileceğine hayatta inanmazdım.
Sonuçta doktorun da onayıyla Ventolin spreyimizi alıp paşa paşa döndük evimize. Alerji testini yaptırmayı mecburen bayramdan sonraya erteledik, en azından neye alerjisi olduğunu bilsek de o etkeni ortadan kaldırsak iyi olacak. Şimdilik evde en çok şüphelendiğimiz şeyler halı zemin ve de bizim muhabbet kuşları. Halı zemin konusunda öyle hop diye bir şey yapılamadığından kuşlardan başladık. Kafes komple temizlendi, kuşlar salonun baş köşesinden mutfaktaki kalorifer peteğinin yanına geçtiler. Salonu ise bayram da geliyor diye baştan aşağı, dip bucak, derinlemesine temizledim. Haliyle azıcık pestilim çıktı ama oğlanın öksürüğü de şıp diye kesildi. Alerjisini körükleyenin ya da en azından etkenlerden en önemlisinin kuşlar olduğunu anlayınca hepimiz üzüldük tabii. Kuşları vermemiz gerekecek sanırım. Ama şimdilik evi düzenli havalandırma, süpürme, toz alma ve de kuşların kafesini 2 günde bir temizlemeyle alerjisini minimum düzeye düşürmeyi başardık.
Bayramın ilk günü, anneanneler şehir dışında olunca, babaannelere gittik biz de. Özgür'ün diğer 3 kardeşi de çoluk çombalak bize katılınca epey şenlikli ve keyifli bir bayram yemeğinden sonra bir pasta kesip Özgür'ün doğum gününü kutladık.
Bayramın 2. günü baktık bizim oğlan Cumartesi günkü doğum günü için sakladığımız oyuncak paketiyle platonik aşk yaşıyor, "Yazıktır, günahtır, nasılsa hediyesini de kendi seçti, ne olduğunu biliyor, 4 koca gün beklemesin, oynasın yavrucak" deyip izin verdik hediyesini açmasına. Çocuk hediyeyi açtı, 1 gece oynadı ve de ertesi sabah bozuldu arabası...
Bayramın 3. günü soluğu yeniden Carrefour'da aldık. İşin kötüsü oyuncağın fişini bulamadık ama yine de değiştirmek için gittik oyuncakçıya. Ben tabii ortada bozuk bir oyuncak ve de ona ait bir satış fişi olmayınca, Özgür'ün kasada psikopata bağlayacağını bildiğimden market alışverişi bahanesiyle kaçtım yanlarından. Nitekim ilk etapta "Fişi yoksa değiştiremeyiz" demişler. Özgür de fiş taşımak mecburiyetinde olmadığını Cumartesi kestikleri faturalardan adına kesilmiş olana bakıp sattıkları ürünü bulabileceklerini söylemiş. Kabul etmişler, ama kasiyer "Şimdi bu ürünü fabrikaya yollayacağız, 10 gün içinde cevap gelecek" diye başlayan bir cümle kurunca Özgür "Biz istemiyoruz o ürünü, onun yerine başka bir şey alacağız" demiş. Sanki paketi açmadan ürünün bozuk olduğu anlaşılabiliyormuş gibi kasiyer "Ama beyefendi biz ne yapacağız bunu o zaman? Paketi de açılmış bunun.." deyince Özgür kopmuş oracıkta. "Gömeceksiniz! Buraya Joker mağazasının önüne açın bir çukur, gömün, müşteri memnuniyeti için bunu yapıyoruz diye de reklamını yapın. Bir daha da dandik ürün sokmayın mağazanıza. Ben 5 liraya seyyar satıcıdan mal almadım ki..." demiş. O anda ben yanlarında olmadığım için ne kadar mutlu olduğumu ifade etmeme gerek yok sanırım. Sonuçta başka bir oyuncakla döndüler. Tabii bu sefer uğursuzluk getiriyor diye doğum gününden önce açmasına izin vermedik hediyesini.
Bayramın son günü, küçük oğlanın Cumartesi günkü doğum günü için ben kendimi ev işlerine ve kek börek pişirmeye vurdum. Özgür bendeki potansiyeli görerek şaşkına döndü. İçime şeytan girmiş gibi, daha arefe günü temizlediğim halde yeniden evin her yerini silip süpürüp parlattıktan, 3 tepsi börek, kurabiye, tuzlu kek ve kısır yaptıktan sonra tabii ki evdeki 3 adamın emeklerimi ziyan etmelerine hayatta izin veremezdim. Misafirler gelene dek "Koşmayın!", "Oyuncakları buraya getirmeyin!", "Odanızı toplayın!", "Ortalığı dağıtmayın!", "Kendinizi terletmeyin, adam gibi oturun!" gibi bilumum emir kipindeki cümlelerle üçünü de muma çevirdim. O aşamada hiçbirisi beni delirtmeye cesaret edemeyeceğinden, söylene söylene de olsa ne diyorsam yaptılar.
Doğum günümüz çok keyifli geçti. 5 kuzen evin altını üstüne getirirken biz büyükler keyifle oturup akşamın 9'una kadar sohbet ettik. Herkes gittikten sonra Özgür suratımdaki kocaman gülümsemeye bakıp "Sanırım eski haline ancak dönebildin, gülümseyebilecek kadar gevşemişsin" dedi.
Pazar gününü ise Özgür "Ya beraber film izleyeceğiz ya da ben sana org çalarım!" diye beni tehdit ettiği için film izleyerek geçirdik. Çünkü orgu daha 1-2 gün önce doğum günü hediyesi olarak aldı ve de henüz tek bir parça bile çalmayı bilmiyor. Beraber film izleme olayı bizde gerginlik yaratıyor çünkü Özgür film izlemeye bayılıyor. Ama film zevki berbat. Ne zaman DVD kiralamaya gitse ne kadar mantar aksiyon filmi varsa alıp geliyor ve ben daha filmin kapağına bakıp "Ben izlemem bunu, sen kendin tak, izle" deyince de çok bozuluyor. Filmleri ben seçersem de her seferinde filmin ortasında uyuyor. O yüzden bu film izleme konusu bizim evde bir kavga konusu olabiliyor. Ama şansıma bu bayram tatilinde güzel filmler seçmiş. E film izlemeye uzun süre ara vermenin faydası da bu sanırım. O sürede epey güzel film çıkıyor. Çocuklar doğdu doğalı biz sinemaya gitmek nasıl bir şeydi unuttuk. Çocuklarla gittiğimiz filmler de "Köfte yağmuru" gibi saçma sapan filmler olabiliyor maalesef. O yüzden sinema filmlerini epey geriden takip ediyoruz. Geç te olsa Inception, Robin Hood ve de Son hava bükücü Avatar'ı, çocuklarla da Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 'i izledik, hepsi güzeldi, bayram tatilinden geriye izlediğim filmler yanıma kar kaldı.
Ah su film secimleri:))
YanıtlaSilDün aksam esimin istegiyle Bornova Bornova yi izlemek icin oturduk.Bornova da büyüdügü icin merak etmis filmi.Yoksa mümkün degil izlemek istemesi.Birde öyle dvd falan degil siteden izliyoruz düsün.Film bitene kadar kizim 5 kere uyandi ve ben her defasinda yanina gidip uyutup geri geldigimde esimi bursaspor macini izlerken buldum.Tabii bir süre sonra hem tv hem film ikisi birarada izlenir hale geldi.Arada havada ucusan futbolculara söylenmeler ,hakaretler esliginde bitirdik filmi.Cok yönlüyüz cok:))
Ne yapacağız bu adamların film zevkleri konusunda bilmiyorum, ümitsizim açıkçası :)
YanıtlaSil